Süreyya’nın hikâyesi, bastırılmış anılarla yüzleşmenin ne kadar sarsıcı ama aynı zamanda iyileştirici olabileceğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Nermin Yıldırım, okurunu sadece bir karakterin geçmişine değil, kendi iç dünyasına da bakmaya davet ediyor.
Romanın merkezinde bir anne-kız ilişkisi var ama bu ilişki öylesine katmanlı ki, sadece aile bağlarını değil, kimliği, aidiyeti ve insanın kendine yabancılaşmasını da sorgulatıyor. Süreyya’nın yazarlığı, yarattığı karakterlerle kurduğu bağ, hayatla kuramadığı bağların bir yansıması gibi duruyor.
Yıldırım’ın dili sade ama duygusal yoğunluğu yüksek. Anlatım, zaman zaman hüzünlü, zaman zaman da düşündürücü bir iç yolculuk hissi yaratıyor. Unutma Beni Apartmanı, unutmak ve hatırlamak arasında sıkışıp kalmış herkes için güçlü bir roman.