“Vahşetin Çağrısı”
Puan vermedi·108 syf.··
2025 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2025 15:47
“Vahşetin Çağrısı”nı daha önce okumuştum ama bu defa başka bir gözle, başka bir kalple okudum. Buck’ın yolculuğu artık bana sadece doğaya değil, kalbimin özüne yapılan bir dönüş gibi geldi. Sanki onun özgürlüğe attığı her adımı birlikte atıyorduk. Kitabın başından beri Buck’ın hep bir sahibi vardı; bazıları onu çok sevdi, bazıları ise hiç değer vermedi. Ölümü beklerken uzanan bir kurtuluş eliyle hayatı değişti. Son sahibi Thorton, onun evi oldu. Onunla oyunlar oynamak, yanında olmak Buck için yeterliydi. Sevgi bazen dille değil, gözle ve kalple kurulur. Buck, zaman zaman Thorton’un yanından ayrılıp doğaya karıştı. Bir geri dönüşünde yerlilerin saldırısına uğradığını gördü. İçindeki en vahşi halle intikamını aldı. Artık ne dostu vardı, ne sahibi, ne de evi… Onu bu dünyaya bağlayan hiçbir şey kalmamıştı. O da ormanın derinliklerine döndü ve kurt sürüsüne katıldı. Ama her yıl Thorton’la yaşadığı o vadiye dönerek onun yasını tutmaya devam etti. Yerliler arasında artık “hayalet kurt” efsanesiyle anıldı. Onun vadisine kimse yaklaşmadı. Zaman bize gösterdi ki; sevgi sürdüğü sürece, sevdiklerimiz hiçbir zaman tam anlamıyla ölmez. Ben bu kitabı ilk okumamdan beri içimde, yüreğimde hissettim. Adını koyamadığım bir etkisi var üzerimde. Ve inanıyorum ki, hayatta neyle mücadele edersek edelim, kendi özümüze dönüp sevgiyi yaşatmayı başarırsak, gerçek mutluluğun içinde oluruz. Sevgili okuyucular, bazen bir karakteri gerçekten anladığımızda değil, onunla birlikte hissettiğimizde olgunlaşırız. Buck’ı kendi yaşam mücadelesini veren “ben” olarak gördüm. Sonuç olarak: Kendim olmayı ve sevgiyi seçiyorum.
Vahşetin ÇağrısıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202443,3bin okunma
·
33 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.