Şermin Yaşar hem yetişkin hem çocuk edebiyatında en sevdiğim yazarlardan biri. Çocuk edebiyatı eserleri hem çocuklara hem de yetişkinlere yönelik çok güzel mesajlar ve anlamlar içeriyor. Bu kitabı da öyle..
Bu da çocukluğunu yaşayamayan bir çocuğun hikâyesi. Tüm vakti ailesi tarafından planlanmış, her anı bakıcı gözetiminde geçen, kendi başına su dahi içmesine izin verilmeyen bir çocuk, tüm bunlardan bıkıp büyümeye, bir yetişkin gibi davranmaya karar verir.
Keyifle okunacak bir kitap. Çocukları daha iyi anlamak isteyen ebeveynler de okumalı, empati kurmalı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Demek istediğim, ağlamak için çok fazla neden var ama daha iyi ağlamak zorundasın.
Evet! Hemen bir örnek vereyim. Eğer bir fıskiyenin üstünde, tıpkı su fışkırtır gibi ağlarsan, çevren bir sürü arkadaşla dolup taşacak ve tüm güvercinleri mutlu edeceksin.
Çocuk kitapları yöntem ve usül bakımından fazlaca tartışmaya açık bir tür olduğundan çoğu örnek bu eleştiri rüzgarında negatif bir önyargı ile karşılaşır. Bu kitap ise bu süreçten geçmeyi başarıp politik nitelik taşıyan başarılı bir çocuk kitabı. Kitabı ilkokul yıllarımda okuduktan sonra 2.okuyuşumu gerçekleştirdim. O zamanlar içerisindeki metaforu anlayamama karşın Dünya görüşümün tohumlarını ta o zamanlar attığını şimdiden fark ettim. Görüyorum ki despotik yönetimlerin toplumların nefreti başka alanlara yöneltmek için kullandığı araçlara karşı toplumsal örgütlenmeyi kullanan çocukların 6 kişiyle oluşturdukları grubun sesinin tüm okula yayılmasıyla seslerini duyurabilen çocukların mücadelesi beni de çok etkilemiş.