Adı:
Kişisel Bir Sorun
Baskı tarihi:
Temmuz 2020
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750739927
Kitabın türü:
Orijinal adı:
個人的な体験
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Kişisel Bir Sorun
Kişisel Bir Sorun
Kendini kandırma zehrini bir kez tadan insanlar, bir daha kendilerini asla kurtaramazlar...

Büyükşehir ortamındaki yalnızlaşma ve yabancılaşma sancılarından kurtuluşu Afrika gezisi hayallerinde arayan dershane öğretmeni Bird. Karısı her an doğum yapmak üzeredir ve evlendiği anda iyice azalan Afrika gezisine çıkma umudu, çocuğun doğumuyla tümüyle sönecektir. Bir de çocuk beyin fıtığı gibi ender rastlanan bir anormallikle doğuverince, Bird kendini bir karabasanın ortasında bulur. Yaşadığı utanç ve korku onu önce alkole ve sorumluluklarından kaçmaya, sonra çocuğu yeryüzünden bir an önce silinmesi gereken bir düşman olarak görmeye kadar götürecektir...

Kişisel Bir Sorun, kendisi de engelli bir çocuk sahibi olan 1994 Nobel Edebiyat Ödüllü Japon yazar Kenzaburo Oe’nin tüm dünyada tanınmasını sağlayan en önemli eserlerinden biri.
232 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
"Ancak , benim şu anki kişisel sorunumdaki acıyı yaşama rolü , diğer tüm insanlardan soyutlanmış halde."

Herkesin acısı kendine en büyük. Kimsenin acısı ve derdi kimseden az veya çok değil. İnsan olmanın ve dünyaya gelmiş olmanın derdini çekiyoruz. Bir Türk , Bir Japon veya herhangi millet ve coğrafyadan insan için ortak bir dert..

Bird olarak anılan kahramanımızın derin ve hüzünlü hikayesini okuyoruz.
"Bird'ün arada sırada kriz ölçüsüne ulaşan , sinir sistemini altüst edecek düzeydeki temkinli hali de , korkudan çıldırmak üzere olan küçük bir kuşu akla getiriyordu. Neticede Bird lakabı ona yakışıyordu."

SORUNLARIMIZDAN NASIL KAÇARIZ , KAÇABİLİR MİYİZ ?

İşte en önemli soru bu. Ya da başka bir ifadeyle , kaçmakla kurtulabilir miyiz sorunlarımızdan ? Yoksa her şeye rağmen yüzleşmeli miyiz ?

20'lerin sonlarına yaklaşan kahramanımız bir süredir evlidir fakat pek de mutlu bir evliliği yoktur. Bir dersanede öğretmendir , kendisiyle de ilgili sorunları vardır , arayıştadır.

Bir Afrika gezisi yapmaktır en büyük hayali , bir çeşit kaçma ihtiyacıyla. Eşi hamiledir , bebekleri olur fakat doğuştan özürlü olan bebek için birkaç gün ömür biçer doktorlar. Zaten bin türlü dünya derdiyle uğraşan Bird bir de bu durumu kaldırmakta zorlanır ve çocuğunu tedavi için tavsiye edilen iyi bir hastaneye bıraktıktan sonra eşini de geride bırakıp koşa koşa gider. Nereye mi ? Bir zamanlar aralarında bir şeyler geçen fakat sevgili bile olamadıkları kadına.

Böyle koca böyle baba olmaz olsun mu diyorsunuz ? Linç edilmeyi hak ediyor mu ? Peki size desem ki , insan en çok da cinselliğe kaçar dertlerinden kurtulmak ya da en azından unutmak için , ne dersiniz ?

Gider o eski arkadaşının yanına , adamın halinin perişan olduğunu gören kadın merhametini şefkatini esirgemez ondan. Seneler önce sadece bir kere yalan yanlış birlikte olmuşlardır ama ikisi de bir şey anlamamıştır bundan , yine de ikisi için de birbirleri kıymetli birer arkadaştır.

"Ufacık bir kurtuluş ışığından başka bir şey göremediği iradesizliğin esiri olmuş iç dünyası kadar , onu çevreleyen dünyayı da yeniden öğrenmek zorunda kalmıştı."

