Seni anlatmak, uzun bir yolculuğa çıkmak gibi; kendimi uçsuz bucaksız özgürlüğün içinde bulduğum, asla unutmayacağım anılarla dolu... Her gecesi keyifli bir müzikle içilen bira gibi, her sabahı benzersiz bir enerjiyle uyanmışım gibi ama bir o kadar acelesiz, telaşsız... Zaman durmuş gibi, usul usul gezerdim.
Seni anlatmak, fırtınanın ortasında kalmak gibi. Gözlerimi bile açamadan oradan oraya savrulurken buluyorum kendimi. Soğuktan donmuşum, sırılsıklam... Evin yolunu arıyorum ama yoksun artık. Bu şehri terk ettiğini unutmuş gibi arıyorum hâlâ bu fırtınada seni. Umudum yok, hiçbir beklentim yok ve savrulup gidiyorum; sensizliğin içinde savrulup gidiyorum.
Ve seni anlatmak, bir Sezen Aksu şarkısı gibi: gerçek, acı ve geri dönülemez bir yol kadar uzak...