Akşemseddin (1389- 1459), nesebi Hz. Ebubekir (ra) soyuna dayanan, İstanbul'un manevi fatihi, Fatih Sultan Mehmet'in hocası, Hacı Bayram Veli'nin en önemli öğrencilerinden biri olan mutasavvıf bir alimdir. Kendisi hakkında bu kitapta geçen bazı anekdotları not alarak meselenin akılda kalıcılığını güçlendirmeye çalışacağım.
Gençlik yıllarında Akşemseddin kendisine bir derviş aramak için yola çıkar ve bu nedenle Hacı Bayram Veli'yi bulmak için Ankara'ya gelir. Hacı Bayram Veli'nin müridleri ile birlikte esnaftan para topladığını görünce Akşemseddin bunu kerih görür ve başka bir yere başka bir derviş bulmak için yola çıkar. Ama sonrasında rüyasında zincirlere bağlanmış bir şekilde kendisinin Hacı Bayram Veli'ye götürülüşünü görür. Rüya yoruma açık değildir. Böyle bir menkıbe ile anlatılır yani Akşemseddin müridliği ve Hacı Bayram Veli'nin dervişliği. Hacı Bayram Veli burada çok kısa bir sürede Akşemseddin'e icazet verir.
Akşemseddin, Fatih Sultan Mehmet'e hoca olur ve İstanbul'un fethi sırasında Hz. Peygamber (sav)'in İstanbul'un fethi ile alakalı olan hadis-i şerifi hatırlatarak Müslümanların moralini yüksek tutar. Ayrıca dualarıyla birlikte manevi güç vermesinin yanında; bu fetih için sebat gerektiğini de çok güzelce tavsiye eder. Hatta fethin son zamanlarında disiplinli ve biraz daha sert emir komuta kademeleri oluşturmasını Fatih Sultan Mehmet'e tavsiye etmiştir.
Akşemsedin, yukarıda yapılanlar hiç biri olmasa da Ebu Eyyub el-Ensari'nin (ra) defin yerini tespit ederek de çok büyük bir iş başarmıştır. Burada da keramet gösterdiğine dair bir menkide mevcuttur; detaylarını atlıyorum. Fatih Sultan Mehmet, Akşemseddin'e her zaman büyük hürmet göstermiştir ve bu hislerini şöyle açıklamıştır: "İstanbul'u mu fethetmek daha mutlu edici bir durum yoksa Akşemseddin'in zamanın da mı yaşamak" şeklinde bir soruyu kendisi için sordurtabilmiştir, Akşemseddin.
Son olarak, Akşemseddin'in öncelikler fıkhını bilip nasıl uyguladığına dair bir güzel bir anekdot daha. Fatih Sultan Mehmet, Akşemseddin'in tekkesine katılmak için izin ister ama her seferinde kapısından döndürülür. Akşemseddin şu şekilde cevaplandırır: Halvet güzeldir, lezzetlidir; bundan tat aldığında bir daha bırakamazsın, devlet işleri aksar". Fatih Sultan Mehmet için gerekli fazilet kazanma yolu adaletli bir şekilde yönetim gerçekleştirmektir.
Ayrıca Akşemseddin kitabında mikrop ile alakalı ilk hipotezi atan kimsedir bu kitaba göre. Basitçe ifade ettiği şey şudur; bulaşıcı hastalıklar göz ile görülemeyen tohumların vücuttan vücuda geçerek orada çoğulmasıyla oluşmaktadır. Pasteur'dan 5yy önce bu tezi savunması önemlidir.
Bazı genel geçer notlar:
*Osmanlı'da ilk medrese İznik fethinden sonra faaliyete geçmiştir (1330)
*İlk şeyhüislam, II.Murat döneminde Molla Şemseddin Fenari'dir. (ölüm 1431)
*İdrar tutulması ilk kez sonda ile Fatih Sultan Mehmet'in doktorlarından Altuncuzade tarafından tedavi edilmiştir.
*II. Abdulhamit, Pasteur'un kuduz aşısını bulmasını 10000 Fransız Frangı ile tebrik ederek; ünlü Pasteur enstitüsünün kurulması konusunda katkı sağlamıştır.