Kadın ona yardımcı olur , çocuğunu ihmal etmemesi için nasihat eder hatta birlikte hastaneye bile giderler. Bu arada Bird çocuğun bugün yarın ölümünü beklemektedir. Karısından da köşe bucak kaçar görüşmek istemez.

"Arkasında kalan her şeyden kaçıyordu. Mümkün olsa kendi vücudundan da kaçmak istiyordu."

Varoluş ve varoluştan gelen insan olma halimiz ve boşluklarımız aynı zamanda inanç meselesiyle de çok ilgilidir.

"Aklından , "Ebedi yaşam ve her şeye hükmeden bir tanrı varsa ben suçluyum," düşüncesi geçti."

"Yaşadığı utanç duygusundan ötürü , kendisinden başka varlıklara karşı uzun süreli ilgiler gösterebilecek durumda değildi."

"Yenildiğimi baştan bildiğim bir oyunu sürdürür gibiyim."

"Bu dünyada gerçekten haklı olarak hak iddia edebileceğim hiçbir şey kalmadığı hissine kapıldım."

Bird bu kadın arkadaşının evindeyken alkole de sarılır can havliyle. Daha önce de hayatında birkaç kere bu birkaç gün süren peş peşe yüksek alkol alma dönemlerini yaşamıştır.

Sigara , alkol , uyuşturucular , depresyon ilaçları , türlü çeşit haplar , hepsi de aslında bize faydası olmayan hatta zararı çok olan birer aldatıcı kaçış aracı değil mi ? Dertlerinden bu yolla kurtulan bir insan gördünüz mü ? Olsa olsa belki kendini tüketerek hayatının sonlanmasıyla kurtulur , o da ne kadar kurtuluş sayılırsa..

"Kendini kandırma zehrini bir kez tadan insanlar , bir daha kendilerini asla kurtaramazlar."

Fakat beklenmedik bir şekilde tedaviye olumlu karşılık verir bebekleri , işler yoluna girmeye başlar , Bird kaçtıklarına geri döner ve hayatla yüzleşir.

"Kendisinin nihayet kendini aldatmanın son tuzağından kurtulduğu hissiyle , kendine güvenini yeniden kazanmıştı."

Hayatın anlamsızlığına bir anlamsızlık da bu bebek kattı diye düşünürken , kendini bu çocuğun babası olmaya adayarak hayatın anlamını bulur.

Romanın sonunda görmediğimiz ama tahmin edebileceğimiz üzere , çocuk ölümden kurtuldu diye sapasağlam bir hale gelmez , yine bedeninde sorunlar olacaktır. Bebek nedeniyle karı-koca yakınlaşsa da yine belki sorunsuz bir evlilikleri olmayacak bundan sonra da..

Fakat hayat bu işte , hayatı dertleriyle ve sorunlarıyla birlikte kabul etmeli dedirten bir kitap.

Yazar kitabın son cümlesinde "sabır" kelimesini öyle bir kullanır ki ancak kitabı okuyanlar anlayacaktır.

Bir not da çevirmen için eklemeyelim , kitabı adeta Türkçe yazılmış gibi okudum , nefis bir çeviriydi. Çevirmene baktım , Japon dili üzerine büyük emek harcamış. Kitabı yazıldığı dilden çevrilmiş olarak okumak hoşuma gitti. Önce İngilizceye , sonra Türkçeye çevrilmiş olsa belki bu kadar etkileyici olmazdı.

Nobel ödülü almış ve bu ödüle de en çok bu kitabıyla layık görülmüş bu hüzünlü Japon yazarın kitabını imkanı olan okusun derim , pişman olmazsınız. Ve bir not : Yazarın gerçekten de özürlü bir çocuğu olur ve bunun üzerine bu romanı yazar. Elbette gerisi ne kadar kurgu ne kadar gerçek kendisi bilir , edebiyat zaten gerçekle kurgunun iç içe geçmesi değil midir ?

İyi okumalar dilerim..
232 syf.
·4 günde·7/10 puan
Bu yazı, kitabı okumayanlara bilgilendirici bir tanıtım yazısı olmaktan öte, okuduktan sonra sohbet havasındaki bir analiz yazısı olacaktır. Bu yüzden bazı detaylar içerdiğinden kitabı yakın zamanda okumayı planlayanların, kitabı okuduktan sonra incelemeyi okumaları hevesleri kaçmaması açısından önemlidir. Şimdiden iyi okumalar diliyorum.

