·152 syf.····Okunma: 29 Mart 2025 13:59 Şermin Yaşar’dan okuduğum 7. kitap “Para Ağacı” oldu ve bir kez daha onun kaleminden gelen farkındalık tokatını yedim diyebilirim. Küçüklerin okuması için gibi görünen ama aslında büyüklerin en çok ihtiyacı olan kitaplardan biri.
Kitap boyunca aklımda hep şu soru vardı: “Ben gerçekten kendi hayallerimin peşinden mi gittim, yoksa bana öğretilen ‘başarı’ tanımına mı koştum?” Çünkü Para Ağacı tam da bunun üzerine düşündürüyor insanı. Bir ağacın meyve yerine para vermesi fikri basit gibi görünse de, alt metni çok güçlü: Sevmeden, istemeden yapılan işler, başkalarının hayalini yaşamak, bir çocuğu sırf prestijli olsun diye belli kalıplara sokmaya çalışmak… Hepsi biriktikçe insanı yoran, ruhunu körelten şeyler.
En çok da çocuklara yapılan o baskı kısmı içimi acıttı. Sırf “başarılı” görünsün diye spordan, sanattan koparılan çocuklar… Bir sınavdan diğerine koşturulan, hep “başarılı ol” denilen ama “mutlu musun?” diye kimsenin sormadığı çocuklar… Kitap bunu öyle sade ama etkili anlatıyor ki, insan ister istemez kendine, kendi çocukluğuna ya da çevresine dönüp bir bakıyor.
"İstediklerimiz ve sahip olduklarımız her zaman ihtiyacımız olan şeyler değildir" cümlesi, kitaptan değil ama kitabın ruhunu çok güzel özetliyor bence. Çünkü "Para Ağacı", sana mutlu olmanın başarıdan, paradan, unvandan çok daha fazlası olduğunu hatırlatıyor. Kendini tanımak, sevmek, anlamak… Ve belki de en önemlisi, çocuklara alan tanımak.
Mesele zengin olmak değil, neyi yapınca gerçekten iyi hissettiğimizi bulmak. Herkesin para ağacı farklı büyüyor sonuçta.