·448 syf.····Okunma: 24 Mayıs 2025 17:47 Eleştirim hem olumlu hem de olumsuz olacak; önce olumlu yönlerinden bahsedeyim. Kitabın ismi oldukça ilgi çekici, kapağı da dikkat çekiciliğini artırıyor. Karakter isimleri de çok güzel; özellikle Kayra ismi çok hoşuma gitti. Her ne kadar gerçek isimleri bu olmasa da sadece Kinyas’ın gerçek adını (Tolga) biliyoruz.
Karakterlerin iç dünyaları detaylı ve çok katmanlı bir şekilde aktarılmış; insan psikolojisinin karmaşıklığı ve iç çatışmaları başarılı yansıtılmış. Bu yönünü oldukça sevdim. Ayrıca Hakan Günday’ın özgün ve etkileyici bir anlatımı var. Şiirsel dili, kitabın edebi değerini artırıyor. Yazarın genel yazım diline zaten hayranım; bu kitap özelinde olmasa da dili açısından oldukça etkileyici buluyorum.
Sadece bir hikâye okumuyoruz; kitap düşündürüyor, sorgulatıyor ve farklı bakış açıları kazandırabiliyor. En çok takdir ettiğim yanı ise, bu kadar ağır bir konuyu cesaretle ele alabilmiş olması. Kitabı çok sevmesem de bu yönüyle oldukça saygı duyulacak bir eser olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Kitap, aynı zamanda toplumun adalet sistemine ve bireyin iç dünyasına dair önemli eleştiriler barındırıyor. İçindeki çizimler de oldukça başarılıydı; belli ki emek verilmiş ve bu da olumlu yönlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Ancak olumsuz yanları da yok değil. Kitabın anlatımı yer yer oldukça ağırdı, okumakta ciddi anlamda zorlandım. Zaten birçok olumlu eleştiride bile bu durumdan bahsediliyor. Anlatım bazen fazlasıyla karmaşıklaşıyor, bu da okuma sürecini yavaşlatıyor ve yorucu hale getiriyor. Kitabı birkaç kez bırakmayı düşündüm ama tamamlamak istediğim için zor da olsa bitirdim.
Teferruatlı iç monologlar, hikâyenin akışını zaman zaman sekteye uğratıyor; aynı düşünceler tekrarlandıkça sanki aynı sayfaları dönüp dolaşıyormuşum hissi oluştu. Bu da kitabın sürükleyiciliğini olumsuz etkiliyor.
Karakterlere ısınmakta güçlük çektim. Yeraltı dünyası ve karanlık temalar anlaşılır olsa da, bazı sahneler bana göre gerçeklikten uzak ve zorlama geldi. Özellikle Kayra’nın 16 yaşındaki bir kıza istismarda bulunduğu bölüm, bunun neredeyse zevk alınıyor gibi aktarılması çok riskli ve rahatsız ediciydi. Bu sahneyle birlikte kitaptan duygusal olarak tamamen koptuğumu söyleyebilirim.
Kitap bazı konuları anlatmak isterken asıl vermek istediği mesajdan sapıyor. Özellikle cinsel istismar gibi zaten ele alınması çok riskli olan meselelerde, farkında olmadan meşrulaştırma yapıldığını gördüm. Örneğin Kayra’nın bir kadını iki üç sayfa boyunca dövdükten sonra "hiçbir şey hissetmedim" diyerek, bunu edebi bir dille süslemeye çalışması son derece rahatsız ediciydi. Bu noktada yapılan “edebiyat” kasma değil, oldukça düşük bir tutumdu.
Gerçek hayatta tepki göstereceğimiz olaylara, kitapta Kinyas ya da Kayra yaptığında empati ya da hayranlıkla yaklaşan okurların olması beni hayal kırıklığına uğrattı. Hatta bazı yorumlarda “Hayatımda keşke Kayra gibi biri olsa” denildiğini gördüm; bu tür söylemler, bana oldukça sığ ve tehlikeli bir bakış açısını yansıtıyor.
Kinyas’ın öz kardeşine karşı cinsel duygular beslemesi ise başka bir sınırı zorluyor. Evet, bu bir kurgu, ama bazı yerlerde anlatayım derken resmen ipin ucu kaçıyor. Her sayfada bir şekilde istismar, şiddet ya da sapkın bir ilişki övülerek anlatılıyor. Kadına kemerle şiddet uygulanması gibi sahneler, iki “ruhsal açıdan bozuk” karakter üzerinden normalize edilmiş gibi yansıtılıyor. Bu durumda ne kadar sağlıklı bir bakış açısıyla okuyabiliriz ki?
Toplumda karşı durmamız gereken şeylerin, bu kitapta hayranlık uyandıracak şekilde sunulması ve pek çok kişinin bunu fark etmeden övmesi beni ciddi anlamda rahatsız etti. Bazı okuyucuların bu kitaba övgü değil, toplumda bazı şeylerin ne kadar yanlış anlaşıldığının göstergesi.
Kitapta bu içeriklerin fazlalığı beni rahatsız etti. Her sayfada bir şekilde aşırıya kaçıldığını düşünüyorum. Ben bu kitaptan yalnızca şunu çıkardım ve vurgulanması gerekenin de bu olduğunu düşünüyorum: Hepimizin farklı bakış açılarıyla dünyaya bakması, karakterlerin bu kadar uçlarda olmasıyla sorgulama cesaretimizi sınamamız gerekiyor. Asıl mesele, toplumdaki şiddet, dışlanma ve yoksulluk gibi gerçek sorunlara karşı farkındalık yaratmak ve okuyucunun bunları sorgulayabilme cesareti gösterip gösteremediğini tartmak.
Evet, edebi anlamda kitabın dili oldukça güçlüydü. Felsefi düşünceler güzel aktarılmıştı, buna sözüm yok. Ama konu cinsel istismar, şiddet ve sapkınlık gibi alanlara geldiğinde, yazım dili ne kadar etkileyici olursa olsun bu tür içerikler beni kitapla arama ciddi bir mesafe koymak zorunda bıraktı. Sürekli "Bu kitap daha ne kadar itici olabilir?" diye düşündüm.
Ne Kinyas’ı sevebildim ne de Kayra’yı. İki hastalıklı zihniyeti okurken zaman kaybetmiş gibi hissettim. Bu nedenle sadece çizimlere ve yazım diline puan verebiliyorum. Onun dışında benim için kitap büyük ölçüde hayal kırıklığıydı. Puanım 3/10.