Benim dünyamda artık kesin bir bilgi olarak şu mevcuttur: Mümkün olan pek çok kaynaktan siyer okunmalıdır. Hz. Peygamber'in (sav) hayatına her bir müellif farklı bir yerden bakarak farklı zaman ve farklı hal üzerine Allah Resulü'nün (sav) etkilerini hayatımıza sunabilmektedirler.
Ahmet Lütfi Kazancı'da (Allah kendisine rahmet etsin) biraz daha kronografya olarak yaklaşmış bu siyere. Rivayetler arasında bağlantılar kurma konusunda kendini çok zorlamamış; elindeki rivayetleri bir ipe dizer gibi kronolojik olarak sıralamış; sonrasında ise bunları bölümlere ayırarak bize aktarmıştır. Bunu yaparken İsrailiyattan gelen rivayetlerden kaçındığı çok belirgin olarak göze çarpmaktadır. Bazı yerlerde de (sayıca çok fazla değil) Hz. Peygamber'in (sav) hayatından çıkarımlar yaparak okuyucusuna ufak dersler vermiştir. Örneğin Mekke'nin fethinden sonra halkın Müslüman olmasını; gücün önemini ve ona sahip olmamız gerektiğine delil olarak kullanmıştır.
Ayrıca kısa bir Peygamberler Tarihi gibi değerlendirilebilecek bu eserde; önemli hususlardan biri de Peygamberlerin hepsine iman ettiğimiz ve onların birer İslam Peygamberi oldukları hatırlamaktır/ bilmektir.
Bu okuma özelinde kalan notlarım:
*** Allah Resülü yirmili yaşlarında Kureyş ve Kays kabileleri arasında çıkan "Ficar Harbi"ne katılmış; burada ok toplayarak amcalarına yardım etmiştir. Ama fiili olarak savaş sathında bulunmamıştır.
*** Efendimizin kızlarından (sav) Zeynep, Hz. Hatice annemizin kardeşinin oğlu olan Ebu'l As ile evlendirilmiştir; Rukiyye ve Ümmü Gülsüm ise Ebu Leheb'in iki oğlu ile nişanlanmıştı. Ne kadar ilginç bir vaziyettir; Allah Resulü'nün damatları çok uzun bir süre müşriklerin safında kalacaklardır.
***Açıktan tebliğ sonrasında
Ebu Leheb'in bu davranışı üzerine toplananlar dağıldılar. Ebu Leheb işi burada bırakmadı, oğulları Utbe ve Uteybe'yi çağırdı, şayet Rukiye ve Ümmü Gülsümle ilgileini kesmezlerse kendileriyle ilgisini keseceğini bildirdi. Eşi Ümmü Cemil bu konuda Ebu Leheb'e bütün varlığıyla destek oluyordu. Sonuç baba ve annenin arzu ettikleri gibi oldu. Bir başka ifadeyle Yüce Allah sevgili peygamberinin gözlerinin nuru iki güzeli onlardan kurtarmış, oluyordu. Hz. Peygamber Rukiye'yi Osman b. Affan ile evlendirdi
***Hz. Ömer (ra) İslamı kabul ettiği günde müminler Mescid-i Harama gelmiş ve Resulullah Efendimizin arkasında ilk defa cemaatle namaz kılmışlardır.
***İslam tarihinde ilk sancak hicret sırasında Yesrib'e girilirken Büreyde'nin tavsiyesi ile kullanılmıştır.
*** Bedir savaşına giden yolda
"...
İkinci bir sefer yine başarısız oldu. Ancak üçüncü defa yola çıkarılan ve Abdullah b. Cahş komutasında ilerleyen sekiz kişilik bir keşif yolu kervanı ele geçirdi. Amr b. El-Hadrami isimli bir şahsı öldürdü, iki kişiyi esir etti."
İslam savaş hukuku açısından inceleme yapmak lazımdır.
