yanlış bilmiyorsam müge koçak ın ilk kitabi. genel itibari ile olaylara bakış açısını, olay örgüsünü, anlatım biçimi hoşuma gitti beğendim.
her öyküde kendinizi bulabileceğiniz, yaşamınızın en az bir yerlerinde muhakkak içinizde yaşamış olduğunuz o duygular, kafanızın içinden geçmiş düşünceler, olaylar, konuşmalar, sanrılar… öykülerinde önünüze seriyor. varoluş felsefesini sevenler için okunması gereken bir kitap
12 öyküden oluşan güzel akıcı tatlı bir kitap ve en çok beni etkileyen bölüm “Yankı” bölümüydü tavsiye edebileceğim bir kitap.
Yazarın Can Yayınları Çağdaş Serisi etiketiyle raflardaki yerini alan Yankı adlı kitabında 12 öykü bulunuyor. Öykülerin tonu ve tarzı farklılık gösterse bile ortak noktası değişmiyor; çarpıklaşan arzularla başkasının yaşamından istifade etmek.
İncelemenin tamamı: kayiprihtim.com/inceleme/yanki-...
Öykü severlere yeni bir yazar ve yeni bir kitapla tanışma fırsatı Yankı. Müge Koçak'ın bu yıl çıkan ilk kitabı.
Kitaptaki öyküler hem konu, hem de yazım şekli açısından oldukça değişik geldi bana. Okurken hayal gücünüzü de ortaya koymanız gereken on iki öykü var kitapta. Her öyküde ciddi bir kurgu var. Bence özellikle yeraltı edebiyatı sevenlerin kesinlikle hoşlanacağı tarzda öyküler var kitapta. Polisiye ve gerilime de meraklıysanız tadından yenmez bir kitap olur Yankı sizin için.Sözcükleri de cesurca kullanmış yazar, olması gerektiği kadar, olması gereken yerlerde. Sonuçta argo da dilin bir parçası ve yeraltı edebiyatının vazgeçilmezi.
Öykülerin konuları da öyle yenir yutulur cisten değil. Rahatsız eden, zorlayan, sarsan konulara cesurca dokunmuş Müge Koçak. Daha çok hayatın karanlık kısımlarına, insanların bilinçaltında yatan kişiliklerine.
Ben severek okudum öykülerin hepsini. Yazarın dilini de tarzını da sevdim. Bence ileride iyi bir polisiye roman yazarı olarak da çıkabilir karşımıza. Umarım okuyucusu çok olur kitabın. Bu arada kitaptaki öykülerden biri pandemi sürecinde geçiyor. İİk kez iki yıldır hayatımızın bir parçası olan Corona'yı bir kitapta da görmüş oldum böylece.
Yankı'nın okuyucusu bol olsun. Keyifle okunsun.
Yılın son kitabını Müge Koçak isimli yazarın ilk kitabı ile tamamladım.
12 öyküden oluşan bir kitap. Sarsıcı, hayret verici ve absürt denilebilecek, çoğunlukla dehşete düşüren ve muhteşem kurgulanmış öyküler. Hayatın içinden başlayıp, sanki bu hayattan olmayan öyküler.
Coronadan bahsedilmiş yeni bir kitap, özellikle o öykü beni epey bi etkiledi.
Yeraltı edebiyatı da denilebilir türü için.. Ancak yazarın yeni kitaplarını okudukça tür konusunda daha fazla fikir sahibi olabileceğimiz söylenebilir.
Yine de farklı bir kitap okumak isteyenlere tavsiye edilebilir, ben keyif aldım.
Müge Koçak'ın Yankı adlı öykü kitabı 300. Kitabım olarak hafızamda hep ayrı bir yer tutacak. Bu güzel tesadüf ile birlikte öyküleri değerlendirmek gerekirse yazarın toplumsal tüm norm ve kalıplardan kendini soyutladığını söylemek mümkün. Yazarlık açısından bu durumun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çoğu yazar politikacılar gibi yazılarını okurların takdirini kazanmak (oy almak, popüler olmak) için yazıyor. Edebiyatın sanatsal tarafıyla freudcu psikolojisini birçok öyküde harmanlanmış. Kitap boyunca derinlemesine bir rüya ortamı ve karakterlerin rüya detayları, üzerinde durması gereken taraf olabilir yazar için. Ayrıca anne - baba karakterlerine olan yaklaşımı gizli kalmış milyonlarca duygunun en güzel dışa vurumlarindan biriydi. Cesur ve yaratıcı bir yazar, kalemine sağlık.
Gecenin karanlığında, ıssız sokaklarda gezer düşlerin fısıltıları. Sahipsizliğin somurtkanlığını peşlerine takarak, buldukları ilk barınağa girerler. İşte orada, gölgelerin ardında, başlar siyahla beyazın hikayesi. Ya da öyle sanır herhangi birisi..
