Cennet BozkurtSiyah BeyazSiyah Beyaz 2 - Aşk
Hemen tekrardan merhabalarla geldim ben! :)) Buraya çok sık giremediğimin farkındayım o yüzden girdim mi de yazmam gereken incelemeleri yazmak istiyorum.
Bu incelemenin konusu SİYAH BEYAZ! (Murat Soner gibi hissettim biraz kbnjbjdfnzv)
Bu kitabı çok uzun yıllar öncesinde Wattpad'de bir kısmını okumuş roman olunca da lisedeyken (bu takriben 15 16 yaşıma denk geliyor) almıştım. Okudum ve şunu bilmelisiniz ki ben smut içerik sevmem bu bir, mafya içerikleri sevmem bu da iki.
Cidden mafya olayı bana aşırı komik geliyor, ne yani? Gerçekten bunlar yaşanıyor mu? Yani şimdi sen kaçırıldın, önünde adamlar öldürüldü, kumar salonundasın, birisi sana bel altı yaklaşıyor, birisi sana ya benimsin ya toprağın ya da en iyi ihtimalle senin için ölürüm de öldürürüm de filan diyor ve sen hala orada mısın? Hala ağlamıyor, hala çığlık atmıyor, hala hayatını sorgulamıyor ve HALA POLİSE GİTMİYOR MUSUN? gibi sorular soruyorum sürekli.
Bu kitabı aldım da nasıl aldım bilmiyorum. Yanlış anlamayın amacım hakaret etmek değil. Sadece mafya konulu kitapların gerçekten neden bu kadar tutulup okunduğunu anlamak ve bunu mantıklı bulan tayfayı da anlamak istiyorum. Her şeyde mantık aranmaz ama ben bunda bir matematik formülü bile arıyorum...
Spoiler vermiyorum dediğim gibi, konusuna gelecek olursak...
Zeynep ve Emir... Emir beyimiz 27 yaşında bir mafya. Kumarhaneleri var İstanbul'da. Ayrıca sanırım amcasıyla yönettiği (daha çok amcasının kızı Nazlı'yla) bir şirketi var. 27 yaş bana şirket yönetimi için epey erken geliyor ama aileden geldiğini düşünerek bu detayı atlıyorum. Emir'in 8 yaşındayken annesiyle babası da vefat ediyor ve Emir de amcasının bu karanlık işlerine dalıyor ve intikam peşine düşüyorrr. Babası nasıl biridir onu bilmiyorum ama.
Öte yanda da Zeynep karakterimiz var. Zeynep karakteri gerçekten çok klişe bir karakter. Maalesef. Zeynep'in annesi vefat etmiş, babası da onu sevmiyor ve hatta istemiyor. Onu geçtim kıza fahişe muamelesi yapıyor. Zeynep'in de başında bir bela var. Adı Kenan. Kenan bizim kıza kafayı takmış, ölümüne onu seven, ya benimsin ya toprağınsın diyen bir abimiz ve elbette hastalıklı bir sevgi bu. Normal değil. BABASI, KIZININ BU HASTALIKLI ADAM TARAFINDAN ÖLDÜRÜLME TEHLİKESİNİ DÜŞÜNMÜYOR AMA. Bana saçma gelen kısım bu. İnsan olan düşünür, baba anne olmaya gerek yok ki.
Her şey Zeynep'in kaçırıldığı mekanda gözlerini açması, Kenan'ın elinden kaçması ve yola fırladığında Emir'in ona arabasıyla çarpıp evine götürmesiyle başlıyor. Aynen ilk bölüm böyle. Hala spoiler yok. Sonra Emir, Zeynep'i sorgular eder. Nesin necisin gibisinden. Sonra eve bırakır ama peşine adamlarını da takar. Zeynep başında mantıklı davranıp polise gidecek ama Emir engel oluyor hep. Ha bu arada Emir'in sağ ve sol kolu Yusuf ve Mert'i de unutmayalım. Yusuf çok halis malis bir karakter en çok Yusuf'u sevdim. Mert biraz arka planda kalıyor kitapta. Zeynep'in bu arada ev arkadaşı ve dostu Aslı da var. Aslı da gerçekten diyorum bakın kitaptaki mantık abidesi. Bence Yusuf ve Aslı ana karakter olmalıydı çünkü onlar aşırı iyiydiler.
Kitapta garip olan şey Zeynep'in hukuk fakültesinde okuması. Hem hukuk fakültesinde okuyor hem de mafya olan Emir'in birçok suçuna tanıklık ediyor ve susuyor. Bu bana gerçekten çok uç noktalar gibi göründü ve en sevmediğim kısım oldu. Zeynep karakterine inancım kalmadı yani. Kendisi de sorguluyor elbette. Bu durumu öyle geçilmiyor kitapta.
Eeee sen bu kitabı neden okudun ki filan diyeceklere gelsin bu paragraf da. Kitabın romantizm havasını sevdim. Silahlar, çatışmalar yoğundu ve ben bu detayı elbette severim. Aksiyon ve romantizm harika işlenmişti. Ama hep bir aynılık da vardı. Zeynep kaçırılır, Emir kurtarır, kebap yerler. Ya da Emir, Zeynep'i tatillere götürür zaman geçirirler hiçbir şey olmamış gibi. Özellikle serinin ikinci kitabında Yusuf, Aslı, Zeynep ve Emir dörtlüsünü okumayı da çok sevdim ama monotonlaşmıştı. Bir ana olay örgüsü yok gibi gelmişti çünkü peşinde oldukları meseleler hep aynıydı. Birinci kitapta aşkları filizlenirken ikinci kitapta Cem diye bir adam yüzünden ölüp ölüp dirildiler.
Anlatıma gelecek olursam da betimlemeler birbirinin benzeriydi hep. Ben bazen girdikleri ortamı kafamda canlandırmak için daha çok betimleme bekledim ama hislere karşı yapılan anlatım bile çok aynıydı. Onsuz yaşayamam gibisinden birçok yer vardı ve bu bana pek inandırıcı gelmiyordu. Sık kafasına cümlesini de es geçemeyeceğim. Kitabın başından beri Türkiye nüfusunun yarısı Emir tarafından öldürüldü sanki.
Özellikle Zeynep'in kimsesizliği aşırı abartılmış gibiydi. Şu babası tarafından sevilmeyen kızların gerçek duruşlarını daha hiçbir kitapta göremedim. Arkadaşlar, babanız sizi sevmiyorsa zırt pırt ağlayıp başka bir adamda teselli arayamıyorsunuz ben diyeyim. Öyle sizi seviyorum diyen adamlara da bağlanıp güvenemiyorsunuz bu da bir gerçek. Yalnızlık istiyorsunuz, sadece yalnızlık ve dik duruş.
Öyle aile bağlarınız güçlü değilse sizde inanılmaz bir güç oluşuyor. Gerçekten. Ağlamak, sızlanmak sevilenlerin lüksü. Ailesi parçalanmış insanlar öyle ufacık rüzgarda yıkılmazlar. Bunu lütfen bir tane yazar yazıversin de okuyalım.
Evet, benden bu kadar.
Şu anda mafyavari kitap sevmeyenler elbette okumasın ama ben mafya ve klişe kurgular severim kafam dağılsın yeter diyenlere bu kitap birebir. Tek solukta biter. Arada kafam dağılsın diye hala okuyorum çünkü. :))