*** Bedir savaşından bir sahne
"Bedir'de karşı karşıya gelen iki ordu birbirine yakın akraba olan insanları karşı karşıya getirmiştir. Bir tarafta Hz. Ebubekir vardı, karşı tarafta oğlu Abdurrahman bulunuyordu. Hz. Hamza bu tarafta, kardeşi Abbas karşıdaydı. Ali b. Ebi Talib'in kardeşi Akil müşrik saflarında yer almıştı. Ebu Huzeyfe'nin babası Utbe, kardeşi Velid, amcası Şeybe müşrik saflarında bulunuyordu. Hz. Peygamberin damadı Ebu'l-As Mekkelilerin arasındaydı."
***"... Ancak Hamraü'l-Esed'de uyuya kalmış olan şair Ebu Azze yakalandı. Bedir'de esir edilmişken dilini tutması şartıyla serbest bırakılmıştı.Ebu Azze bu defa yine dilini tutması şartıyla bağışlanmayı diledi. Fakat Hz. Peygamber,
-Bir mümin, bir yılanın deliğinden iki defa ısırılmaz dedi, emretti, boynu vuruldu."
Müslümanlar ihanetlere karşı ya da açık durumlara karşı tedbirli davranıp, bunlara karşı mücadele etmelidir gibi duruyor.
***Namazı cem etmek hakkında (Hevazinlilere sefer)
"Hz. Ali (ra), Resulullah Efendimizin Kasva isimli devesine bindi, gidenlere yetişti. Hacc için Arafat'a çıkıldığında Hz. Ebu Bekir emretti öğle ezanı okundu, iki rekat olarak öğle namazı kılındı. Sonra hemen ikindi namazı yine seferde oldukları için iki rekat olarak kılındı".
Bu haberi nasıl anlamak lazımdır acaba? Seferde olunmadığında da yolculuktaki gibi cem etmek var mıdır, acaba?
*** Taifliler, Müslüman olduktan sonra putlarını kıramıyorlar kendi başlarına; bu konuda Hz. Peygamber (sav)'den yardım istiyorlar. O (sav) da putları kırması için Mugire b. Şube'yi gönderiyor.
Bunu şöyle anlamakta bir beis yoktur sanırım. Yeni İslam olan ya da bu hassasiyetlere yeni yeni sahip olan insanlara karşı bir zamana kadar yüksek bir sabır gösterip nazlarını çekmek gerekebilir mi?
Hz. Süleyman (as) hakkında
*** Hz. Süleyman (as) Beyt-i Makdis'i inşaa ettiriyordu; ölmek üzere olduğu sırada yapı henüz tamamlanmamıştı. İşlerin aksamaması için ölümünü cinlerin ve şeytanların anlamaması için Allah (cc)'a dua etti. Ve bildiğimiz tahtında otururken dayandığı asanın bir kemirilmesi sonucunda cinler ve şeytanlar bu durumu anladı.
Müellif bu haberin öncesini böylece aktarıyor.
***Hıdırellez
Aslı "Hızır-Elyas" olması gereken bu ili mübarek insan ismi daha sonraları halk arasında "Hıdırellez" şeklini almış ve öylece devam edegelmiştir.
Mayıs ayının 6'sında Hazreti İlyas ve Hazreti Elyas'ın buluştuğuna inanılmaktadır.
***Rasulullah Efendimiz'in şu mübarek sözünü de kaydedelim: Doğan her çocuğa, doğduğu zaman şeytan dokunur ve o çocuk da şeytanın dokunmasıyla bağırır, çağırır, ağlar. Ancak Meryem ve onun oğlu bu dokunuştan muhafaza edilmişlerdir.
*** Hazreti İsa'ya peygamberlik gelince ona ilk defa iman eden Hazreti Yahya olmuştu. Zaten muhterem pederi Hazreti Zekeriyya'ya oğlunun müjdesi verilirken, “Allahın Kelî-mesi" olan Hazreti İsa'yı tasdik edeceği de bildirilmişti.