Gönderi

Puan vermedi·496 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
117 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2025 21:08
Jack London'un yarı otobiyografik ve en ünlü eseri olan Martin Eden, bireyci bir gencin çürümesini sert bir gerçeklikle anlatmakta, bu sert gerçekliği tokat gibi vurmaktadır. Martin Eden işçi sınıfına mensup bir denizci olmasına rağmen, kaderin cilvesi mi denir bilinmez, burjuva sınıfından bir kıza aşık olmaktadır. Ruth adındaki bu kadın da ne hikmetse Martin Eden'e aşık olur. Belki de aşık olduğunu sanmaktadır. Kendini yetersiz gören genç Martin Eden, uykuyu da bir işkenceye çevirircesine kendini okumaya adar. Sadece okumakla kalmaz, yazar da. Büyük bir yazar olmak için neler yapmaz ki. Onlarca hikayesi, şiiri, denemesi editörlerin burun kıvırması ile sonuçlanır. Bu burun kıvırmalar editörlerle sınırlı kalmaz, çevresindeki insanlar Martin'in bu çabasını hor ve gereksiz görür. Herkes bir kenara, Martin'in uğruna her şeyi göze aldığı Ruth bile Martin'in büyük ve kıymetli bir yazar olacağına dair bir inancı yoktur. Durmadan bir iş bulup çalışması için baskılanmaktadır. Sevdiği insan bile ona inanmamaktadır. Oysa Martin'in tüm çabası onun için değil midir? Yazma tutkusu Martin için büyük bir aşka dönüşmüştür. Yazarak kendini bulduğuna inanır. Kıyafetlerine varıncaya kadar rehin verir çoğu eşyasını. Yazmak, anlaşılmak ve sevdiğine ulaşmak arzusu gözünü bürür. Burjuva sınıfı ile tartışmalara girer. Sözde üniversite okumuş ve sözde iyi yerlerde olan insanların yavan oluşu onu şaşırtmıştır. Her şeyin bir gösteriş ve şatafattan ibaret olduğunun ayırdına varan Martin hayal kırıklığı yaşar. Sözde aydın insanlar Martin'in zekasından kendilerini kurtaramazlar. Tartışmalarda kapana kısılan burjuva aydınları onu aşağılamaktan başka pek bir şey yapamazlar. Martin, burjuvanın korkak olduğunu, yaşamaktan korktuğunu fark ederek tebessüm eder. Martin'in kendine uygun olmadığına dair ve kendini değiştirip bir iş bulmadığından yakınan Ruth'dan bir terk ediliş mektubu alır. En yakın dostlarından birinin intiharı ile bu süreç birleşince Martin artık bir kelime bile yazmayacağına yemin eder. Yine kaderin cilvesidir ki, Martin yazmayı bıraktıktan sonra ünlenmeye ve burun kıvırılan yazıları yok satmaya başlar. Evet, şimdi büyük bir ayrıma geldik sayın okuyucular. Bir şey ifade eder mi ki artık para, ün? Martin bireyci çabasının mağlubiyetine uğramıştır. Güçlü olanın yalnız olduğu ortaya çıkmıştır. Martin, kitapta da bahsettiği gibi yaşamdan doyumunu da dersini de fazlasıyla almıştır. Hiçbir şey onun için tatmin edici değildir. Martin'in en büyük isyanı, bu ünlenen yazıları açlıktan kırıldığı zamanlarda, kıyafetlerini rehin verdiği zamanlarda yazması olmuştur. İsyan burada ortaya çıkmaktadır. "Bunları zaten önceden yazmıştım." Evet. Bunları zaten önceden yazmıştı. Burjuvanın onu yemeklere davet etmesi yazılarından dolayı değil, üne kavuşmuş olmasından kaynaklanmaktaydı. Martin'in belirttiği gibi, onu en aç en yoksul ve en görmezden gelindiği zamanlarda yazmıştı zaten. Keşke sadece görmezden gelinseydi. Hor görülmüştü bir de en sevdikleri tarafından. Martin; o güçlü, aşk dolu, okuma ve yazma tutkusuyla dolu, hayat dolu adam yoktu. "Ben yine aynı Martin Eden'im. Yazdıklarım önceden yazılmış şeylerdi. Beni ben olduğumdan değil ünüm için sarıp sarmalıyorlar." düşüncesi Martin'i umutsuzluğa ve soyut kalmaya itmiştir. Martin kötü bir adam değildir. Hiç olmamıştır da. Martin hayata tutkuyla inanmış fakat gülerek yaşama sırtını dönüp gitmiştir. Martin Eden, iki sınıf arasında olmanın getirdiği yokluğu tatmıştır. Ne üst sınıfın bir değeri kalmış gözünde ne de kendi sınıfına dönebilmiştir. Fakat kendi sınıfı onu hep bağrına basmıştır. Yükselişin, bir insanın ne derece çöküşü olabileceğini görmekle birlikte sınıflar arasındaki ayrımı da çok net bir şekilde görmekteyiz. Martin'in son ana kadar gülümsemiştir çarpıklığa, sahteliklere ve altı boş cümlelere. Martin Eden ile birlikte gülmeliyiz belki sadece, ait olunan yer bulunamasa da.
Martin EdenJack London · Can Yayınları · 2019134,8bin okunma
·
61 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.