Kendisi de engelli bir çocuğa sahip olan Oe, sorumsuz ve bencil bir adamın bir de engelli bir çocuğa sahip olduğunu öğrendikten sonraki çaresiz savruluşunu ve güçsüzlüklerini anlatıyor. Kitap bence aslında bugüne dair önemli bir şeyi ele alıyor. Modern zamanın boğulan yabancılaşan ve hayat daha kolaylaşmışken daha çok güçsüzleşmiş, sorumluluğuna karşı bile bigâne kalan insanını anlatıyor. Ancak anlatım belki daha güzel bir kurguyla olabilirdi. Eğer puan kırdıysam bu da ondandır.

Sürekli Afrika hayali kuran Bird’in Afrika’sı aslında sıkıldığı hayatından ve toplumdan kaçış planı, daraldıkça nefes aldığı yer. Geleceğe dair yaşama umudu... O yüzden ne zaman boşluğa düşse ya da zor bir durumda bulunsa yanındaki Afrika haritası ve Afrikalı yazarın romanı onu ayakta tutan ve ona güç veren somut nesneler oluyor. Hatta adamın yanında taşıdığı Afrika romanını da düzgün bir şekilde okumadığını fark ediyoruz. Çünkü kız arkadaşı ona kitapla alakalı bir detay söyleyip düşüncesini sorduğunda bilemedi hatta kitapta öyle bir şey olduğunu duyunca şaşırdı. Bu da bana göre adamın yanında taşıdığı kitabın içeriksel bir değeri olmasından öte tam bir simgesel nesne olduğunu gösteriyordu. Sonunda ise hamlıktan kurtulup sorumluluk almayı öğrenen, cesur ve kapsayıcı rol alan Bird, simgesel bir dayanaktan kurtulup, eşi ve ailesiyle gerçek bir umudu tutarak olgunlaşıyor. O zaman Afrika’ya da lüzum kalmıyor. Aslında içten içe varacağına inanmadığı ama orada bir yerlerde var olduğunu bilerek içinde umut olarak taşıdığı Afrika yerine, ihmal ettiği eşi ve sorumluluğunu göğüslediği oğlu onun yeni ve gerçek umutları oldu.

Muhtemelen hepimizin bir Afrika’sı vardır. Bu Afrika ne zaman gerçekten ayrı düşse bizi bohem bir hayatın peşi sıra sürükler. Devam ederiz ancak hep yıkık dökük. Tersten bakarsak da aslında yıkık dökük halde olduğumuz, çevremizle bir türlü istediğimiz uyumu kuramadığımızdan dolayı yaşama devam edebilmek için bir Afrika’ya ihtiyaç duyarız. Sorumsuzluk ve bencilliğinden dolayı kendi içinde Afrika’sıyla yaşayan Bird, Delçev’in de sessizce söylediği gibi “zavallı küçük bir adam”dır. Ne zamanki sorumluluğu kabul edip bencillikten sıyrılarak çevresini de hayatında var ettiyse o zaman ‘küçük’lükten kurtularak olgun bir adam olmuştur. Artık çocukluk lakabı “Bird” e de ihtiyaç yoktur. Çünkü o artık büyümüştür.

