Cem Alpan

Cem Alpan

ÇevirmenEditör
7.5/10
254 Kişi
·
88
Okunma
·
0
Beğeni
·
82
Gösterim
Adı:
Cem Alpan
Unvan:
Çevirmen, Editör
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1975
1972 yılında İstanbul’da doğdu ve MÜGSF’de İçmimarlık ve Tasarım eğitimi aldı. 2004 yılından bu yana çeşitli yayınevlerinde editörlük ve çevirmenlik yapıyor. Kara Kutu, Aşk Sürebilir mi?, Shakespeare Olmak, Silas Marner, Bazı Kadınlar ve Caribou Adası adlı kitapları Türkçeye kazandırdı.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
48 syf.
“Ah nasıl
yakarıyorum
denize bunu
bilmesi için”

Kitabın yazarını daha önce hiç okumadım ama bundan önce 3 kitabı olan ve bu kitaplar ile çokça adından bahsettiren, kitaplarını çokça duyduğum birisi olduğunu 1k'yı karıştırınca anladım. Aslında yabancısı değilmişim yazarın, gözüm aşinaymış ama okumadığım için bilememişim.

Durun başa gideyim, sitede gördüğüm her pdf linkine atlıyorum; olur da elimde kitap kalmaz pdf okurum ya da kitap okuyamayacağım zaman telefondan okurum diye, indirilenler dosyamı temizlerken denk geldim kitaba açtım ki 54 sayfa hem de şiire benziyor, yukarıda alıntısını yaptığım dizelerle başladı ne de olsa, hem dizeler de derin.. Acaba ne anlatmaya çalışıyor bu adam bu dizelerle.?

Derken başladım okumaya (biraz sürpriz bozanlar olabilir ama ben bunun önemsiz olduğunu düşünüyorum çünkü okuyunca anlayacaksınız herkes başka şeyler hissedecek.) ama o da ne sayfaları değiştirdikçe güzel güzel manzara resimleri çıkıyor karşıma bir yerleri betimliyor bu adam, ne yapmaya çalışıyor ki, heh neyse karşıma bir iki dize daha çıktı, hadi bunları da oku... Ne güzel resimler bunlar kuşlar, kırlar, ovalar, çarşılar, yeşillik... Ohh içime huzur doldu, çevir sayfaları bakalım... Allah Allaaaah eeee şimdi ne oldu, bu resimler neden böyle karardı incele bakalım... Savaş, bombalar tüfekler, üstünde kara dumanlar tüten, harabe olmuş yerleşim yerleri, sürünen saklanan çocuklar, yurtlarından kaçmaya çalışan insanlar... Son resimler deniz kenarında az umutla biraz daha renklenmişler bir umut işte... Sonra tekrar aynı dizeler...
“Ah nasıl
yakarıyorum
denize bunu
bilmesi için”

Kitap bitti arka yazıyı okudum...
İşte o zaman dank etti bir şeyler...

Meğer bu kitap sonu belirsiz olan ama onların bir umut deyip yola çıkmadan önce çocuğuna mektup yazması gibi düşünülerek yazılmaya çalışılmış.

Meğer bu kitap, Aylan Kurdi isimli kıyıya vuran çocuktan esinlenerek yazılmış hani bilirsiniz 2015 yılının 2 Eylül'ünde... Yalan değil ben bilmiyordum; bilmiyordum derken tamamen kör, sağır, dilsiz değildim elbet duymuştum ama ülkemizdeki %90 ı kaplayan insanlar gibi vah vahhh, tühh tühh demiştim sonra gitmişti aklımdan...
Eee ne de olsa ateş düştüğü yeri değil mi?

İşte öyle.. Ne olduğunu bilmeden başladığım bu kitaba bunları öğrenip hatırladıktan sonra bir defa daha döndüm bu sefer dizeleri daha bir üstüne basarak, resimleri daha bir inceleyerek (gerçi ilk gördüğümde de o kara dumanlı resimler etkilemişti beni ama daha da üstünde durarak) baktım, üstünde durdum.
Bilemiyorum yazar anlatacak kelime bulamadığından mı resimlerle güçlendirmek istemişti acaba...

Kelimelerin gücü ağırdır ama bazen öyle bir duygu içine girersin ki karabasan gelir kalemin üstüne sen kımıldatsan da yazmaz olur kalem...

İşte öyle olmuştu belki yazarın kalemi de, resimlerle de çok ağır ifade edilmişti. Hatta acıyı resimlerle ifade etme kitabıydı bu sadece bir iki dize, bir iki satır bir şeyler serpiştirilmişti içine...

