İlber Ortaylı’nın Bir Ömür Nasıl Yaşanır? kitabı, adeta bir sohbetin içinde yer alıyormuşum hissi uyandırdı bende. Kitap, akademik bir dille yazılmış olmasına rağmen oldukça sade ve akıcı. Sanki İlber Hoca karşıma geçmiş, yılların birikimini, hayata dair tavsiyelerini, tarihî bilgilerle harmanlayarak içtenlikle anlatıyor gibi.
Kitap boyunca bir büyüğün rehberliğinde gezdim diyebilirim. Gençliğe, eğitime, seyahate, kitaplara ve insan ilişkilerine dair verdiği öneriler çok kıymetli. Özellikle “gençliğinizi heba etmeyin, gezin, görün, öğrenin” tarzındaki bölümleri çok etkileyiciydi. Bir insanın kültürel donanımının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım.
Bazı bölümlerde ise hafif bir sitem, hatta azıcık da tatlı bir sertlik var — ama bu da İlber Hoca’nın üslubunun bir parçası. Hani “ben bunları boşuna demiyorum” der gibi. En çok hoşuma giden şey ise hayata sadece kariyer veya başarı olarak değil, bir bütün olarak bakması. Kitabı okurken, insanın kendisini yetiştirmesinin sadece okullarla değil, hayatla, insanlarla, sanatla mümkün olduğunu fark ediyorsunuz.
Kısacası, bu kitap bana bir yandan geçmişin derinliklerinden bilgiler sunarken diğer yandan da kendi hayatıma dair düşündürdü. Yaşamak sadece nefes almak değilmiş, dolu dolu, bilinçli yaşamakmış. İlber Ortaylı’yı zaten severdim, bu kitapla daha da yakından tanımış gibi oldum.