Genel olarak akıcı bir dil ve yorucu olmayan bir anlatım söz konusu. Zor bir psikolojik ve ruhsal süreci ele almasına karşın temposuyla kısa sürede okunabilecek bir kitap. Ancak bu savruluşlarda terapi yöntemi olarak cinsel desteğe başvurması, en çok zayıflığı bu noktadan göstererek çaresizliğini bir kadın üzerinden çözmesi roman içerisinde cinselliğin çokça geçmesine neden oluyor. Aynı zamanda eşinin ve çocuğunun zor bir durumdayken adamın bu şekilde kendini salması okuyucuyu da baş karaktere (Bird) karşı iyice kızgın hale getiriyor. Kötü ve bohem bir havada giden, gittikçe daha kötü bir hale gelen romanı Oe, sonunda hızlı ve iyi bir biçimde toparlıyor. ‘Umut’ dolu bir sonla okuyucunun ‘sabrı’nı boşa çıkarmıyor. Delçev'in Bird'e verdiği sözlüğe yazdığı "umut" ve sonunda Bird'in araştıracağı kelime "sabır" iyi detaylardı. Çünkü bu iki kelime aynı zamanda hayatın da şifresi gibi.
232 syf.
·Puan vermedi
1994 Nobel Edebiyat ödüllü, Japon yazar Kenzaburo Oe, Kişisel Bir Sorun’da, eşi doğum yapan baş karakter Bird’in, sağlık sorunları olan bir bebeklerinin olduğunu öğrenmesi ve bununla baş etmeye çalıştığı birkaç günlük süreci anlatıyor. Sorunlardan ve sorumluluklardan kaçmak, olgunlaşmak, kendini aldatmak ve gerçeklerle yüzleşmekle ilgili kısa, akıcı ve vurucu bir roman. Olaylara tahmin etmediğiniz bir açıdan yaklaşan ve geç olgunlaşan bir bireyin duvara çarpma sürecini çok gerçekçi işleyen bir eser. Severek okudum.
232 syf.
·2 günde·Beğendi
Çok çok derin ve incelikli bulduğum, bana kalırsa Nobel’i haketmiş bir yazar. ( Hoş Nobel’de tartışılır) ..
Hikayede aslında özgür olmak ve Afrika turuna çıkmak isteyen bir gencimiz var. Gelin görünki baba olacak. Çocuk bir anormallikle doğar. İş yetişkin olarak sorumlulukları alabilmek veya sorumluluklardan kaçmak arasında gidip gelir.
Yas’ın ilk evresi olan inkar mekanizmasını karakterimiz aşırı uçlarda yaşar; öfke, alkol, seks ...
ve bir erkeğin olgunlaşma sürecini okumak bunu da sağlam bir edebiyatla okumak beni başka dünyalara götürdü. Çok ama çok sevdim. H. Can Erkin çevirisi çok iyiydi
232 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Çocuk sahibi olan ve/veya olmayı düşünen tüm ebeveynlerin ortak endişesi; akıl-beden-ruh sağlığı yerinde evlatlara sahip olabilmek. Peki, engelli doğacağı anlaşılan ya da engelli olan evlatları ne yapmalı? İşte kitapta bu ikilemin 27 yaşındaki Bird'ün üzerindeki yıkıcılığını görüyoruz.

Beyin Fıtığı olduğu düşünülen bir hasarla doğan oğluna karşı duyduğu pasif öfke, onu hayallerini ve yaşamını alt üst edecek bir engel olarak görüşü, ölmesi ya da yaşaması için atılacak adımlar konusundaki tereddütleri, kendi iç hesaplaşmaları...

Yoğun bir kitap. Etkilendiğimi söyleyebilirim. Bu etki, yazarın 1963 yılında bedensel ve zihinsel engelli oğlunun dünyaya geldiğini ve 1964 yılında da kitabı yazdığını öğrenince daha da arttı. Yazar ve eşi de önce çocuklarının yaşamasını istememişler ama daha sonra bu his yerini oğullarına adadıkları bir hayata bırakmış. Oğulları Hikari şu an Japonya’nın önemli bestecilerinden biri olarak anılıyor.

Etkisi büyük bir kitap.
232 syf.
·Beğendi·7/10 puan
1994 Nobel Edebiyat Ödülünü alan Japon yazar Kenzaburo Oe ile tanışma kitabim Kişisel Bir Sorun.
Kitabın arka kapak yazısından yola çıkarak bende duygusal anlamda çok farkli hisler uyandıracagını düşünmüstüm.Afrika gezisi hayali olan kahramanımız Bird,beyin fıtıgı gibi ender rastlanan bir anormallikle dogan bebegini görünce kendini bir karabasanın içinde bulur.Şimdi nasılsa kitapta benim beklentim ile kitabın icerigi uyuşmadı bu sadece benim beklentimdi elbette kitabın daha duygusal bağlamda beni çekmesini ummuştum.Okudugum ise kaçıs yolunu sevgilisinin kollarinda arayan ve onların cinsel hayatlarınin detayları oldu.Son sayfalara geldikce de iyice öfkeleniyordum ki, (bir anlamda bu öfkem kabul görülmeli,diger yandan yazarın okuyucuda hissettirmek istedigi belki buydu bilemiyorum.Nihayetinde her okuyucu kendi payına düşeni alır.) Bird beni utandirdi tam da sona gelmisken. Özunde kitap bu meseleyi yani Afrikaya gidemeyiş ve bebegin hastalıgıni kişisel bir sorun haline getiren Bird'in saçma sapan davranışlarıni anlatır.Bu incelemem olumsuzluklar icerdi bütünüyle ama kültürel olarak anlayamadıgım bazı durumlar söz konusuydu.Bir eksiklik var gibiydi ya neyse.Sizler icin kitabın içinden beni etkileyen tek kısmı paylaşmak istiyorum buyrun.

