Edmond Rostand, bu tiyatro eserini 17. yüzyılda yaşamış olan ünlü Fransız yergicisi ve oyun yazarı olan Savinien Cyrano de Bergerac’tan ilham alarak yazmıştır. Cyrano rolünü ünlü aktör Constant Benoit Coquelin’in oynadığı oyun Theatre de la Porte Saint-Martin’de fırtına gibi esmiştir. “Cyrano” bir yıl sonra sadece Avrupa sahnelerinde değil, New York’ta Garden Theatre’da oynamaya başlamıştır. Ünlü aktör Richard Mansfield başarılarını bu rolle perçinlemiş; aktör José Ferrer, 1950'de Cyrano oyunuyla Oscar kazanmıştır. Genç yazar, 28 Aralık 1897’de bu şiirsel yapıtı ile kendisini tırmanmakta olduğu şöhret merdivenlerinin tepesinde bulmuştur. Klasik bir konusu olan bu eser bana kalırsa ustalıkla yazılmış şiirsel üslubu ile meşhur olmayı başarmıştır. Ben bu eseri "istemem eksik olsun" tiradı ile bir instagram videosu sayesinde tanıdım ve hemen ertesi gün kitabı okumaya başladım. Videoyu profilimde paylaştım, sizlerden de oldukça beğeni alan videoyu buraya bırakayım istiyorum. #274460983
Geçelim kitaba; bu Cyrano kimdir? Asil bir kılıç ustası, silahşör, şair, musikinaş, fizik bilir, tuhaf giyimli ve muazzam büyüklükteki burnu ile kimselere benzemeyen, eşi bulunmaz ancak kimsenin de kadrini bilmediği bir cevherdir. Burnu ile alay edilmesinden hiç hoşlanmaz, eğer ki burnuyla dalga geçen biri olursa ona nükteleri ve kılıcı ile dersini muhakkak verir.
Oyunumuz bir tiyatro salonunda başlar. Bütün seyirciler toplanmış oyunu beklemektedir. Ancak Cyrano, bir oyuncuya olan kini yüzünden oyunu durdurur ve sahnede burnuna laf söyleyenlere bir burun tiradı yapar. Ardından bir balatla düelloya başlar. Seyirciler bunlara bayılırlar ve alkışlarla salonu terkederler. Cyrano, her yerde konuşulur olmuştur. Hemen ertesi gün büyük bir kalabalık Cyrano'nun dostu Ragueneau’nun pastacı dükkanına doluşurlar. De Guıche adında bir adam Cyrano'ya "şairlik devrimizde bir lükstür, benim şairim olur musunuz?" demiştir. Kalabalıkta bunu isteyip, beklemektedir. Ancak Cyrano, "ben hür gezenlerdenim" diyerek bu teklifi reddeder. Herkes şaşırmıştır, dostu neden teklifi reddettiğini sorunca Cyrano, o meşhur "istemem eksik olsun" tiradı ile cevap verir. (Burada kendimi gördüm ve Cyrano'ya tüm kalbimle katıldım. İnsan bazen herşeye istemem eksik olsun demek istiyor ve bu tirad tamamıyla benim duyduğum hisleri anlatıyor.) #274560810 Aman varsın eksik olsun, kendi kendimize yazarken hür ve özgürüz.
Aşksız bir kahraman düşünülebilir mi? Meşhur şövalyemiz Don Kişot'un bile Dulsinea'sı varken, Cyrano'muzun bir kalbi yok mu? Güzeller güzeli Roxane, Cyrano'nun aşık olduğu kadın ve aynı zamanda da kuzeni ancak Roxane, Cyrano'yu bir ağabey ve dost gözüyle görüyor. Roxane, yakışıklı Christian'a aşık ama yalnız güzellik yeterli mi? Aşkta ruh yoksa ona ruh katacak yürek yoksa güzellik neye yarar ki? Aşkta zarafet, incelik ve şairane bir ruha önem veren Roxane'nın, kendisi gibi güzel sözler söylemeyi beceremeyen bir adamla, uzun süren bir beraberliği olmayacağını farkında olan Christian, Cyrano'dan gönlünün tercümanı olmasını ister. Böylece Christian'ın güzelliği ile Cyrano'nun şair ruhu birleşir. Cyrano, karanlık köşelerde, perde arkalarında fısıldayan aşık, Christian buseler, iltifatlar alan sevgilidir.
Dördüncü perde açılmadan cephe emri verilir. Roxane, Christian'ı Cyrano'ya emanet eder. Sık sık mektup yazsın, üşütmesin, hayatını tehlikeye atmasın gibi tembihlerle vedalaşılır. Ve Christian ile Cyrano birlikte cepheye giderler. Cyrano, burada ayda bir değil, haftada bir değil, günde iki kez, uykusundan feragat ederek sanki Christian yazmış gibi Roxane'ya mektuplar gönderir. Bir aydan fazla süredir aşk dolu mektuplarla çılgına dönen Roxane, sonunda dayanamaz ve her türlü tehlikeye karşın cepheye gider. O gün Christian, Cyrano'nun her gün mektup yazdığını ve mektuplarda gözyaşı damlaları olduğunu farkeder. Ve yine aynı gün Roxane'nın güzellikten öte mektuplardaki ruha vurulduğunu anlar. Cyrona'ya aşkını ilan etmesini söyler. Tam Cyrano aşkını söyleyecekken, Christian ölür.
Aradan 14 yıl geçer, Roxane her sene kilisede Christian'ı anarken, Cyrano da onun dostu olarak yanında olmuştur. Cyrano ölürken Roxane, mektupları asıl onun yazdığını farkeder. Çok geç bir farkediş ve gözyaşları ile oyun sona erer.
"Demek nasibim buymuş: Bir perde arkasından fısıldamak ve sonra... Unutulmak!"
"Ne haltetmeye girdi âlemin gemisine?..
Felsefeyi severdi, fizikten de anlardı,
Şairdi, musikide hayli behresi vardı.
Laf altında kalmazdı, yaman bir silahşördü;
Başkası hesabına bazen âşık olurdu.
Rahmetlinin Cyrano de Bergerac’tı adı;
Her şey olayım derken hiçbir şey olamadı!"
Kitapla kalın.