Bir öykü, yalnızca kelimelerden ibaret değildir. Satırlar
arasında gezinen sözcükler, salt edebi bir oyun olmanın
dışında; bazen bir sarsıntıya, bazen bir hatırlatmaya, bazen de sessizce bırakılan bir mesaja dönüşür.
Anlatılan her hikâye, okuyanın dünyasına dokunmalı; düşündürmeli, hissettirmeli, hatta zaman zaman bir pencere açarak onu bilmediği bir manzarayla ve dünyayla tanıştırmalıdır.
İşte bu kitap, böylesi bir yolculuğa davettir.
Birkaç senedir zaman zaman yazdığım öyküler, yalnızca hayal gücümün ürünü değil. Onlar, gördüğüm ve duyduğum gerçekliklerin bir yansımasıdır. Kimi iç dünyamdan taşan bir fısıltı, kimi dış dünyamın gürültüsü, kimi de tam ortasında durduğum çevremin bir izdüşümüdür.
Bazıları yaşanmışlıklara dayanır; kurgunun dokunuşuyla şekillenir ve bir mesaj taşır. Ancak içlerinden “Ahid” isimli öykü, tümüyle
gerçektir. Onun hiçbir sahnesi hayal ürünü değildir.
Gayrimeşru bir hayatın ardından İslami bir hayata yönelen bir insanın; yer yer güldürücü, bazen iç yakıcı ve
bir o kadar da umut dolu serüvenidir.