Değeri hiçbir zaman tam anlamıyla bilinmemiş şahane bir savaşçıyı, çeşitli kaynaklardan derleyerek en objektif şekliyle ele aldığı için yazar Haluk Başaran kardeşimi içtenlikle kutluyorum.
Arnavut milletinin kahramanı Gjergj Katriota yani namıdiğer İskender Bey’in ilk başta Osmanlı’ya sadıkken daha sonra hakkının verilmemesinin sonucu olarak halkının bağımsızlığı uğruna verdiği mücadeleler ve zekâsı ve stratejik hamleleriyle büyük orduları mağlup ederek kısa sürede herkesin dikkatini çekmiş ve çekinilecek bir savaşçı hâline gelmiştir.
Mücadelelerin sebebine farklı kaynaklarda farklı açıklamalar yapılsa da yazarımız bunları ortak bir paydada bütünleştirerek okuyucunun bakış açısını sağlam bir zemine oturtmayı başarıyor. Şahsen bende böyle bir etki bıraktı.
Feodal Arnavutluk prenslikleri, Kastriotlar ve elbette İskender Bey ile ilgili hiçbir bilgiye sahip değilken bu eser sonunda bu başlıklarla ilgili en detaylı tartışmaların içinde yer alabileceğim bir seviyeye geldim. Kesinlikle okunmalı, şiddetle tavsiye ediyorum.
…ESERLE İLGİLİ NOTLAR İÇERİR…
GİRİŞ
Arnavutlar, Osmanlı hâkimiyetini ‘Savra Muharebesi’ sonuncunda tanımışlardır.
İkinci Murat’ın Balkanlar ilerleyeşi hususunda Yvan ili olarak adlandırılan bölgede Kastriota ailesinin dört tane oğlu Osmanlı hakimiyetine verilir bunlardan Gjergj adında olanı devşirme olarak İskender adını alır. Bu adam öldürülen kardeşlerinin öcünü almak isteyecek ve Osmanlı’nın başına uzun yıllar çok bela açacaktır.
İskender Bey’in az mühimmat ve elindeki az kuvvetle Osmanlı devletine karşı elde ettiği başarılar Hristiyanlık dünyasının kalbi Papalı ve batı krallarının da dikkatini çekmiştir . İkinci Murat İskender Bey mevzusuna bir çözüm getiremeden vefat edince, bir tarafta Osmanlı kartalı olarak bilinen Fatih öteki tarafta Arnavut Kartalı olarak bilinen İskender Bey balkan topraklarında çetin bir mücadeleye girişmişlerdir.
1.BÖLÜM
ARNAVUTLUK BÖLGESİ VE ARNAVUTLAR
Balkanların adını sıklıkla sarp tepeler ormanlık alanlardan aldığına dair bilgiler mevcuttur. Birçok tarihçi bu bölgeyi ‘dağlar silsilesi’ olarak nitelendirmiştir. Kamûs-ı Türki eserinde bölgenin ismi ‘Silsile-i Cibâl’ olarak geçmektedir.
Arnavutlar‘ın Neolitik Çağ’dan beri Balkanların kadim halklarından olduğunu söylemek mümkündür. Bununla ilgili yapılan kronolojik çalışmalar bölgede prehistorik döneme ait kalıntılar bulduğunu buranın sakinlerinin İliryalılar yahut Pellazglılar olduklarını ileri sürmektedirler.
Arnavutların Yunanlılarla soydaş olduğunu aktaran çalışmalar o dönemde mevcutsa da bu Arnavutlar tarafından hoş karşılanmamakta, bu bölgenin üzerinde siyasi hak elde etmek adına kullanılan bir politika olduğunu kuvvetle muhtemel görmektedirler.
Kronolojik süreç incelendiğinde Arnavutların kendi milliyetçi kimliklerini sürekli bir muhafaza içerisinde oldukları görülmektedir. Günümüzde dahi Arnavutluk, İtalya ve Yunanistan arasında kendi kimliğini muhafaza etmeye çalışmaktadır.
Milat’tan önce Ikinci yüzyılda Balkanlar’da hakimiyet kuran Roma imparatorluğu olmuştur bunun beraberinde Slavların Balkanlar’da Arnavutluk topraklarında kalmaya başladıkları görülmektedir yani Arnavutluklu aileler ile Slavlar iç içe yaşamaya başlamışlar ve bunun etkisi altında kalmaya başlamışlardır.
• Balkanlar ve Arnavutluk’un Durumu
Balkanlar’da izlenilen süreçte feodal beyliklerin fazlalığından ötürü sosyal idari ekonomik SORUNLAR baş göstermeye başlar bununla birlikte doğuda Osmanlı fetihleri ile Bizans’ın balkan politikasını etkileyen gücünü yitirmesine sebep olan etkenler bir araya gelir
Kaybettiği güç ile Balkanlar’da gerekli otoriteyi sağlayan Bizans’ın durumundan istifa eden feodal beyler hakimiyet sahalarını genişletmek adına çatışma yaşarlar. Ortodoks olan Bizans İmparatorluğu‘nun bölgede gücü neredeyse tükenir. Bu durum erken dönemde Venediklerin himayesiyle Katoliklerin kuvvetlenmeye başlamasına neden olur.