Öyküler ile iyice kaynaştık. Bence çok iyi bir öykü okuyucusu oldum. Yankı da öykü severlere, yer altı edebiyatı sevenlere bir kapı daha açıyor. Hem de yeni bir yazar ve üslup ile. Müge Koçak tarzını çok beğendim. Akıcı, sarsıcı, cesur, dokunaklı, muzip ve kıvrak. On iki öykünün her biri derin toplumsal konulara hızlı birer dokunuş olmuşlar. Hepsi çok güzel olanlardan bazıları için keşke ayrı birer kitap konusu olsaymış dediklerim var. Diğer yazıları merakla bekliyor olacağım.
Yankı / Müge Koçak
118 sayfaya 12 çarpıcı öykü sığdırmayı başaran Koçak, siyah ile beyazın tezat yaratarak güzellikler yarattığı dünyamızda bulanık grileri gözler önüne seriyor. Toplumda konuşulması yasak gibi herkesin kaçtığı konulara doğrudan kafa tutuyor.
Beni en çok etkileyen öylüler ise;kitapla aynı ismi taşıyan “Yankı” ve “Duman” isimli öyküler oldu.
Çağdaş Türk Edebiyatı’ndan çarpıcı ve iyi bir kalemle tanışmak isteyen herkese tavsiyemdir.
Can Yayınları tarafından 2020 yılında çıktı.118 sayfa karton kapak. Etiket fiyatı:18₺
Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilemek isterdim. Ama sizi rahatsız edeceğini, insanlığınızı sorgulatacağını şimdiden söyleyeyim. Ya da şöyle söyleyeyim. Keyifli aydınlanmalar!
İyi hissettiren, her zaman iyilerin kazanıp kötülerin cezasız kalmayacağını söyleyip duran öyküler artık sıktıysa, farklılık arıyorsanız bu kitabı kesinlikle denemelisiniz!
Açıkçası şaşkınım. Kitap ya da yazar hakkında hiç bilgim yoktu ama arka kapak yazısı ilgimi çekti ve anlık bir kararla aldım kitabı. İyi ki öyle yapmışım. Beklentimin üstünde bir kitapla, gerçek hayat ve kurmaca karışımı gibi görünen, şaşırtan hayatlarla, kendini okutan güzel bir dille karşılaşmış oldum.
Yazarın anlatım yeteneğini gerçekten beğendim. Aşırı süslü cümleler kurmaya çalışıp okuru boğmamış ama yine de farklı bir anlatım yaratabilmeyi başarabilmiş. Yer yer sertleşerek şaşırtan, okuru meraklandıran detaylarla güzel bir akış yakalamış. İlk kitap için gayet başarılı buldum diyebilirim. Sonraki kitapları merakla bekliyor olacağım.
Bir de kitapta Dr. Skull şarkı sözü ve Güven Erkin Erkal 'ın bir sözünden alıntı yapılmış olması rock/metal müzik sever biri olarak ayrıca hoşuma gitti.
Öykülerin geneline bir karanlık, karamsarlık hakim. Başta da dediğim gibi iyi hissettiren şeyler okumak istiyorsanız yanlış yerdesiniz. Ama hayat iyiye iyi, kötüye kötü davranmıyor her zaman. Yesilçam filminde yaşamıyoruz! Bu nedenle bu tarz öyküleri daha gerçekçi buluyorum ve okumayı seviyorum. Genel olarak akılda kalıcı, son cümlelerden sonra bir ufak düşündürücü, güzel karakterlerin yaratıldığı, kısa öykülerle bile bağ kurulabilen bir kitap olmuş.
Keyifle okudum. Kendi minik olsada anlamları kocaman öykülerdi. Sıkıntısını çektiğimiz bir çok konuya dokunulmuş. Bazen ürkerek korkuyla ve merakla ama akıcı bir şekilde devam ediyor.
"Bir insanın bu kadar hayatın dışında kalmasını yediremiyordum kendime. İnsanlar bu kadar sorunla, dertle uğraşırken onun bu umarsızlığını kıskanmamak da elde değildi bir yandan."
..
..
..
Eveet, yepyeni, cesur, kendinden emin, adından söz ettirecek bir kalem tanışmaya hazır mısınız?
Gerçekten 100 küsur sayfada, 10 tanecik öyküde nasıl bu kadar tam on ikiden vurulur kendiniz görmelisiniz.
Öyküleri okurken, iddia ediyorum, tiskinti, hayranlık, endişe, gerilim ve yazara hak verme duygularının dalgalarıyla boğuşacaksınız.
Özellikle kitaba ismini veren öyküsü Yankı, Duman, Kor Adam ve tabii ki Afiyet Hanım ile Kuru Sultan öyküsü aman yarebbi...
İnsanlığımızın karanlık sokaklarında bi tur atmak isterseniz buyrunuz.
Keyifli okumalar
..
..
..
#readingismycardio #aslihanneokudu #okudumbitti #bookstagram #2021okumalarım #öyküokurları #okudumbitti #okuryorumu #kimneokudu #kitaptavsiyesi #okugönder #yankı #mügekoçak #canyayınları