·575 syf.····Okunma: 06 Haziran 2025 22:38 Merhabalar. Sina Akşin'in İş Bankası Yayınlarından Kısa 20.Yüzyıl Tarihi kitabının incelemesini yapacağım. Modern Tarih deyince 20.Yüzyıl bu kategorinin en hareketli tarihi diyebiliriz. 20.Yüzyıldaki yaşanan olayları dikkatli yorumlamadan günümüzü anlayamayacağımızı hatta geleceğimizi şekillendiremeyeceğimizi söyleyebilirim. O yüzden kitaba geçmeden önce 20.Yüzyıldan kısaca bahsetmek istiyorum.
20.YY BAŞLARINDA DÜNYANIN İKLİMİ VE I.DÜNYA SAVAŞI
1900'lü yılların başından 2000'li yıllara kadar uzanan bu süreçte başta ülkemiz olmak üzere dünyayı etkileyen birçok olay yaşandı. Sanayi Devriminden sonra Avrupa'da artan hızlı sanayileşme dünyanın dinamiklerini değiştirdi. İnsanlar ağır sanayinin tempolu hayatına ayak uydurmaya başladı. Kapitalizmin hızla yayılmasıyla insanlar yüksek çalışma saati ve ağır koşullar altında sistematik şekilde adeta robot gibi çalışır oldu. Ülkeler üretimin patlamasıyla hammadde yarışına girdiler. Üretim öylesine hızlanmıştı ki artık ellerindeki hammadde bu üretim zincirini besleyemez olmuştu. Hammadde bulmak için güçlü ülkeler kendinden güçsüz ülkeleri sömürge yoluna gitti. Sanayi Devrimi'nin doğduğu ülke olan İngiltere bu yarışın öncüsü olurken arkasından Fransa, İtalya, Portekiz, İspanya, Hollanda, Rusya, Almanya, Belçika ve daha birçok ülke bu yarışa katıldılar. I. Dünya Savaşı da bu sebeplerden dolayı çıktı. Sanayi üretiminin bu denli hızlanmasıyla gelişen mühendislikle birlikte I. Dünya Savaşında savaş teknolojisi de köklü değişikliklere uğradı. Kara da siper savaşları, makineli tüfekler, gaz bombaları yeni yeni kullanılmaya başlayan tanklar kullanıldı. Denizde ise ağır savaş gemileri, U-Bot denizaltıları, ağır bombardıman gemileri ile birlikte Havada da uçaklarla kullanılarak istihbaratın ne kadar önemli olduğu görüldü. Böylesi artan bir teknolojiyle olan savaşın bilançosu hem ülkemiz hem de dünya açısından çok ağır oldu. Yaklaşık 10 milyon kişi öldü. Milyonlarca insan da yaralandı.
İKİ SAVAŞ ARASI DÖNEM
Savaşın bir diğer faturası da sosyal hayata yansıdı. Birçok insan ağır sakatlıklar geçirdiler ve sosyal hayata adapte olamadılar. Savaştan sonra yoksulluk ve işsizlik tavan yaptı. Savaşı kaybeden ülkelere ağır antlaşmalar imzalanıp savaşın faturası onlara kesildi. Osmanlı İmparatorluğu parçalanmak istendi. Hem ekonomik hem sosyal açıdan insanların dengesi altüst oldu. Savaşı kaybeden Almanya'da da durum çok kötüydü. Hiperenflasyon halkı bitirme noktasına getirdi. Alman halkı temel gıdalarını almak için bir bavul dolusu parayla pazara gidiyordu. Hırsızlarda bavulun içindeki tonla değersiz parayı boşaltıp bavulu alır gidermiş. O derece yüksek bir enflasyon bu adı üstünde Hiperenflasyon. Bunun üstüne 1930' da Ekonomik Buhran yaşandı. Başta Avrupa olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde siyasi iklim değişti. Çaresiz olan halklar artık totaliter rejimlere yönelmeye başladı. Dibin dibini gören halklar artık hiçbir şeyi umursamıyorlardı. Dünyaca ünlü diktatörler bu iklimde yükseldiler. Almanya'da Hitler, İtalya'da Mussolini, Sovyetlerde Stalin, İspanya'da Franco, Japonya'da Tojo. Diktatörlerin yükselmesiyle birlikte ülkeler ağır sanayiye daha çok önem verip katı çalışma kuralları ve silah üretimiyle ekonomik düzelmeler yaptı. İşsizlik azaldı. Savaş teknolojisi radikal değişikliklere uğradı. Tankların ve uçakların çıkmasıyla siper savaşları tarihe gömüldü. Biyolojik ve kimyasal silahlar geliştirildi. Petrolün bu denli önemli olması lojistik desteğin önemini arttırdı. Radar gibi ağır roketatarlar gibi birçok yeni teknoloji geliştirildi. Uçak gemileri, balistik füzeler, atom bombası, ağır tanklar daha birçok devrimsel teknolojiler... Silahlanma yarışının bu denli artması korkutucuydu çünkü savaş olduğu taktirde sonuçları kazanan kaybeden farketmeksizin çok ağır olacaktı. Almanya'nın Lebensraum ile genişleme görüşü, İtalya'nın doğuya ve Japonya'nın batıya doğru genişleme isteği savaşın başlıca çıkış sebeplerdendi. Diğer Avrupa ülkelerinin izlediği yanlış politikalarda savaşın çıkmasını sağlamıştır. Başta İngiltere ve Fransa yeni bir savaşın çıkma ihtimalini göz önünde bulundurmadılar ve yatıştırma politikası güttüler. Çünkü yeni bir savaşın yüküne kimsenin girmeye cesaret edemeyeceğini düşündüler.