13.yüzyılda Balkanlar’da bulunan feodal belirler arasında sırf Bulgar macar sleri bulunurken aynı zamanda bir çok arnavut beyleri ve prensipleri bulunmaktadır plastiklerin siciller kralı Charlie Tanju tarafından meydana getirildiği üzerine görüşler mevcuttur
Arnavut prenslerinden bir kısmının ne kadar gücünü kaybetse de Balkanlar’da rol oynayacaklarını düşündükleri Bizans ile ittifak kurmaktan geri durmamakla ile beraber Venedik ile çıkarları doğrultusunda siyaset yürütmeyi ihmal etmemişlerdir. Arnavut prensiplerin büyük bir kısmının katolik olduğu, bunun temel nedeninin Roma’ya kadar dayandıran bilgilere yer verilmektedir.
Arnavut prensipleri içinde balta ve top ya arnavut plastikleri bölgede dönemli yer tutmaktadır arnavut bu arnavut aileleri Ortodoks Katolik mezhebine bağlı bulunmaktadır bu mezhepten ayrlık arnavut prensiplerinin birleşik merkezi Vite tarafından yönetilmesinin bahşişlerinden birisidir. Bu arnavut prensipleri pek güç sahibi olamasalar da ileride iskender Bey’in amacına önemli hizmetler sağlayacaklardır.
Osmanlı devleti 14. yüzyılda Bizans tesirini kırmaya başlar. Osmangazi döneminde Koyunhisar muharebesi ile beylikten devlet olma sürecine gidecek ilk adım atılır daha sonra Orhan Gazi’nin oğlu Süleymanpaşa Çinpa kalesi Bizans’ın elinden alarak Balkanlar üzerindeki faaliyetlerini hızlandırır.
O dönemde Sırplar bulundukları konum itibari ile Arnavutluk’un kuzey bölgesini ele geçirmişler bu yüzden Osmanlı akıncılarının balkan topraklarında ilerlemeye başlaması buradaki siyaseti tamamıyla değiştirecektir.
Balsa prensliği bölgede nüfus ve kuvvet açısından en büyük prensliktir. Bu bağlamda Arber prensi‘in bölgedeki rakibi olarak düşünülebilir Balsalar tıpkı diğer balkan halkları gibi mozaik düzenin bölgede sağladığı huzursuzluğun farkında olarak bölgede monarşik düzenin hakim olmasını isterler. Bu alanda tıpkı Sırp krallığı gibi diğer Arnavut feodallerinin amacı tek bir merkezden yönetilen Arnavut krallığı meydana getirmek daha sonra tüm Balkanlara hakim olma ideolojisidir. Balkan haklar içerisindeki siyasi ve dindarlıklar buna izin vermemiştir Balsalar bu durumda Arnavutluk feodellerini kendine bağlamıştır Arnavutluk’un kuzeyinde Zeta merkezli İşkodra dahil büyük bir hakimiyet sahasında faaliyette bulundukları bilinmektedir.
Balsaların bölge üzerinde diğer bir etkisi de Ortadoksluğu terk ederek Katolikliğe geçiyor olmasıdır. Bu durum Katolik Ortodoks ayrımlarının doğmasına sebebiyet vermiştir. Bunun yanında İskender Bey’in Katoliklerden aldığı yardımın temellerinin Balsaların siyasetinin bir ürünü olduğu söylenebilir. Ayrıca Balsaların yükselişi Karl Topia’nın dikkatini çekmiş ve onu huzursuz etmiştir ve bu şekilde Türklerden yardım istemiştir. Yani Balsaların yükselişi aslında Osmanlı Devleti’nin Arnavutluk’a adım atmasının da önünü açmıştır.
Topia Prensliği de Balsaların rekabet halinde olduğu diğer bir feodal prensliktir. Topia ailesi Balsalar ile siyasi ittifak ve akrabalık kurmaya çalışsa dahi bunun altında Topiaların, Balsa ailesinin nüfusu ve otoritesinden faydalanma düşüncesi yattığını söylemek mümkündür. Bunun yanında Balsa’lar Katolikken, Topia’lar Ortodokstur.
