Haşim, aşk üzerine düşündüklerini belki orada da masaya seriyor: "Birbirleriyle evlenmemesi gerekenler varsa onlar da yalnız sevişenlerdir. Üstadım Gourmont'un dediği gibi aşk ile izdivacı karıştırmamalı. Aşk yabani bir hayvandır. Kanunlar haricinde, isyan ve ihtilal dağlarında yaşar. Ancak gece, karanlıklar basınca, gizli yollardan şehre girer ve bahçelerin tarhını, ağaçlı caddelerin kanepelerini alt üst eder. İbadethanelerde her gün tel'in edilen aşktır. Hükümetler polis ve jandarmayı ona karşı silahlandırır. Hâlbuki izdivaç, bir şehir müessesesi, bir emniyet tertibatıdır. Aşk muvakkat, izdivaç ise daimidir. İzdivacı aşkın devamı zannetmiş nice safdil çiftler, üç ay geçmeden dudaklarda ateşin söndüğünü görmüşler ve bir akşam, kendilerini karşı karşıya esner bulmaktan hayret etmişlerdir. Aşk, değişmeyince ölür. En eski edebiyattan en yenisine kadar her dilde şiirin mevzuu zevce değil, maşukadır. Hayaller ve istiareler hep sevgilinin süzgün gözleri ve karanlık kirpikleri etrafında pervaneler gibi uçuşur. Kahramanı zevce mevzuu izdivaç olan hikâyeden daha tatsız ne olabilir?"
*muvakkat: geçici