_Ötanazi Okulu_’nu okurken, kendimi karanlık bir labirentin içinde kaybolmuş gibi hissettim. Yeşil’in hikâyesi, sadece bir karakterin değil, birçok insanın içsel mücadelesinin yansımasıydı. Maral Atmaca’nın kalemi, beni hem büyüledi hem de derin düşüncelere sevk etti.
Yeşil’in yaşadığı travmalar ve içsel çatışmalar, beni derinden etkiledi. Onun, ait olmadığı bir dünyada hayatta kalma çabası, bana kendi hayatımdaki zorlukları hatırlattı. Ancak, bazı bölümlerde karakterlerin içsel dünyalarının daha derinlemesine işlenmesini bekledim. Özellikle Yeşil’in duygusal dönüşümleri, bazen yüzeysel kalmış gibi hissettirdi.
Yine de, kitabın atmosferi ve anlatımı beni içine çekti. Özellikle Gölge karakterinin gizemli yapısı ve Yeşil ile olan ilişkisi, hikâyeye ayrı bir derinlik kattı. Ancak, bazı yan karakterlerin daha fazla geliştirilmesi, hikâyenin zenginliğini artırabilirdi.
Sonuç olarak, Ötanazi Okulu, beni hem duygusal hem de zihinsel olarak etkileyen bir roman oldu. Eksikliklerine rağmen, anlatımı ve atmosferiyle beni içine çekti ve uzun süre etkisinden çıkamadım.