Arnavutluk bölgesinde iskender bir isyandan önce köklü bir aile olan anitler varlıklarının dengeli siyasetler sayesinde korumuşlardır bunun yanında kendilerinin arnavutların eski ailelerinden biri olduğu hatta arnavut adının bölgeye anitlerden geçtiği söylentileri vardır bazıların çok kişiyle gün ayarla bunu tamamına sahip olmuşlardır
Bölge üzerinde emelleri olan Sırpların Hristiyanlık propagandası altında altında Ortodoks ve Katolik çatışmaları meydana getirmesi Arnavutların bu siyasi karmaşıklık içerisinde bir de Sırp despotlukları ile de mücadele etmek zorunda kaldıklarını gösterir. Balsa ailesi Sırp despotluklarına büyük darbeler indirmiştir. Sırplar bu dönemlerde Stefan Duşan önderliğinde baskılarını arttırmışlardır.
Osmanlı’nın 14. yüzyılda Balkanlar’da geliştirdiği akınlar bölgedeki mevcut düzeni tamamen değiştirir. Zaman içerisinde Osmanlı iskan politikasının bölgeye nüfuz etmesiyle hem balkan halkı rahat nefes alır hem de Osmanlı fetrette dahi bölgede kendini ayakta tutacak önemli bir nüfus elde eder. Bazı görüşlerce Pax Ottomania yani Osmanlı Barışı şeklinde anılan bu söylem Osmanlı’nın Balkanlar’daki rolünün bir simgesi olarak karşımıza çıkar.
2.BÖLÜM
. OSMANLI’NIN FÜTUHAT HAREKETLERİ VE ARNAVUTLUK’A VERDİĞİ ÖNEM
Osmanlı varlığının Arnavut sınırlarına dayandığı ve bu bölgeler arasında Kastriotların bulunduğu da bilinmektedir. 1389 tarihli Birinci Kosova Savaşı Osmanlı devleti ile Arnavutlar için yeni bir dönüm noktası oluşturur. Burada Arnavut soylularından İskender Bey’in atası Pal Kastriota da bulunmaktadır. Bu dönem içerisinde Kastriotalar’ın toprakları İşkodra ve Leş arasında bulunmaktadır. Arnavutlar bu dönemde hem çıkarları hem de inançları doğrultusunda Sırpların yanında olmayı doğru bulmuşlardır. Çünkü o dönemde Müslümanlık henüz anlaşılamamıştır.
Birinci Beyazıt dönemi Arnavutluk’un büyük bir bölümünün Osmanlı’ya ilhak olduğunu söylemek mümkündür. Osmanlı Balkanlar’daki Fütuhat hareketlerine başladığından itibaren bölgede nüfusunu arttırmaya yönelik bir politika izliyor, iskan hareketlerine girişiyor, bölgeye yerleştirilen Türkmen aileleri ile hem bölge ihtiyaçlarını karşılıyor, Balkanlar’da nüfus edilmesi sağlanıyor ayrıca Türkmenler bölge halklarının Türklere alışması için kültürel kaynaşma vesilesi oluyorlar.
Çelebi Mehmet zamanında Osmanlı devleti fetretin getirdiği ağır yükü sırtından atmaya çalışmıştır bunda başarılı olmuştur fakat bu durumdan istifade İskender Bey’in babası Yuvan Khatriota ve İkinci Balsa buradaki Türk varlığına karşı direniş göstermiştir bu dönemde Osmanlı mevcut durumundan istifade etmek isteyen krallıklar Osmanlı’nın Balkanlar’dan atılabileceği düşüncesine tekrardan kapılmışlardır. Araştırmalar sonucunda Arnavut beylerinin fetret sürecinde sadakatlerini bozduğu görülmektedir.
1.Mehmet’in vefatından sonra yarım kalan meselelerle oğlu 2.Murat ilgilenmiştir. Bu dönemde Osmanlı ve Arnavutluk arasında uzun süreli çatışmaların temeli atılacaktır. Osmanlı ile tanışan Arnavut grupları arasında İslam inancı hızla yaygınlaşmaya başlayacaktır.
Balkanların Osmanlı açısından siyasi, ekonomik ve diplomatik olarak nitelendirilen birçok önemi bulunmaktadır. Fetret devrinden sonra toparlanmasında sağladığı iskan ve müesseseler çok etkili olmuştur. Balkanların Avrupa’ya açılan kapı olması burada da Arnavutluk’un Orta Avrupa ve İtalya için bir kilit olması dikkat çekici noktadır.
3.BÖLÜM
OSMANLI ARNAVUTLUK MÜNASEBETLERİ VE İSKENDER BEY İSYANI
Osmanlı devleti Birinci Beyazıt döneminde Balkanlar’da sağladığı hakimiyet neticesinde bölgede söz sahibi olmuştur yine bu dönemde tımar rejimi Arnavut topraklarına oturmaya başlamıştır. Bundan rahatsız olan Arnavutköy feodelleri Ankara Savaşı sonrası Osmanlı’nın içinde bulunduğu karışık durumu fırsat bilerek Osmanlı hakimiyetini tanımadıklarını dile getirmişlerdir.