II.DÜNYA SAVAŞI
Almanya'nın başta Avusturya'nın ilhakına ve Çekoslovakya'nın İşgaline seslerini çıkarmayan İngiltere ve Fransa Almanya'nın Polonya İşgaliyle Almanya'ya savaş ilan etti. Böylece savaş başlamış oldu. Almanya, İtalya, Japonya Mihver Devletleri oluştururken. Amerika, İngiltere, Fransa, Sovyetler, Çin'de Müttefik Devletleri oluşturdu. Gelişen teknoloji, askeri taktikleri de değiştirdi. Blitzkrieg taktiği, hava üstünlüğünün önemi, hızlı tank manevraları, panzer taburlarının oluşması bu savaşta oldu. Lojistik üstünlük artık herşeydi. Bu savaşta bir dizi savaş suçu da işlendi. Holokost, Japonya'nın Çin İşgalinde yaptığı savaş suçları, toplama kampları, Sovyetlerin Almanya üzerinde işlediği savaş suçları gibi. Milyonlarca insan toplama kamplarında öldü. Tarihin hiçbir sayfasında bu kadar ağır şeyler yaşanmamıştı. Ortalama 80 milyon insan savaşta yaşamını yitirdi. Atom bombası Japonya üzerinde denendi. Binlerce sivil öldü.
II.DÜNYA SAVAŞI SONRASI
II. Dünya Savaşından sonra ülkeler kitlesel savaşlardan kaçtılar. Savaş stratejisi tamamen değişti. Demokrasi ve insan haklarının yayılmasıyla savaşlar artık kitlesel olmak yerine bölgesel oldu. Ülkeler artık silahla savaşmayı son plan olarak uyguladılar. Savaş artık ekonomiler üzerinden yapılıyordu. Ekonomi savaşları açılarak ülkelerin hükümetleri düşürülüyor iç savaşlar artıyordu. Dağılan Almanya ve bitik Japonya'dan sonra Soğuk Savaş başladı. Amerika ve Sovyetler arasında geçen bu savaş adeta bir yarıştı. Amerika siyasal gücünü arkasına aldı ve siyasi arena da yönetici pozisyonda oldu. Geleceğin savaş yarışı artık nükleer yarıştı. Jet motorları, atom bombası gibi teknolojilerin çıkması hammadde arayışını dünyanın gündemine tekrardan getirdi. Namlular artık petrol yataklarının olduğu yere Orta Doğu'ya çevrildi. Artan nüfusla birlikte dünyanın sorunları da değişti. Küresel su sorunu, yiyecek, barınma, kentleşme gibi birçok sorun artık gündemdeydi.
KİTAP ÖZETİM
Kitaba gelecek olursam Kitap 20.Yüzyıl siyasi iklimini ana hatlarıyla güzel ve açık biçimde anlatıyor. 20.Yüzyılı özet şeklinde anlamak için başvuracağım başucu kitaplarımdan biri oldu. Kitaptan önemli notlar çıkardım. Tabii ki 20.Yüzyılda tarihi açıdan çok olay var. Fazlasıyla hareketli bir yüzyıl. Tamamen anlamak ve algılamak için bu kitap tamamen yetmeyebilir. Bu yüzyılın iskeletini anlamak istiyorsanız bu kitap tam size göre. Yazarın dili sade. Okurun anlamasının zorlanacağı kelimeleri numaralandırıp açıklamasını beğendim. Kitabın sonunda da önemli kişilerin, önemli olayların kitabın neresinde bahsedildiği ile ilgili de bir bölüm mevcut. Bunlar çok ahım şahım şeyler olmasa da çoğu tarih kitabında olmuyor. Kitabın içinde de görsellerin olması okuyucu görsel açıdan da besliyor. Öğrenmek okumak kadar görsel açıdan da beslenmek bana göre. Dünya gündemini etkileyen çoğu ülkeden tek tek bahsediyor ve bahsederken de coğrafi açıdan görsele ihtiyacım olduğu yerlerde de önüme harita sunması çok hoş oldu. Yazar tarihi olabildiğince tarafsız sunmaya çalışmış. Bazı yerlerde kendi yorumlamaları da var tabii ki. Eksiklik olarak bazı yerlerde daha ayrıntıya girebilirdi diye düşündüm ama kitabın ismi gereği kısa olması gerekiyor. Ondan dolayı eksi puan kafamda yazmadım. Genel olarak başarılı bulduğum bir kitap. Tavsiye diyorum. İyi okumalar.