"Benim çocuğumun ameliyat olup da normal bir yaşam sürme ihtimali yüzde bir bile degil,"dedi Bird.
"Kafka babasına yazdıgı bir mektupta şöyle der:Çocuklar için ana babasının yapması gereken tek şey onları bağrına basmaktır.Sen çocugu bağrına basmak yerine ,reddetmiş olmuyor musun?Babasın diye,başka bir canlının yaşamını reddetme egoizmine hakkın var mı?
232 syf.
·Puan vermedi
acının, hüznün, kederin, günlük hayatın rutin, bir süreden sonra sıradan akışına eşlik eden bir roman “kişisel bir sorun”.
bir babanın umut sözcüğünü bir süreden sonra sabır sözcüğüne bağladığını göreceksiniz bu kitapta, aslında acı da mutluluk gibi insan hayatının bir parçası, ve bu roman o kadar muazzam bir şekilde anlatıyor ki her şeyi okur ile yazar arasındaki tasarlanan bağa hayran kalıyorsunuz bir süreden sonra.
Kenzabur Oe bu kitabında insan ruhunun yaşadığı çalkantı, korku ve utancın izdüşümlerini, acının çeşitli boyutlarını ruhunun derinliklerinde birebir yaşayan bir kalemden okuma fırsatını bize sunuyor.
232 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Hepimizin bazen yüzleşmek istemediği kendini tam olarak o duruma hazır hissetmediği anlarda kaçmak istediği olmuştur. Bird’de tam olarak kendi kaçışını Afrika olarak görmüştür ama Afrika’yla ilgili aldığı kitabı bile okumayacak kadar bir bulantı hayalidir sadece. Bird karşılaştığı durumun son anına kadar tam olarak baba niteliğine sahip değildir. Babalık kavramı ona göre özgürlüğünün kısıtlanması ve ona göre bir cehennemdir. Herkesin okuyup kendiyle yüzleşecek kadar cesur olması gerekiyor.. Çünkü hepimiz en kolay durumda bile kaçmanın bir kurtuluş olduğunu sananlardanız ta ki o durumu kabullenene kadar. Keyifli okumalar :)
232 syf.
Spoiler İçerir.
Şehir hayatından bezmiş monoton hayat süren bir öğretmen, biraz kafa dinlemek için tatil planı yapmaya karar verir. Çocuk sahibi olacağını öğrenince hayallerini ertelemek zorunda kalır. Hamile eşinin doğum yapmasıyla tatil planları iptal olan kahramanımız Bird, bir de çocuğu engelli doğunca büyük bir hezimete uğrar.
 
Bird'in bu acıklı hikayesi hepimizin başına gelebilecek bir olay aslında. Siz olsaydınız ne yapardınız? Durumu her haliyle kabullenmek mi, her şeyi bırakıp çekip gitmek mi? Yoksa o sorunlu bebekten tümüyle kurtulmak mı?
 
   Kendisi de engelli bir çocuk sahibi olan Kenzaburo Oe'nin bu kitabı yazarken ruh hali nasıldı bilinmez. Ancak bu acıklı hikayeyi çocuğunun doğumundan bir yıl sonra kaleme aldığı göz önünde bulundurulduğunda kitap daha ilgi çekici bir hal alıyor.