Osmanlı, bölgedeki mevcut durumun farkındadır ve Arnavutluk’un bulunduğu kilit Rumeli noktası Osmanlı açısından önem arz etmektedir.
Osmanlı devleti Arnavutluk’a hakimiyetini aşamalı bir şekilde sağlamıştır en son Balsa prensi ile karşı karşıya gelmiş ve Arnavutluk’un bu önemli gücünü mağlup ederek Kruja- Akçahisar ve İşkodra gibi Arnavutluk’un iki önemli merkezini ele geçirmiştir .
Bu dönemde Kastiriotlar ile yapılan Vasallık anlaşması ileride çıkacak Arnavut isyanlarının muhtemelen ilk adımı teşkil eder ama bu Kastiriotlar ile olan ilk münasebet değildir. Osmanlı’yı Balkanlar’dan atmak üzere yapılan girişimlerde Kastiriotlar da rol almışlardır.
İskender Bey birçok kaynak eserde “King of Epirus” veyahut “Prince of Epirus” olarak anılmaktadır.
Birinci Beyazıt’ın 1402 senesinde Timur tarafından Ankara Savaşı’nda aldığı mağlubiyet fetret döneminde Osmanlı’nın durumundan istifade eden birçok beylik vassallık anlaşmasından dönmüş, Osmanlı hakimiyetine karşı isyan bayrağı açmıştır. Bu isyanların bir kısmı İkinci Murat döneminde devam etmiş bu dönemde İskender Bey’in babası Yuvan Kastiriota, İkinci Murat’a karşı tekrar bağlılık bildirerek içlerinde İskender Bey’inde olduğu dört oğlunu Osmanlı Sarayı’na rehin olarak göndermiştir.
Fetret döneminde Yuvan Kastriota bölgede önemli derecede yönetim alanını ele geçirmiştir.
2.Murat dönemine kadar Yuvan Kastriota da çocuklarını soylu prenslikler ile evlendirerek akrabalık yolu ile nüfuz edinme düşüncesi içerisine girmiştir. Bu dönemde kendine destek vereceğini düşündüğü Sırp despotu Lazareviç ile anlaşma yaparak onunla müttefik olmuştur lakin Lazareviç için düşüncesi Kastirotaların çıkarları doğru oranda değildir. Bu sebeple Kastriotalar bölgedeki varlığıjı korumak adına güçlü tarafı seçmek zorunda kalmışlardı. Bu da Osmanlı devletidir.
Arnavutluk bu dönemde Adriyatik’e açılan bir kapı olmasından ötürü Venedik buradaki ticari faaliyetlerden yararlanan bir unsur olarak karşımıza çıkar. Kendisine karşı koyacak bir ordu olmamasından ötürü işgalci bir politika izlemiştir. Arnavut prensipleri Venedik’in bölgede tutulmasını önlemek adına girişimlerde bulunmuşlar fakat merkezi işçi bir yapıya sahip olmadıkları için prensliklerden bir kısmı Venedik ile anlaşma yolunu takip etmiştir, buna Kastriotalar da dahil olmuştur.
Yuvan Kasriota’nın oğullarını Osmanlı’ya rehin verdiğinden bahsetmiştik. Bu duruma nasıl gelindiğinden eserimiz bahsediyor. İkinci Murat’ın Arnavutluk’un üzerine ilerlemesini etkileyen diğer bir sebep Araniti isyanlarıdır. İskender Bey isyandan önce bölgenin nüfuslu bir aile tarafından bir isyan başlatıldığını söylemek mümkündür. Araştırmalar bu isyanın Osmanlı’nın bölgede uyguladığı tımar sisteminden kaynaklandığını ve Venedik kışkırtmalarının bu isyanda rol oynadığını düşünür. Kastriotalar da Araniti isyanını desteklemişlerdir. 2.Murat’ın o dönemde Arnavutluk meselesini çözmek için Evrenosoğlu İshak Bey emrindeki akıncıları gönderip hâkimiyeti sağlamasıyla Yuvan’ın Osmanlı’nın üstünlüğünü tanımaktan başka çaresi kalmaz ve oğullarını Osmanlı sarayına rehin yollar. Bunun sonucunda Venedik ile aralarında da bir soğukluk oluştuğunu söyleyebiliriz.
- İskender Bey’in Enderunda Yetişmesi ve Osmanlı Topraklarındaki Faaliyetleri -
İskender bey Enderun eğitime gönderilmiş ve burada Müslümanlığı öğrendikten sonra Enderun içindeki özel eğitime tabi tutulmuştur ikinci Murat’ın iç oğlanı olarak bir süre görev yapmıştır kaynaklar ikinci Murat’ın ona kendi evladı gibi davrandığından bahseder. Gjerg’e İskender ismini veren 2.Murat veyahut Enderun’da bulunan ulemadır. Aktarılanlara göre iskender Bey gerçek bir asilzadeli ruhunu taşımakta ve başarılarıyla Sultan İkinci Murat’ın da dikkatini çekmektedir.
