·80 syf.····Okunma: 23 Mayıs 2025 23:39 Schopenhauer bu kitabında kendi çalışmalarından ve araştırmalarından kaynak alarak aşk ve cinsellik konusunda yeni bir metafizik geliştiriyor.
Yazar ilk olarak aşk ve cinselliğin birbirinden pek de farklı güdüler olmadığını kanıtlayarak işe başlıyor. Bu her ne kadar dışarıdan bakıldığında mantıksız hatta ahmakça bir düşünce gibi gelse de, filozofun diğer kitapları ve genel olarak felsefesindene aşina kimseler için beklenen bir durum.
Bu noktadan itibaren içgüdü, dürtü meseleleri filozofun İsteme ve Tasavvur Olarak Dünya eserinde ele aldığı isteme meftumuna dönüşüyor. Bu durum kitaba konu olan metafiziğin esasında ayrıksı bir düşünce değil de zaten filozofun temel olarak öne sürdüğü felsefesinin bir yorumu haline getiriyor. Bu açıdan tatmin eden bir yapıt.
Kitabın ilerleyen bölümlerinde dikkate değer bir mesele mevcut. Yaşadığımız arzunun (bu arzu artık aşk ve cinsellik olarak ayrılamaz ve yalnızca cinsellik olarak yorumlanır) Birey olarak sahip olunan bir arzu değil de insanlık türünün getirisi olan hayvanı bir dürtü oluşunu ele aldığı iddia ediyor. Ölümsüz olan türün ölümlü olan insan zihnine zuhur etmesi ile oluşan bu arzu ise tamamen türün çıkarları ile bezenmiş oluyor. Dolayısıyla buradan hareketle bu aşkın ve yoğun arzu insanı aptalca ve komik ölümlere dahi götürebiliyor. Tür ve Birey arasındaki ilişkiyi bu şekilde ele alması belki eleştirilebilir, ama düşünüldüğünde temeli sağlam ve bir nebze doğru bir fikir denebilir.
Çeviri gayet güzel. Bunun yanında Schopenhauer'de yazım konusunda oldukça başarılı. Kendisini bir eğitimci olarak görmemek mümkün değil. Fakat kullandığı kavramlar yabancı olan birisi için zor ve anlaşılmaz olabilir. Belki internetten yardım alarak okunabilir.
Ek olarak ilk kez Schopenhauer okuyacak olan birisine önermeyi doğru bulmuyorum, hoş bir deneyim olmaz.
Kitabın özeti şu alıntıda bulunabilir:
"Sadece tür, sonsuz hayata sahiptir; bu bakımdan da onun sonsuz istekler duyma, sonsuz tatminler yaşama ve sonsuz acılar çekme yeteneği vardır. Ama işte bu istek, tatmin ve acılar, burada (dünyada) bir ölümlünün dar yüreğine hapsedilmişlerdir. Dolayısıyla da böyle bir ölümlünün sonsuz sevinç ve sonsuz ıstırapla dolduğu yerde çatlayıp parçalanmak ister gibi görünmesine ve bunları ifade edebilecek söz bulamamasına şaşmamak gerekir. Demek ki bu durum, transzendental, dünyevi her şeyin üzerinde uçan metaforlarla yükselip yolunu şaşıran bütün erotik şiirlerin yüce türünün malzemesini sağlar."