Bir kitabı ikinciye okumak adetim değildir. Yıllar önce okuduğum Oyuncak Tamirhanesi kitaplığımda bir süredir gözüme takılıyordu. Sanırım ilk okuduğumda ruhumda ve kalbimde hissettiğim rahatlama, bu kitabı ikinci defa okumaya iten bir sebepti benim için.
Ruhumda ve kalbimde o ağrılar şimdi yok.
Hamd olsun... Belki de bu yüzden başka bir ben olarak okumak istedim Oyuncak Tamirhanesi'ni.
Kitap özelde 'yenisini alırız' zihniyetine karşı bir tepki ve eleştiri kitabıdır.
Yenisini almak veya yeniye sahip olmak eskiyle olan bağı koparmayı gerektirir mi?
Neden dostluğun eskisi kıymetli?
Bozulan, kırılan, tamiri yapılmayan 'şey'in yenisi eskinin yerini doldurmada ne kadar yeterlidir?
Özellikle hasar gören 'kalp' ise!
Bir de şöyle sorayım...
Birgün biz de eskiyip bozulursak?!
Bununla birlikte yazar birçok konuda farklı okumalara yer vermiş.
Bunlardan bir tanesi Gazze ile ilgiliydi.
"Gazze'de binikiyüz canın haksız yere, acımasızca, arsızca heder edildiği..."
Yazar bu cümleyi 2009'da yapılan saldırıya binâen kurmuş.
2025''e geldiğimizde derin bir çaresizlik ve üzüntüyle binikiyüz sayısı günümüze kıyasla ne kadar az göründü.
Halbuki bir kişi bile ne kadar çoktu.
Bir kişi insanlık demekti.
Tekrar okuma yapmanın en güzel yanı kendi değişimini fark edebilmek...
Oyuncak Tamirhanesi farklı okumalara dâir içimizde çeşitli bakış açıları kazandırması bakımından tavsiyedir...
Ama tekrar okumaları daha çok tavsiye ediyorum; özellikle başka bir ben olduğumuz
hissedildiğinde.