Kuvvetle muhtemel zekası ve karakterini babasının hayallerini gerçekleştirecek şartların oluşmasında kullanmak için yahut Osmanlı’ya bağlı bir bey olarak bölgesinin hâkimiyetini alacağı gün için sadakatini isyan sürecine kadar muhafaza ettiğini söylemek mümkündür. Bunu iddiaa eden araştırmacıların sayısı fazladır. Kırılma aşaması ilk nokta: Yetişme kültürü.
İkinci Murat kendisine komutanlık verdikten sonra onun emrine 5000 asker vererek kendisini Balkanlarda çıkan sorunları çözmesi için görevlendirir. İskender Bey bunu harfiyen yerine getirir ve zafer ile geri döner.
İskender bey her ne kadar Osmanlı topraklarında bulunup verilen görevleri başarıyla yerine getirse de ülkesi ile bağlantılarını kesmemiştir. Yuvan ili olarak geçen Arnavut toprağının varisi olarak kendinde bu hakkı görmüş ve böyle bir tutum sergilemiştir.
Yuvan Kastirota’nın ölmesi üzerine Osmanlı, Yuvan ili olarak adlandırılan bölgede İskender Bey’e ilhak olunması gereken mülkiyet üzerinde tasarruf hakkı ile dağıtım yapmıştır. İskender Bey ayaklanması aşamasında kırılma anlarından biri olarak bu olaya da verilir. En önemli noktadır. İlk nokta: Veraset hakkı
Batılı kaynaklarda Yuvan Kastriota’nın ölümünün ardından ikinci Murat’ın İskender Bey’in Arnavutluk üzerinde hak iddia edebilecek olan kardeşlerini ortadan kaldırıp sadece iskender Bey’e dokunmaması gösterilir. Gerçekten de iskender Bey’in kardeşleri onun mücadelesinden önce ölmüş bulunmaktadır. İkinci nokta: Kan davası
İskender Bey’in devşirildikten sonra Müslüman gibi davranmasının tamamen niyetini gizlemek amaçlı olduğu düşünülebilir. Fakat Osmanlı’ya yaptığı hizmetler ve 2.Murat ile arasındaki baba oğul ilişkisi ilk aşamada bunu geçersiz kılıcak niteliktedir.
İnalcık, İskender Bey isyanının Yuvan İli’nin bölünüp Kastriota ailesinden başkalarına tevcih edilmesinin hoşnutsuzlukların ana sebebi olduğunu ileri sürmektedir. İskender Bey, hayal kırıklığına uğramıştır.
Kruja’da görev yaptığı sırada Osmanlı idaresinden rahatsız olan Arnavut ailelerini fırsat bilerek bu durumu kullanmıştır. Kruja kalesinde yapılan isyan hazırlığı hakkında kaynaklarda çok fazla bilgi bulunmazken Osmanlı’ya sadakatiyle ilgili çok sayıda kaynakta bilgi bulunmaktadır.
- İskender Bey İsyanı (1443 - 1468) -
19.yüzyılda meydana getirilen çalışmalar Gjergj’in hoşnutsuzluk içinde saraya gelmesiyle aşamalı olarak geliştirdiği bir fikirle isyan ettiği görüşündedir. Konuya ulusalcı bir bakışla yaklaşılır.
Birçok çalışma bu isyanı kişisel sebeplere bağlar. Bununla birlikte İskender Bey’in kendi halkının bulunduğu bölgedeli isyanları bastırmada rol oynadığı da bir gerçektir. Osmanlı’nın büyük sorunu olan Macar ve Sırplara karşı mücadelede etkin rol oynamıştır.
İkinci Murat emriyle halkının cezalandırılması ve kardeşlerinin sebepsiz yere öldürülmesi isyanın temeline örnek teşkil etmektedir. Osmanlı’ya sadakatinin büyüklüğüne karşın bu gerçekçi ve sarsıcı isyan zemini gözler önüne serilmektedir.
İskender Bey, Osmanlı’ya sadakatini yitirmesinin ardından belirli şartların oluşmasını beklemiştir. Macaristan tahtına naiplik eden Janos Hunyadi’nin Balkanlar’da tekrardan Hristiyan birliğini kurmaya çalışmasıyla İskender Bey bunu bir fırsat görerek sahte Akçahisar sancakbeyi fermanıyla Arnavutluk’a vararak Kruja kalesini rahatlıkla ele geçirmiştir.
İskender Bey’in, Macarların Niş muharebesinde Osmanlı’dan tamamen ayrıldığı ve Macarlarla gizlice anlaşma yaptığı belirtilir. Tarihler bunu haklı çıkartır. İskender Bey’in babasından kalan verasetinin, babasının kanlısı Andre Karlo’ya verilmesi ise isyan için son kıvılcımı çakmıştır.