Çevirmenden mi kaynaklı bilemedim ama bu hikayenin çevirisi beni pek sarmadı. Yazınsal anlamda kopukluklar var sanki. Bir de siz okuyup karar verin.
232 syf.
·8/10 puan
1994 Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Kenzaburo Oe'nin insanların bir sorun karşısındaki durumları, ne kadar zor olduğu yaşanmadan bilinemeyecek durumlarda bir insanın sınırının ne kadar zorlanabileceği ve nereye kadar sorunlarından kaçabileceği gibi konular bu kitabından Bird açısından ele alınıyor.
Bird, bulunduğu şehirden ve konumdan sıkılmış ve Afrika'ya gitme hayaliyle yanıp tutuşan biri. Bird ile eşinin doğum yaptığı esnada tanışıyoruz yani Afrika hayalinin suya düştüğü ve kendini kaybolmuş hissettiği sırada. Hayalini kaybetmesinin üzerine bir de çocuğu beyin fıtığı denen bir anormallikle doğunca Bird için tüm hayatı artık tepetaklak olmuş demekti. Çocuğun çok fazla yaşayamayacağını söyleyen doktorlar yüzünden Bird bebeğin gerçekliğinden şüphe edecek, onu uzun bir süre bir insan yavrusu olarak göremediğinden bir isim vermekten kaçınacaktır. Bu hem bebekten hem de kendinden kaçma serüveninde eski alışkanlıklarına geri dönecek, hayatında ona ait olan her şeyden kaçmaya çalışacaktır. Bir bebek söz konusu olduğunda çok fazla yargılayıcı söz ve bakış olur, bu kitabı okurken de bunu derinden hissedecek, bazen de farkında olmadan sizde yapacaksınız. Her insan kendini bir noktada kandırır; bu bazen büyük bir olay bazen de küçük bir olay içindir. Bu kitapta Bird'ün düşünceleri ve kendini kandırmaya çalışması ise bunlardan çok daha başka bir boyuttadır. Kitabın adının kişisel bir sorun olması kitabın bitiminde aklıma iyice yatmıştı. O denli kişisel bir sorun ki okuyan bile onu tam olarak hissedemiyor, sadece peki bundan sonra ne yapacaksın? sorusunu sorarken buluyorsunuz kendinizi.
232 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Sevdiğim yazar @tarik_tufan ın tavsiyesi ile okumaya başladığım bu eser uzunca kapağına baktığımdan dolayı en içselleştirdiğim kitap oldu. Zira kapağındaki bir el avucuna sığınmış kuş bana kitabın içini anlatıyordu. Yazarın kendi yaşamından da izlerin de bulunduğu eser, bir babanın oğluna karşı duyduğu tam anlamıyla hiçbir kelimenin ifade edemediği bir duyguyu anlatıyordu. Ender rastlanan bir hastalık olan beyin fıtığı ile doğan bir yavrunun babasının seçimlerini ve zihninde oluşturduğu çocuğuna yönelik düşmanlığı bizlere sunan yazarın gerçek hayatta da gelişimsel engelli olan ünlü besteci Hikari Ōe'nun da babası olduğunu öğrenmem ile kitabın önemini daha iyi kavramış oldum . Çünkü fikrimce yazar kendi oğluna yönelik düşüncelerinden bir parça da olsa kitabına aktarmıştı. Belki de kitap bu sebeple 'Kişisel Bir Sorun' ismini almıştır.
Konusundan dolayı çoğu kısımda okuyucuyu daraltan bu kitap benim için birçok konuyu sorgulamama sebep oldu, bazı kısımlarda Bird'ün yerine koydum kendimi ve çocuğuma 'bitki' muamelesi yapılırken ben ne yapardım diye uzun uzun düşündüm. Bütün bunların yanında alkolik bir babayı da temsil eden Bird'ün alkole karşı zafiyetini okumak da bir ilk idi benim için, zira onu anlamaya çalıştım.
Evlilik, çocuk, sorumluluk gibi konuları iredeleyeceğimiz güzel bir kitaptı, bu sebeple herkese tavsiye ederim. Kitapla kalın dostlar
..
232 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bird'ün çocuğu olur. Çocuğun kafasında şişlik vardır. Doktorlar çocuğun bitkisel hayata mahkum olabileceğini söyler. Bird, çocuğu ölüme terk etmek ile sahiplenme arasında gelir gider. Yıllarca Afrika gezisi hayali kuran Bird bu hayalinden vazgeçip çocuğa sahip çıkar. Çocuktan kaçtığı dönemde liseden kız arkadaşı Himiko ile ilişkisi kitaba ayrı bir derinlik kazandırmış.
"Şu an ben zırhını yeni değiştirmiş yumuşak bir yengeç gibi, sefil tiplerin her türlü saldırısı karşısında teslim oluyorum. En rezil koşullardayım."
"Fakat bu gerçek yaşamda yaşamak, konan kurallara uyarak yaşamakmış gibi dayatılıyor. Kendini aldatma tuzaklarına düşmeye hazır bile olsanız, bir an geliyor reddediyorsunuz,"
..Tüm bunlar yetmezmiş gibi, kendim de kendini kandırma hastalığına yakalanmış halde, fare zehiri
yutturulduğum gibi, çıkmaz sokakta kapana sıkışmış bir fare haline gelsem bile, tüm bunlar karşısında yapabileceğim bir şey yok.
Beni korkutan şeylerle karşılaştığımda, eğer ben başka bir insanı korkutuyor olsaydım kendim daha çok korkardım herhalde diye düşünüp psikolojik olarak rahatlıyorum.
"Kafka babasına yazdığı bir mektupta şöyle der: Çocuklar için ana babanın yapması gereken tek şey onları bağrına basmaktır. Sen çocuğu bağrına basmak yerine, reddetmiş olmuyor musun? Babasısın diye, başka bir canlının yaşamını reddetme egoizmine hakkın var mı? "
Fakat karım, bebeğin iyileşmesi için sorumluluklarımı yeterince yerine getirip getiremeyeceğime göre, evliliğimizin geleceğini ipotek altına alıyor. Yenildiğimi baştan bildiğim bir oyunu sürdürür gibiyim.
Hatta, karımın doğum yapmasıyla birlikte kafese kapanmış olacağımı (zaten evlendiğim anda kafesin içine girmiştim, ama kafesin henüz açık olan kapısını doğacak olan çocuk sımsıkı kapatacak), artık Afrika 'ya tek başına gitmenin mümkün olmayacağını anlatırdım.
Başhekim sinsi bir satranç oyuncusu gibi, Bird'ü açmaza almış, sonra da kalkmış ne yapmak istediğini soruyordu. Ne yapsam? Dizüstü çöküp ağlasam mı acaba?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kişisel Bir Sorun
Baskı tarihi:
Temmuz 2020
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750739927
Kitabın türü:
Orijinal adı:
個人的な体験
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Kişisel Bir Sorun
Kişisel Bir Sorun
Kendini kandırma zehrini bir kez tadan insanlar, bir daha kendilerini asla kurtaramazlar...

