·232 syf.····Okunma: 30 Mayıs 2025 22:33 Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
Bird!
Yirmi yedi yıl dört ay yaşamış bir adam...
Evlenerek bir kafese hapsolduğunu, kafesin açık kapısının ise hamile karısının doğum yaptığı an kapanacağını hisseder.
Her hafta serserilerle yumruklaşan, korkulan, hatta küçüklerden kendisine tapanların dahi olduğu gençlik yıllarından sonra hâlâ cesur mu korkak mı olduğuna karar veremez. Kendini kendine kanıtlamak adına Afrika gezisi hayalî kurar. Bu gezi sırasında cesaretini sınayacaktır. Bunun için yıllarca para biriktirir. Karısının doğum yapmak üzere olması bu gezi hayalini tamamen engelleyeceği korkusu altında yaşadığı nevroz parçacıkları, onu üstelik özel bir durum ile doğan oğlunun katili olmaya kadar götürür. Karaciğeri olmayan bir bebeğin babasını, bebeği için savaşırken görsede fikri yine de değişmez, tâki bir barda içene kadar.
İnsanın kendini bulma çabasında sorumlukluklarından kaçıp bencilce, sadece kendini seçmesini kurgulayan hikâye güzel ama, anlatımda çok fazla çarpık cnsl eğilimli ilişkilerin yer alması rahatsız ediciydi. Anlatım tarzı beklentimin altında kaldı. Özellikle benzetmelerin çeviri hatası olmasını ümit ediyorum. ( "... şu an vitrinin camında oluşan karanlık ve mürekkep rengi gölün ortasında pejmürde kılığıyla suyun yüzüne vurmuş ceset gibi haliyle bir kuşa andırıyordu." S.12
"... pantolonunu tencerede kızartılan bir fasulye tanesi gibi sıçraya sıçraya giyen..." S.39
"...öğlen güneşi altında parlayan deniz gibi duran aynada..." S.53
"bardaktan kızgın farelerin diş gıcırtmalarını andıran keskin bir ses geliyordu." S.67 )
'Vantrilok' kitapta beğendiğim tek kelime olabilir.
"Vantrilok : dudakları kıpırdamadan, sesi kendi ağzından çıkmıyormuş gibi konuşabilme becerisi olan, bu becerisiyle, sahnede tek başına olduğu halde karşılıklı iki kişi konuşuyormuş gibi gösteri yapan kimse."
Yazarın kendisi de özel durumu olan bir çocuğun ebeveynidir. Özel durumu olan bir çocuğu kabullenmek ve onun için ağır sorunluluklar üstlenmek elbette kolay değildir. Ama kitapta hissettirilen özel durumlu bir çocuğu kabullenememekten çok bir çocuğun ayak bağı olacağı teması. Neyse okudum bitti :)
"Kendini kandırma zehrini bir kez tadan insanlar, bir daha kendilerini asla kurtaramazlar." S.166
"Kafka babasına yazdığı bir mektupta şöyle der: Çocuklar için ana babanın yapması gereken tek şey onları bağrına basmaktır." S.185
"Kişisel felaketini yaşayan bir tırtıl gibi, felaket kozasının içinden başka bir yeri göremedim. O yüzden de kozanın tek hakkının kendimde olduğunu sandım..." S.188