" En zor oyun sahnede kendini oynamaktır"
7/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2025 22:05
Tehlikeli Oyunlar --- Bana Beni Anlatın: Hikmet Benol ve Kendilik Oyunu “Ben sizin gözünüzde var olduğum kadarım.” Bu cümle, Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar romanında Hikmet Benol’un ağzından dökülen sessiz bir çığlık gibidir. Kimliğini, kendi içinden değil, başkalarının bakışından tanımlayan bir adamın trajedisini anlatır. Ve aslında yalnızca Hikmet’in değil, bizim de hikâyemizdir bu. Roman boyunca Hikmet’in karşısında gerçek bir düşman yoktur — onun savaşı, kendi zihniyle, toplumsal rollerle ve nihayetinde “kendilik”le ilgilidir. Bu da romanı yalnızca edebi bir metin olmaktan çıkarır; bir varoluş defterine dönüştürür. Hayat Bir Sahne, Biz de Rolümüzün Esiriyiz Oğuz Atay, hayatı bir tiyatroya benzetir. Herkes bir rolde, herkes bir oyunun parçası. Fakat en zor olan, sahnede kendini oynamaktır. Hikmet de bunu dener — ama her sahne, bir başka maskeyle geçilir. Gerçek, oyunla o kadar iç içe geçmiştir ki, sonunda neyin sahici olduğunu artık o da bilmez. Hikmet’in oyuncak askerlerle yaptığı “savaş oyunları”, toplumun değerleriyle alay etmekten çok, o değerlere neden dahil olamadığının dramatik bir anlatımıdır. Bu bir ironi değil, bir çaresizliktir. Çünkü sistemin dışında kalmak bir başkaldırı değil, bazen bir düşüş demektir. “Bana beni anlatın…” Hikmet’in bu isteği, aslında birçok insanın derinlerde taşıdığı ama dillendirmediği bir arzudur: “Beni ben olarak gören biri olsun. Ben kim olduğumu bilemeyebilirim ama sen gör, sen söyle...” Bu ihtiyaç, sevgiye değil, anlam bulmaya yönelik bir ihtiyaçtır. Ve en tehlikeli oyun burada başlar: Kendi iç sesini başkasının ağzından duymaya çalışmak. Fakat kimse seni senin kadar derinden göremez. Ve bu fark ediliş olmayınca, Hikmet’in telsizden kendine seslenmesi gibi, insan da kendi içindeki boşluğa yankılanır durur.
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
·
53 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.