Büyükşehir ortamındaki yalnızlaşma ve yabancılaşma sancılarından kurtuluşu Afrika gezisi hayallerinde arayan dershane öğretmeni Bird. Karısı her an doğum yapmak üzeredir ve evlendiği anda iyice azalan Afrika gezisine çıkma umudu, çocuğun doğumuyla tümüyle sönecektir. Bir de çocuk beyin fıtığı gibi ender rastlanan bir anormallikle doğuverince, Bird kendini bir karabasanın ortasında bulur. Yaşadığı utanç ve korku onu önce alkole ve sorumluluklarından kaçmaya, sonra çocuğu yeryüzünden bir an önce silinmesi gereken bir düşman olarak görmeye kadar götürecektir...

Kişisel Bir Sorun, kendisi de engelli bir çocuk sahibi olan 1994 Nobel Edebiyat Ödüllü Japon yazar Kenzaburo Oe’nin tüm dünyada tanınmasını sağlayan en önemli eserlerinden biri.

Kitabı okuyanlar 416 okur

  • Rabia Nur Dağ
  • Aziz Yıldız
  • Begüm
  • Semra Ok
  • Rabia
  • Hakan Anka
  • Fatma Hilal Erbaş
  • merve kalaycı
  • Thetayk
  • Buket

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.3 (2)
9
%2.6 (4)
8
%7.8 (12)
7
%5.2 (8)
6
%4.5 (7)
5
%2.6 (4)
4
%0
3
%0.6 (1)
2
%0.6 (1)
1
%0