- Lezha Birliği -
1443’te başlayan isyan Osmanlı tarafından başlarda önemsenmemiştir. Arnavutluk’a vararak seçildiği kongre sonunda oluşturduğu Lezha Birliği ile Osmanlı’ya karşı mücadelesini başlatmıştır.
İlk aşamada yeterli güce sahip olmadığını düşünerek Arianiti’nin kızı Donika ile evlenerek Arianiti prensliğinin siyasi nüfuzundan yararlanmıştır, ileride de toprakları üzerinde veraset sahibi olmayı hedeflemiştir.
Evlilikle kendisine ufak da olsa destek sağladıktan sonra savaş gereksinimleri için finansman ve davası için ordu bulmuştur. Sonrasında elindeki sahte belge ile emrinde olan Arnavutluk’taki Türk garnizonları ile Kruja’ya yakın birkaç muhkem kaleyi ele geçirmiştir.
Kaleler ele geçirildikten sonra kendisini Balsa ailesinin varisi ilan ederek Zeta’yı ele geçirmiş, babasının Venedik ile yaptığı anlaşmaları yenilemiştir. Kendisini hazır hissettiğinde bölgede bulunan feodellere haber salmıştır.
Hammer, Osmanlı Devleti'nin İskender Bey isyanı ile meşgul olduğu sırada Balkanlarda durumun iyice karıştığını aktarmış ve bunun sorumlusunu Macar askeri lideri, 'Türk Kırıcı' lakaplı Janos Hunyadi olarak göstermiştir.
- Torvioll Muharebesi -
Osmanlı ve Macarlar arasında Varna muharebesi sonrasında imzalanan Edirne Segedin antlaşmasıyla ortalık durulunca İskender Bey, yorgunluğu fırsat bilerek ordusunu tanzim etmeye ve Arnavutluk üzerine sevk edilecek Evrenuzoğlu Ali Paşa komutasındaki birlik için hazırlığa başlamıştır.
Ali Paşa komutasındaki ilk başta 25.000 daha sonra 40.000 olacak orduya karşı Torvioll ovasında 15.000 bin kişilik orduyla mücadele veren İskender Bey, bölgenin avantajlarını da kullanarak sahte ricat ile galip gelmiş ve Arnavut asilerinin güvenini kazanarak Avrupa'nın da dikkatini çekmiştir. Kendi ordusundan ise sadece 4000 kayıp vermiştir.
- Mokra ve Otonete Muharebeleri -
Torvioll yenilgisinden sonra 2.Murat'ın İskender Bey'e sulh girişimi dikkat çeker. Bazı kaynaklar İskender Bey'den olumsuz cevap alınca kendisini asi ilan ettiğini söyler.
Firuz Paşa komutasındaki bir ordu 1445 tarihinde İskender Bey'in üzerine memur tayin edilir. Arnavutluk'a doğru gelen yine sayıca üstün bu orduyu yanıltmayı denemiştir. Arnavut birlikleri bu sefer de bu orduyu Mokra yakınlarında pusuya düşürmüştür.
Bu süre zarfında Osmanlı, Macarlara karşı da muharebeler vermektedir. 2.Murat'ın tahtını oğlu 2.Mehmed'e bırakması hadisesi de bu dönemde gerçekleşmiştir. Bu dönem içerisinde İskender Bey'in de çıkar çatışmaları yüzünden Venediklere karşı savaş açtığı görülür.
Mokra yenilgisine uğrayan Firuz Paşa komutasındaki ordunun ardından bu sefer de Mustafa Paşa ordu üzerine tayin edilir. Bu dönemde ise İskender Bey, Topia Prensliğiyle akrabalık kurarak nüfuz elde ederek askeri destek sağlar. Mustafa Paşa Otonete bölgesine ilerlerken İskender Bey'de ilk iki savaşta başarı kazandığı ani baskın stratejisinin aksine yeni stratejiler geliştirir.
Otonete savaşında savaş yüz yüze cereyan ederken, gizlenen Arnavut okçularının hamlesiyle büyük kayıplar yaşayan Mustafa Paşa, geri çekilme emri verir. İskender Bey'in ordusu geri çekilen orduyu takip ederek köşeye sıkıştırır. Bu zaferden sonra kan davasından doğan bir çatışma ile İskender Bey ve Venedik arasında ilk savaşın fitili de ateşlenmiştir.
- Oranik ve Kocacık Muharebesi -
1447 yazında İskender Bey ve Mustafa Paşa önderliğine ik, kuvvet karşılaşmıştır. Sürekli ileri taaruz yapan İskender Bey az zayiatla Osmanlı ordusunu dağıtmayı başararak Mustafa Paşa'yı da esir almıştır.
