·208 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Mayıs 2025 15:46 #okudumbitti
Rıfat Ilgaz
Pijamalılar
Hepimiz onu Hababam Sınıfı ile tanırız değil mi ???
Fakat bir sürü eserde bırakmıştır ardında biz okurlarına ; şiirden mizah öykülerine, romandan çocuk kitaplarına birçok farklı alanda eser sığdırdı.
1959 yılında kaleme aldığı bu eseri ilk önce *Bizim Koğuş* ismiyle yayınlanmış daha sonra ise Pijamalılar olarak basılmış...
Rıfat Ilgaz’ın bizzat kendi hayatını da yansıtan bir eserdir. Türkiye’nin karışık dönemlerinde yakalandığı verem hastalığı ile çektiği zorluklara yer verilmiştir. Hatta “Pijamalılar” yazarın en sevdiği eseri imiş.
Peki kimler var , nerde geçiyor , neler yaşanmış bir bakalım kitaba
Bir hastanedeyiz ;
Veremli insanlar, yaşadıkları trajikomik olaylar, sağlık raporu almak için hasta yada sağlam kişilerin yaşadıkları sorunlar , hastanelerdeki sözde temiz olması gerekirken içler acısı durum, hastalara mali durumlarina göre yapılan muameleler , hastalara verilen bozuk yemekler ama doktor ve hemşirelere çıkan taze sağlıklı yiyecekler , sağlık sektörünün o zaman ki çarpık ve düzene aykırı durumu .....
Kitap ayrıntılı incelendiğinde toplumsal yergiye çok fazla rastlanmaktadır. O dönemdeki doktorların neredeyse hastalara hiç değer vermedikleri ve ülkedeki sağlık sektörünün çok geri bir durumda olduğu görülmektedir. Tabi bunlar mizahi bir şekilde ele alınmış
Bu hastane koğuşunda herkes birbiri ile aile gibidir. Herkesin de bir lakabı vardır. Kimisi dış görünüşüne göre almıştır lakabını, kimisi ise memleketi ya da davranışlarına göre… Doktorlarına bile bir lakap uydurmuşlardır:
Mesela doktor Baba Şükrü. Bunun haricinde ;
“Rizeli Zeki,
Tutuk Tahir,
Musluk Nuri,
Nalbant Şevket,
Kekeme Kemal,
Bihruz Bey,
Sakız Hamdi ,
Şoför Kamil gibi lakaplar da kullanmışlardır. Bunlara rağmen yazar, kitabı ağzından anlattığı karakterin adını bir türlü açıklamamıştır.
Tabi bir de bu hastanede bir kural var 5 yada 6 aydan fazla kalamıyorsunuz hastalık durumuna , iyileşip iyilesmedigine bakılmaksızın taburcu ediliyor Hastalar !!!
Betimlemelerin ve kişilik tahlillerinin çok az, konuşmaların ise ağırlıkta olduğu bu kitap dostluğu ve yaşama tutunmayı da güzel bir şekilde işlemiş. Okurken güldürüyor ama birçok konuyu da mizahi üslubuyla eleştiriyor yazar.
Hatta kitapta bir yerde çarpık düzene karşı şu satırlarla isyan ediyor gibi
"Asansör bozuk , Zil bozuk ...Sedye bozuk , Musluk bozuk , Yemekler bozuk , Servis bozuk, Düzen bozuk...Bozok oğlu bozuk....*
Ben beğendim sizlere de tavsiye ederim okuyun bakalım taaaa o günlerden bugünlere hiç değişiklik olmuş mu varın siz karar verin