·128 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Haziran 2025 16:59 Gecenin dördünde inceleme mi yazılır be kızım! Yazılırmış. Hazmedilmeyen meselelerin sizi uyutmaması hazmedilmeyen kitapların incelemesi için bir zaman aralığı sunarmış.
Efendim, ne yalan söyleyeyim, Ayfer Hanım'ın bu kitabı, başlarında random bir şekilde aşık olmama sebep olacak diye korkmuştum lakin kitap bittiğinde bu işlerden elimi eteğimi çekmeye karar verdim. Çünkü her aşk bir kadının cenazesini kaldırıyormuş gerçekten ve inanın, bir kere daha ölmeye hiç niyetim yok.
Üşenmedim saydım, birbiri içinde harmanlanmış tam 17 farklı aşk-ı zulüm vardı kitabın içinde. Ayrıca saymaya tenezzül etmediğim birkaç küçük* adam...
Yazardan daha önce "Aziz Bey Hadisesi"ni okumuştum, orada da vardı böyle aslı küçük büyük adamlar. Sonra merak edip araştırdım, sanırım Ayfer Hanım'ın zayıf erkek/ küçük adam sendromu var. Bir röportajını dinledim, şöyle diyor: "Erkekler ayakta kalmayı birtakım erdem kayıpları vererek başarmışlardır." Amacım asla cinsiyetçilik yapmak değil, sadece..okuduğunuz zaman beni anlarsınız, kitaptaki adamlar-adam demeye bin şahit- gerçekten de "e bu kadarı da ayıp artık!" diyeceğiniz şeylere tutunan adamlar. Bir örnek, Ekmel Bey, karısına ihanetin hayata devam sebebi olacağına inanan bir adam. Kaldı ki bu adam son derece kültürlü, çok sağlam bir avukat. Evde öfkeden bağıra çağıra okuduğum birkaç sayfanın da sahibi, peh! Yok hayır, kurgusal bir karaktere daha fazla kinlenmeyeceğim, kitaba dönelim.
Önce sağlı sollu sırayla okudum sayfaları; sonra tekrar aldım elime kitabı, sol sayfaları bitirip sağ sayfalara geçtim. Çünkü kitap solda bir adamın, sağda bir kadının eş zamanlı günlüğü olarak ilerliyor. Kitap bittiğinde aşk benden öcünü almış olsa da, Türk edebiyatının en özgün eserlerinden biriydi ve inanılmaz başarılıydı. Bu kadar, günaydın!