Bir yandan Macarlarla da mücadele etmeyi sürdüren Osmanlı Devleti'nin Svetigrad-Kocacık Kalesi'ni kuşatma girişimleri başarıya ulaşsa da önemli bir üs olan Kruja kalesi mevsimsel şartlar ve kalenin sarp ve kuşatmaya elverişli olmamasından ötürü başarıya ulaşamamıştır.
Balkanlarda çıkan huzursuzlukları fırsat bilen ve Osmanlı'nın içinde yetiştiği için onların nasıl hareket edeceğini bilen İskender Bey, doğru zamanda ve ön görüyle hareket ederek 1443'ten 1449'a kadar olan seferlerde de başarıya ulaşmıştır.
İskender Bey'in amca oğlu Hamza Katriota'nın bu dönemde 2.Murat'a destek vermesiyle Arnavutluk arazisine hakimiyetin de verdiği avantajla nihai zafere ulaşılamasa da İskender Bey'i ilk defa köşeye sıkıştırmayı başarmıştır.
İlk aşamada Arnavutluk'ta Osmanlı'nın hâkimiyetini kırarak Avrupa'da büyük yankı uyandıran İskender Bey, Venedik ve Napoli krallıklarının da menfaatleri doğrultusunda desteğini alarak Osmanlı Devleti'ni bölgeden kısmi şekilde atabilmiştir.
Papa'nın ve Napoli krallığının isyanı desteklemesi üzerine 1449 yılında Osmanlı'yı tekrar denetim altına almıştır. Bu destekler sayesinde Balsa ve Topiaların gerçekleştirmek istediği Arnavut feodellerini tek bayrak altında birleştirme düşüncesi bu dönemde kısa süre de olsa gerçekleşmiştir. Bu bağımsızlık mücadelesiyle isyan ekonomik nedenlerden sıyrılıp milliyetçi bir kimlik kazanmıştır.
- Venedik Meselesi -
Lek Dukagjini ve Dagnu senyörü Zaccaria arasındaki huzursuzluk iki taraf arasında husumet meydana getirmiş, Venedik, Dagnu senyörünü kullanarak Arnavutluk üzerinde hakimiyet sağlama düşüncesi içerisine girmiştir.
Venedik kuvvetlerinin iskender Bey’in ordusundan üstün olması iskender Bey’i yekten saldırısında zararlı çıkacağını bir kanıtıdır İskender Bey bunu değerlendirip Venedik aleyhtarlarını toplayarak muharebe için hazırlıklara girişmiştirq. Osmanlı’yı bir süre bir kenara bırakarak kılıcını Batı’ya çekmiştir.
İlk olarak Napoli kralı V.Alfons ile diplomatik bağlar kurmaya başlamış, onun güvenini kazanarak ekonomik destek sağlamıştır. Alfons’un yani Sicilyalıların da amacı Arnavutluk da nüfuz elde edip topraklarında veraset hakkı iddia etmektir. O yüzden bu siyaseti yürütmüşlerdir.
Araştırmalar, Venedik’in talan edildiği fakat Arnavut askerlerinde yıpranmışlıktan kaynaklı çözülmeler görüldüğünü aktarır. İskender Bey bunun önüne geçmek için daha önce de belirttiğimiz gibi Araniti’nin kızı Donika ile siyasi bir evlilik yapmıştır.
Bu dönemde 2.Murat rahatsızlanmış ve tahta 2.Mehmet (Fatih Sultan Mehmet) geçmiştir.
4.BÖLÜM
FATİH DÖNEMİ ARNAVUTLUK SORUNU
- 2.Mehmed Dönemi Arnavutluk Siyaseti -
Venedik ile çarpışmadan sonra yapılan sulh ile İskender Bey’in Venedik tarafından asil olarak ilan edildiği ve Balkanlar’daki toprakların komutanı ilan edildiği hususunda önemli bilgiler verilmiştir. İskender Bey, ordusunda oluşan kayıpların telafi edebilmek adına Osmanlı ile belirli bir dönem sulh izlemeyi tercih etmiştir.
İkinci Mehmet tahta geçtikten sonra 1450 yılında Dukagjini ve Araniti ailesi Osmanlı ile barış yaparak, İskender Bey isyanını desteklemeyi bırakmışlardır. İskender Bey çareyi Venedik ve Napoli krallıklarından yardımda bulmuştur. 2.Mehmet’in planı ise Arnavutluk’a saldırıdan ziyade bölgeyi abluka altına almak olmuştur.
1453 yılında İbrahim Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu ile yapılan savaşta Osmanlı geri çekilmek zorunda kalsa da ele geçirilen Kocacık kalesi İskender Bey’in eline geçememiştir.
