Epeydir inceleme yazmamıştım, hadi bakalım;
Kadınlar Ülkesi ilkin 1915'te dergide aylık olarak yayımlanmış, kitap şeklinde basımı 1979'da yapılmış. Yazar feminist, sosyolog. Adından anlaşılacağı üzere yalnızca kadınların olduğu bir ülkeden bahsediyor. Bir ülkenin sahip olmasını düşlediği sosyal yapıyı kadınların yaşadığı bu ülkenin içine yerleştirmiş. Güzel de yapmış. Kadınların kendi kendine yetebileceği, gerekli her işin altından kalkmayı becerebileceği, ve bunları rahatlıkla ve güzel bir şekilde yapabileceği görüşü kitabın ana temasını oluşturuyor. Bence, yazar içinde yaşadığı gerçek dünyaya güzel ve olabilecek bir alternatif önererek okuyuculara fikrini benimsetme amacı gütmüş. Şahsen ben fikirlerini beğendim.
Alıntı yapmaya değer bir metin görmeğim için hiçbir alıntım yok. Çünkü argümanları basit kaçmış. Bundan kitabın değersiz ya da kötü olduğu anlaşılmasın, yalnızca basit bir dille yazılmış, o kadar. Yazar muhtemelen oldukça fazla insanı kısa ve özlü bir biçimde etkilemeyi amaçladığı için basit tutmuştur. Malum, herkes gerekli üst düzey düşünce becerisine sahip olmuyor. Hikaye akıcı, güzel, hızlı ve kolay okunuyor. 3 günde rahatça biter.
Şimdi gelelim ikinci kısma, yani benim günümüz insanlarına eleştirime...
Yazar;
(bugün kendine feminist deyip de kadınların aklını zehirleyen diğerlerinin aksine)
- kadınları yücelteceğim diye erkekleri boklamıyor.
- erkeklere nefret saçmıyor
- eşitim de eşitim diye yaygara koparmıyor
- saygı, sevgi, anlayış çerçevesinden çıkmıyor
- fanatik sloganlar atmıyor
- açılın ben kadınım diye üstünlük taslamıyor
Kısacası olması gerekeni yapıyor.
Bunu neden belirttim? Çünkü kendi kadınlarımızın büyük bir çoğunluğunda yukarıda yazdıklarımın hepsi bolca var.
Bunlar, kimliğini suistimal ederek mağduriyetini silah haline getiren kadınlar. Bunlar, eşitlik adı altında kendilerine pozitif ayrımcılık isteyen, örneğin aynı parayı kazanmak isteyip de aynı parayı harcamak istemeyen işgüzar kadınlar.
Madalyonun bir de erkek yüzü var...
Kadın benim malımdır, ona sahibim diyenler
Kadın benim tarlamdır, istediğim gibi ekerim diyenler
2 kadını 1 erkeğe denk tutanlar
Ben ondan üstünüm, dövebilirim, çocuk yaşta kendime eş alabilirim diyenler
İşte bu ve bunun gibi kitapları alacaksın, bu insanların ağzına ağzına vuracaksın. Belki o zaman insan olmayı öğrenirler.
Son sözler:
1) Feminizmin ismi değişmeli, sözcüğün kökü "kadın" olduğu için kadıncılık gibi bir anlamı çağrıştırıyor ve bu birçok insana itici geliyor.
2) İster feminizm ister başla bir düşünce olsun, bir düşünce düzenini tam anlamıyla benimseyemek için sağlanması gereken ön şartlar vardır. Birey, içindeki inanç, öfke, hırs, sevgi vb. duygulardan arınmalı; özgür zihin ve nesnellik kavramlarını benimsemelidir. Ancak bu şekilde bir düşünce sistemi güzelce benimsenebilir. Bunlar sağlanmazsa birey farkında olmadan fanatizme boğulur (ki fanatiklere her köşe başında rastlıyoruz).
3) Has Türk kültüründe kadın ve erkeğin arasında oldukça güzel bir denge vardır. Bunu 2000'li yıllarla yarıştırmaya çalışmıyorum, demeye çalıştığım şu: Amerika'dan ithal edilen bir düşünceyi zorla benimsemeye çalışmaktansa kendi kültürümüzde zaten var olan ama unutulmuş bir düşünceyi canlandırıp geliştirmeye çalışsaydık şimdiye çok daha başarılı olmuştuk. Atatürk bunun için çok uğraştı, ancak kimse bu uğraşları benimsemeye veya geliştirmeye uğraşmadı.
Umarım bir gün bu saçmalıklardan kurtuluruz ve herkesin yanındakine saygı ve sevgi besleği bir düzene ulaşırız. Keyifli okumalar dilerim.