·176 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Mayıs 2025 23:24 Kum Çocuk kitabının devamı Kutsal Gece. Babasıyla yüzleşme ile başlıyor. Babası bir nevi günah çıkartıyor aslında. Onu aslında gerçekten sevdiğini ölümünden sonra gidip dilediği gibi var olmasını söylüyor ona ve Zehra da gidiyor. Kendini bulmaya, tanımaya, var olmaya gidiyor. Gözleri görmeyen bir adama duyduğu aşkın tesirinde yaralarını sararken yaşadığı talihsiz bir olayın sonucunda hapse düşüyor. Bu Zehra için tutsaklık degil özgürlük kapısı oluyor ilginç bir şekilde asıl özgürleştiği yer tutsak olduğu yerken Zehra artık ne toplumun biçtiği erkek rolünde bir “oyuncu”, ne de tam anlamıyla kabul edilen bir kadın figürüdür. Ama tam da bu aradalıkta, kendi benliğini doğurur. Hapishanede geçirdiği süreç, bir rahim gibidir — karanlık, içe dönük, ama dönüşümün mümkün olduğu bir alan. Orada kimseye rol yapması gerekmez; maskesizdir, çıplaktır, yalnızdır ama belki de ilk kez kendisiyledir. Ne yazık ki orada da talihsizlikler peşini bırakmıyor ve yaşadığı acı tecrübe onun taşıdığı yükten tamamen kurtulmasına ama ne yazık ki aşkını da sonsuza kadar kaybetmesine yol açıyor. Bana dokundu Zehra'nın öyküsü. Kum Çocuk'ta kurduğu sahte benliğinin çözülüşüne , kadın olarak yeniden kendini var etme sürecine şahitlik ederken ataerkil yapıyı ve kadının konumunu da eleştiriyor insan. Anlatı zaman zaman gerçeklikten kopuyor bu eseri katmanlı ve derin yapmış. Kum Çocuk'ta da var olan şiirsel masalsı anlatı devam ettirilmiş. Kadın olduğu için kimliğini saklamak zorunda kalan Zehra kadın olduğu için yine üstelik de kızkardesleri tarafından cezalandırılmasından da toplumun kadınlığı hem kutsallaştırıp hem de nasıl kontrol etmeye çalıştığını görüyoruz. Fas toplumundaki ataerkil düzen ve kadın konumunun sert elestirisi yapılsa da kadın olmak her coğrafya da zor bana göre.