O dönemde İstanbul kuşatması içerisinde bulunan ikinci Mehmet arnavut üzerine bizzat sefere çıkamamıştır. 1455 yılında Arnavutluk üzerine Berat seferi düzenlenmiştir. Ayrıca Enez ve Midilli adaları alınarak Cenevizliler üzerinde kurulan hâkimiyet ile de Venedikliler telaşa kapılmıştır. Osmanlı, Berat seferine Arnavutluk hâkimiyetini tamamlamak için çıkmıştır. Bu Berat kuşatması, İskender Bey isyanının gerilemesi açısından önem arz etmektedir. Bu kuşatmada Evrenuz Paşa, Mois Golem Dibra adındaki Arnavut ajanından İskender Bey’in savaş stratejisini öğrenerek onu gafil avlamışlardır.
Osmanlı’nın 1457 yılında gerçekleştireceği ‘Albulena Muharebesi’ İskender Bey’in tamamıyla gücünü yitireceği bir hamledir. Bu sefer de kardeşi Stanisha’nın oğlu Hamza Katriota’nın bölgeyi iyi tanımasının verdiği avantajla kendisine Kruja-Akçahisar kalesinin verilmesini düşündüğü iddia edilerek İskender Bey’e karşı Osmanlı Devleti’ne yardım ederek amcasının büyük darbe almasına sebep olmuştur.
Büyük darbe almasına rağmen, seferin başında Hamza’nın olduğunu gören İskender Bey, ordusunu bölerek Osmanlı ordusunu dağıtıp galip gelmeyi başarmıştır. Hamza tutsak edilerek Napoli’ye gönderilmiş, İskender Bey ise zayıflayan prestijini tekrardan kazanarak “Mukaddes Makamın Kumandanı” olarak papa tarafından kutsanmıştır.
- İskender Bey’in Osmanlı ile Anlaşması
İskender Bey’in Albulena muharebesi sonrasında Osmanlıyla 1475 yılında sulh imzalamasının orudusundaki büyük kayıpla ilgisi çoktur. Bir diğer sebep de Alfons’un ölümü üzerine Napoli’de doğan taht mücadelesidir.
Bu süreçten sonra Papa bir haçlı ordusu düzenleyip İskender Bey’e de katılmasını söyleyince İskender Bey anlaşmayı bozmak istemeyip reddetmiştir. 1462 senesinde Papa’nın çağrısını kabul etmiş ve Türk birliklerini Mokra bölgesinde mağlup etmiştir. 1463 yılında bir senelik bir anlaşma daha imzalanmıştır. 2.Mehmet’in bu anlaşmay sunmasındaki sebep Pontus Rum ve Akkoyunlular üzerine yürüyecek olmasıdır.
Arnavut isyanı İskender Bey meselesinin Avrupa’nın meselesi gibi gösterilmesi İkinci Mehmet zamanında büyük bir sorun haline dönüşmesine yardım etmiştir.
- 2.Mehmed'in Arnavutluk Seferleri
2. Mehmed, idealleri olan bir padişah idi. Bunun için feodellerin ortadan kaldırılması ve isyanların bastırılması gerektiğini biliyordu. Bu yüzden İskender Bey'in Venedik ve Macarlarla giriştiği ittifakları bir Haçlı Seferi olacağı düşüncesine bağlayarak harekete geçmiştir.
Araştırmalar 2. Mehmed'in Bosna seferi sonunda İskender'in sulhu bozmak adına bu ittifaka girdiğinden söz eder. Ohri yakınlarında meydana gelen muharebede Venedik, Arnavutların yanında olmuştur ve Osmanlı ordusu mağlup olur.
2.Mehmet, 1465 yılında Balaban Paşa komutasında bir akın başlatmış ve sonucunda İskender Bey'e önemli kayıplar verdirmiştir. Bunun yanında bölgede Kruja kalesini düşürmek adına Elbistan kalesini inşa ettirmiştir. Ordu geri püskürtülünce Mehmed, kendisi sefere çıkmış, önemli kaleleri almış ve İskender Bey'in savunma gücünü önemli ölçüde kırmıştır.
Yoğunlaşan Osmanlı baskısı altında beraberindekilerin desteklerini yitirmeye başlayan İskender Bey'in bulunduğu bölge zayıf düşürülmüştür. Asilerin birçoğu dağlara kaçmıştır.
1467'de yapılan Osmanlı seferleri Arnavutluk ve İskender Bey isyanının zayıflaması hususunda önemli olmuştur. Kruja çevresindeki kaleleri ele geçirip buralara garnizonlar yerleştiren Osmanlı, İskender Bey'in çaresizce yardım arayışlarına girmesine sebep olmuştur. 1468 yılında yeni ittifaklar bulmak ve kendisini finanse etmek için çaba harcasa da başarılı olamamış, bunun yanında yakalandığı hastalık neticesinde amacına ulaşamadan yaşamını yitirmiştir. 2.Bayezi,d zamanında bölgede hâkimiyet tahsis edebilmiştir.
2.Mehmed döneminde yarım kalan Arnavutluk seferi, 2.Bayezid'in başa geçmesiyle tamamlanmıştır. Tam manasıyla Osmanlı hâkimiyeti sağlanmıştır.