Gönderi

Puan vermedi·50 syf.··
2025 36. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2025 16:36
Bu kitap, hani öyle sayfalarca olay yaşanmaz ama satır aralarında çok şey akar ya, işte öyle bir hikâye. Savaşın ortasında kalmış bir adamın iç sesiyle karşı karşıyayız. Ferdinand, İsviçre’de eşiyle birlikte sürgünde yaşayan bir ressam. Almanya'dan askerlik çağrısı geliyor ama onun içi rahat değil. Gitmek istemiyor. Gitmek, öldürmek demek. Gitmek, kendi vicdanını bir kenara bırakmak demek. Ama yazar burada bize yüksek sesle bağıran bir başkaldırı değil, daha çok içten içe çürüyen bir ruh hali anlatıyor. Ferdinand korkuyor, bocalıyor, kaçmak istiyor ama bu kaçış öyle basit değil. Ne karısından ne toplumdan ne de kendi iç sesinden kurtulabiliyor. Bu noktada, ister istemez düşündüm: Biz olsak ne yapardık? Hatta daha net söyleyeyim: Türkler olarak böyle bir durumda bu kadar korkar mıydık savaştan? Bizde savaş biraz başka türlü anlatılır. Tarihten gelen bir cesaret anlatısı var. Savaş, kaçılması gereken değil, göğüs göğüse gidilmesi gereken bir şey gibi öğretilir. Korkmak neredeyse ayıp. Hatta kaçmak, hele ki vatan söz konusuysa, bir tür hainlik gibi görülür. “Askere gitmemek ne demek?” der birileri. Ama kitap karakteri bize başka bir savaşı anlatıyor. Bu, dışarıdaki düşmana karşı değil; içimizdeki doğru-yanlış çizgisinde verilen bir savaş. O yüzden Ferdinand’ı okurken hem anladım hem de yadırgadım. Çünkü biz bu kadar uzun uzadıya düşünmeyiz belki. Ya gideriz ya da gitmemenin ağırlığını sonsuza kadar taşırız, ama bu kadar kendimize dönmeyiz belki de. Cesaret dediğimiz şey nedir? Ölmek mi, yoksa "Ben bunu yapamam" diyebilmek mi? Kitabın sonlarına doğru Ferdinand’ın verdiği karar, gösterişli değil ama çok insanca. Beni en çok etkileyen de bu oldu. Çünkü kararı ne olursa olsun, içinde bir dürüstlük taşıyor. Dışarıdan kim ne derse desin, kendi içine karşı yalan söylemiyor. Mecburiyet, kısa ama derin bir metin. Okuması kolay ama sindirmesi zaman alıyor. Özellikle savaşın insanlar üzerinde yarattığı görünmez baskıyı anlamak isteyenler için çok etkileyici bir kitap. Ve evet, bizim gibi "güçlü olmak" kavramıyla büyümüş bir toplum için, bu kadar açık bir kırılganlık görmek de belki en çok bu yüzden çarpıcı.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
·
104 Gösterim
1 Yorum
Çok güzel açıklamışsın
Özden Damarlı
Gönderi Sahibi
Teşekkürler 💐
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.