Gözleri açık ama kalpleri kapalı bir dünyanın iç yüzünü gösteriyor bize fiziksel körlükten çok daha derin bir şeyler anlatıyor aslında insanların görmezden geldiği gerçekleri susarak kabul ettiği adaletsizlikleri alıştığı duyarsızlıkları...
Kitabı okurken fark ettim ki bazen ben de çevremdeki gürültüden insanların beklentilerinden kendi iç karma şamdan dolayı gören kör gibi hissediyorum oysa gerçekten görmek gözle değil kalple başlıyor.
Doktorun karısının gökyüzüne bakıp şimdi sıra bende demesi gibi bazen ben de Kendi hayatıma bakıp soruyorum şimdi ne yapmalıyım ne gözlerimi açmalıyım.
Bu kitap bana gösterdi ki görmek cesaret ister ve belki de bu cesaret birinin beni gerçekten gördüğü o sessiz içten onlarda büyüyor.
Başımıza gelen ve gördüğümüz şeylere alışıp duyarsızlaşmamak umuduyla. Körlük