Oğuz Atay'dan okuduğum ikinci kitap olan Tehlikeli Oyunlar ile yazar beni büyülemeye devam ediyor. Okuması kolay ya da akıcı bir kitap olduğunu söylemeyeceğim ve şahsi kanaatim okuması epey zor bir kitap. Ne okuduğumu anlayabilmek için biraz ilerlemem gerekti kitapta. Hikmet Benol'un zihninde dolaşıyorsunuz adeta ve bu epey karmaşık bir durum. Geçmiş, gelecek, an, hayal tüm bunları ayırt etmeye çalışıyorsunuz çünkü bilinç akışı yöntemi ile yazılmış eserimizde net bir olay akışı yok.
Hikmetin entelektüel yalnızlığı, toplumdan kaçışı fakat bu yalnızlık ile de mutlu olmayışına şahit oluyoruz eserde. Bir yandan da kullandığı "oyun" tabiriyle toplumsal rollerin yapaylığına dikkat çekiyor yazar. Toplumda herhangi bir role girmeyişiyle "Ben bu oyunu bozuyorum albayım." diyor karakterimiz.
Atay, eserde aydın bunalımını da okuyucuya hissettiriyor
Oldukça entelektüel bir kişilik olmasına rağmen eylemsizliği ile aslında topluma hiçbir katkı sağlayamayan Hikmet'in acınası durumunu da okuyucuya gösteriyor.
Dostoyevski, Kafka, Camus, Sartre gibi yazarları okumayı sevenlerin bu kitabı da seveceğini düşünüyorum. Her ne kadar zorlayıcı bir eser olsa da okumaktan fazlasıyla keyif aldım.
"Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?"