48 sayfaya acı, insanlık görevi bir şeyleri sığıştırmaya çalışmıştı kendince... Bağış toplamak için, kitaptan gelen paraları mülteci derneğine bağışlayabilmek için... Belki de onların da hayatlarına ufak dokunuşlar yapabilmek için...
Umut ve insanlık duygusu sen hiç ölme..
Hep yanımızda kal...
Geleceğe umutla...
48 syf.
·6/10
Yazar mükemmel , hikaye mükemmel gel gör ki kitabın içi bomboş. Ama gerçekten bomboş. 48 sayfa toplam ama içindeki yazıları bir araya toplasan 1 sayfa etmez. Bol bol görsellerle süslenmiş , bir o kadar da acıklı ve dokunaklı bir mektup var. Ama yazarımız bu duygu yüklü herkesin içini yakan bu konu üzerine 1 sayfa tutmayan bir mektup mu yazabilmiş. Şu an ben incelemesini yazarken daha çok kelime kullandım diyebilirim. Konuyu ve yazarı görünce ben bu kitabı muhakkak almalıyım diye düşündüm. Bugün tesadüf eseri kitapçının önünden geçerken gidip kitabı ne kadar olursa olsun alayım diye düşündüm. Kitabın kapağını açmamla kocaman hayal kırıklığı yaşadım. Kitabı incelerken okudum , bitti...
Hep olumsuz şeyler yazdım burdan kitap kötüydü sanılmasın. Duygu yüklü yarım sayfa süren bir mektup. Benim gibi para vermek istemeyen gidip ayak üstü 5 dakikada okuyup bitirebilir. Sadece beklentimi yarım sayfa mektup karşılamadı. Daha fazlasını hakediyor bizim Aylan bebeğimiz.
48 syf.
·Beğendi·10/10
Khaled Hosseini için söylenecek bir şey yok ama kitabı alınca kısa süreli bir şok yaşamadım değil. İsterdim ki daha uzun olsun, çünkü Khaled Hosseini'yi okumak, anlamak, hissetmek tarifsiz bir duygu. Gerçi kısacık olmasına rağmen bu kadar yoğun duygular verebilmesi, insanın içini yakması nasıl büyük bi başarı? Gerçekler acıdır sözünün gerçekliğinin ispatı mı? Dünyada olanlar eğer görmek ve duymak isterseniz bize bunu gösteriyor zaten. Acıyı, hüznü tüm duyguları anlatanla birlikte aynı yerden anlayabilmek, yaşayanla birlikte yaşayıp aynı yerden hissedebilmek... ve insanın tüm bu yaşanan acılar karşısında, insanlık suçu karşısında kötülere, savaşa, Allaha isyan etmemesi mümkün değil... Yıl 2018 ama halâ savaş hala hırs halâ kavga, halâ ilkellik... elimizdeki imkânlar güzellik yaratmak uğruna olsa keşke, mutlu etmek uğruna... ama herşey başkasına ait şeyleri yok edip kendine var etmek uğruna... Kitapta yazdığı 20-30 cümle sizin düşüncelerinizle daha da çoğalıyor ama keşke diyorum keşke daha uzun olsaydı... Huzursuzluk kitabını hatırladım...Dünyadaki en kötü şeyin çaresizlik olduğunu bir kez daha doğruladım kendime ve bir babanın çaresizliği... Bir kez daha diyorum ki; kahrolsun kahrolması gereken kahrolasıca şeyler...
48 syf.
·1 günde
Suriyeli mülteci bir babanın deniz yolculuğuna çıkmadan önce oğluna yazdığı kısa bir mektuptan oluşuyor kitap. Mektubun yanı sıra anlatılmak istenenler görsel olarak da canlandırılmış. Kitap 2015'de Akdeniz kıyısına cesedi vuran Aylan bebeğe ithafen yazılmış.
48 syf.
·Beğendi
Khaled Hosseini Deniz Dua'sı kitabında çaresiz bir babanın duygu yüklü, yürekleri dağlayan ağıdını  kaleme almış.
Ağırlıklı olarak çizimlerle desteklenmiş olan kitap okuyucuyu hayal kırıklığına uğratmış olsada her karede ayrı bir dram, çaresizlik, hayat hikayesi insanlık ayıbı gizli...
48 sayfalık kitapta toplasan bir sayfa etmeyecek kısacık mektuptan, resimlerden ibaret yorumlarıda fazlası ile can sıkıcı!

Bu kadar büyük bir acının üzerine daha fazla ne yazılabilirdi ki?
Ciltlerce yazılsa o çaresiz, kanatları kırılmış, derdi dağları aşmış babanın acısını yürek yangınını bir nebze olsun hafifletmeye yetermiydi ki acaba?
Hangi söz, hangi kelime o babayı teselli eder avutur. Kim bundan sonra o babaya mutluluk verir, yeniden güldürebilir. Şahsen ben bilemedim, ben bulamadım öyle üzgünüm ki...

