Zümer Suresi 17. ayette Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Onlar ki tâğuttan sakınırlar, ona kulluk etmekten uzak dururlar ve Allah’a yönelirler; işte onlara müjde vardır! O halde kullarıma müjde ver!”
Evet, tâğuttan sakınmak ve Allah’a yönelmek... Bu çağrıyı arabasının arkasına yazmış bir kardeşin cezaya çarptırılması, sistemin sadece tarafsız olmadığını değil, aktif olarak hakkı bastırmaya çalıştığını gösteriyor. Bu ceza sadece bir yazıya değil, onun taşıdığı manaya karşı verilen bir cezadır. Bu da bize Kur’an’da defalarca anlatılan hakkın ve bâtılın mücadelesini hatırlatmalı.
Bazıları da bu zulüm sistemine dahil olarak onu içeriden dönüştüreceğini zanneder. Oysa şunu bilmek gerekir ki; bâtılın zemininde hak yeşermez. Demokrasi putunun gölgesinde tevhid ağacı meyve vermez. Bugün “ehven-i şer” denilen yapılar, tüzüklerinde İslam’ın temel hükümlerine ters düştüklerini açıkça beyan ediyorlar:
Milliyetçilik diyorlar. Oysa Allah Rasulü ﷺ veda hutbesinde kavmiyetçiliği ayaklarının altına almıştır.
Laiklik diyorlar, yani din ile devlet işlerini ayırmak. Oysa İslam bir hayat nizamıdır; sadece namazı değil, hukuku, ticareti, siyaseti de düzenler.
“İlke ve inkılaplara bağlılık” diyorlar. Bunlar İslam’ın yerine ikame edilmiş beşeri sistemlerin ilkeleridir.
Böyle bir yapıya destek verip sonra da “şeriat gelecek” demek, kendini kandırmak değil midir? Tağûtlara kul olmanız sadece onlara secde etmeniz ile olmaz. Onların sistemine girdiğiniz an tevhid bozulur ve Allah'a şirk koşmuş olursunuz.