Aylan bebek sen sözün bittiği dua'nın başladığı yersin...
48 syf.
Alan Kurdi'nin anısına Mervan isimli bir çocuğa babasının yazdığı mektup şeklinde bir kitap. Çok kısa bir kitap ve resimler ile de dokunaklı satırlar vurgulanmış Aylan Kurdi'nin ailesi, beş yaşındaki kardeşiyle ikisini yanlarına alıp, bir şişme bota binerek, Yunanistan adasına doğru yola çıkarlar. Suriye'de savaş sürerken irtica eden aileden, denize açıldıklarından sadece dakikalar sonra gelen bir dalga botu alabora ettiği için, anne ile iki oğlu boğularak yaşamlarını yitirir.
Khaled Hosseini'nin denizde boğulan, kaybolan binlerce mülteciyr adadığı kitabın geliri Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ve Khaled Hosseini Foundation'a aktarılıyormuş.
48 syf.
·1 günde·8/10
Adından çokça söz ettiren ve hemen hemen çoğumuzun kulak aşinalığı olan önemli bir yazarımız Khaled Hosseini'nin eseri. Güzel bir konuyu ele almasına rağmen beklediğimden çok çok daha kısa tabii.
Görsellerle desteklenen daha çok göz dolduran bir kitap diyebilirim. Fakat şunu da söylemem doğru olacak kitabımızın içinde bulunan görsellerle, bu görsellerin etrafına sıralanan cümlelerin uyumu etkiliyor okuru.
Kitap en fazla 15 dakikanızı alabilecektir sanırım. Dili anlaşılır, sade ve bana kalırsa dokunaklı sayılabilir.

2015 yılında Akdeniz'de boğulan ve cesedi kıyıya vuran üç yaşındaki Suriyeli mülteci Aylan Kurdi'den esinlenilerek kaleme alınmıştır. Açıkçası kitaptan çok olay dikkatimi çekmişti benim.
Okumanızı tavsiye ederim. Bir çırpıda okunabilecek ve daha sonrasında merak uyandırıp sizi araştırmaya teşvik edecek bir eser.
183 syf.
·3 günde·5/10
Acı Portakal iki ayrı eksende ilerliyor: Otuz yıl önce, dünyanın dört bir yanından gelen devrimci militanların eğitim gördükleri Amsterdam’daki bir merkezde yaşanan bir cinsel saldırıyı, olayın tanıklarından “El Turco” lakaplı bir adamın anlatısıyla keşfediyoruz. İkinci eksende ise, günümüz İstanbul’unda bir baba, üniversite çağındaki kızıyla bu yaşananları tartışıyor.

Acı Portakal, dünyayı değiştirme vaadinde bulunanların dahi eril şiddete yeterince mesafe koyamadığını vurgulayarak eril kimliğin sorgulanmasını merkezine alıyor. Roman, aynı zamanda baba kız ilişkisi üzerinden gerek teknolojik gelişmelerin gerekse siyasete ve toplumsal cinsiyete bakışın ışığında kuşak farkının da izini sürüyor.

Kitabın dili yalın, anlatımı sürükleyici. Fakat baba-kız arasındaki diyalogları anlamak için siyaset ve toplum terminolojisine hakim olmak lazım. Cümlelerin içindeki kelimelerin çoğu bu konularda bilgisi olmayan bir okura zor gelebilir.
Çok çarpıcı bir kitap olduğunu düşünmüyorum, konunun çıkış noktaları sivri olsa da kitap bitimde kafanızda bazı boşluklar yaratıyor. Sanki her şey daha farklı anlatılabilirmiş gibi. Tabii bu bakış açısı tamamen kişisel ve benim okuma alışkanlıklarımla ilgili, özetle kitap bana vasat geldi. Fakat çok yoğun okuma alışkanlığı olmayanlar için güzel bir kitap olabilir.
48 syf.
·4 günde·6/10
“Deniz Duası, Eylül 2015 te Avrupa’da güvenli bir yere ulaşmaya çalışırken Akdeniz de boğulan 3 yaşındaki Suriyeli mülteci Aylan Kurdi’nin hikayesinden esinlenerek yazılmıştır. “

Toplamda bir sayfayı geçmeyecek olan bir mektubu anlatır Deniz Duası adlı eser. İçinde bolca çizim mevcuttur. Bu yazarın diğer 3 kitabını alıp okuduğum ve çok beğendiğim için bu eser de kütüphanemde bulunsun istedim.

Ayrıca ; bu kitabın tüm geliri Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Khaled Hosseini Foundation’a aktarılmaktadır..

İyi okumalar :)
48 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap olarak alışık olduğumuzun oldukça dışında. Bir iki sayfaya sığabilecek bir mektup, resimlerle zenginleştirilerek 48 sayfaya çıkartılmış ve geliri mültecilere yardım amaçlı kullanılacağından kolayına kaçılmış. Açıkçası o muteşem kitapların yazarından çok daha iyisini beklerdim. Yüzyılımızın en büyük sorunu olan mülteci sorununu unutmamak ve unutturmamak adına ve gelirinin faydalı bir yere gideceği düşünüldüğünde alınıp okunması gerekir diye düşünüyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Cem Alpan
Unvan:
Çevirmen, Editör
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1975
1972 yılında İstanbul’da doğdu ve MÜGSF’de İçmimarlık ve Tasarım eğitimi aldı. 2004 yılından bu yana çeşitli yayınevlerinde editörlük ve çevirmenlik yapıyor. Kara Kutu, Aşk Sürebilir mi?, Shakespeare Olmak, Silas Marner, Bazı Kadınlar ve Caribou Adası adlı kitapları Türkçeye kazandırdı.

Yazar istatistikleri

  • 88 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 136 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.