·208 syf.····Okunma: 09 Haziran 2025 19:53 Latin Amerika’dan Tekinsiz Öyküler, bir hikâye seçkisi. Daha genel bir ifadeyle mini bir antoloji diyebiliriz. Kitapta 8 yazardan toplam 17 hikâye bulunuyor. Kitabın en önemli özelliği bu hikâyeleri ÇEVBİR’li 7 çevirmenin çevirmiş olması. Daha açık ifade etmek gerekirse bu kitaptan elde edilecek telif geliri bu 7 çevirmen tarafından ÇEVBİR’e bağışlanmış. Bu çok değerli bir hareket, öncelikle bunu ifade edeyim.
Güzel başladım ama maalesef kitap için aynı güzellikte devam edemeyeceğim. Çevirmenlerin ön sözünden anladığımız kadarıyla bu kitaptaki hikâyeler yine kendileri tarafından seçilmiş. Kitabın çerçevesi ‘‘Modern Klasikler’’ olduğundan dönem olarak 1880-1930 arası seçilmiş. Açıkçası ben seçilen yazarlardan daha önce herhangi bir eser okumadım. Hepsi bana yabancıydı. Kitabın sonunda yazarların kısa biyografilerinin olması da benim gibi, yazarları hiç tanımayanlar için güzel düşünülmüş.
Çevirmenlerin hemen hepsini iyi kötü tanıyorum. Çeviri konusunda güvendiğim, özellikle söz konusu Latin Amerika olduğunda gözüm kapalı, çevirisi okunur dediğim isimler. Yalnız seçtikleri hikâyeler maalesef fiyasko. Belki de seçtikleri hikâyelerden ziyade seçtikleri hikâyeciler ya da dönem fiyaskodur, bilemiyorum. 17 hikâyeden kaç tanesi gerçek manada hikâyedir diye düşündüğümde 3-5 taneden fazlasını söyleyemem. Aynı yazardan genellikle 2-3 hikâye alınmış ama yazarların bu hikâyeleri de tematik olarak aynı seçilmiş. Bu belki özellikle yapılmış ama aynı yazarın yazmış olduğu birbirinin kopyası hatta devamı -iki hikâye bu şekilde birbirinin devamıydı- hikâyeler okumak beni çok mutlu etmedi. Özellikle Horacio Quroga’nın hayvan hikâyeleri -ki bunlar direkt fabl- ve Roberto Mariani’nin ofis hikâyeleri bahsettiğim konuya direkt örnektir. Bu iki yazardan toplam beş hikâye okumuş oluyorsunuz. Ayrıca belirtmeden geçemeyeceğim Leopoldo Lugones’in çılgın olduğunu düşünüyorum. Okuduğum iki hikâyesi uçuk kaçık, deneysel mi desem yoksa bilimsel mi, tuhaf hikâyelerdi. Mutlaka seveni olur ancak ben ne okuyorum şu an hissiyle okudum, pek sevemedim.
Bir diğer konuysa tekinsizlik teması. Tekinsizlik kelimesi bende uğursuz, kötücül, esrarengiz, karanlık, gizemli ya da ne bileyim korkutucu çağrışımlar yapıyor. Ben bu hikâyelerin hemen hemen hiçbirinde böyle bir şey göremedim. Evet, bazılarında yer yer bu unsurlar var ki zaten hikâyelerin iddiası da bu yönde fakat genel olarak bakıldığında asla böyle bir temadan söz edilemiyor. Hikâye seçkisi dikkat çekici olsun diye böyle bir isim sıkıştıralım denmiş sanırım.
Hikâyelerin temasının ‘‘tekinsizlik’’ olmaması bir yana, hikâyelerde pek bir derinlik de yok. Hikâyeler bana kurgu olarak çok basit geldi. Buna rağmen başlarda temkinli davranıp tüm hikâyeleri görmeden ön yargıyla yaklaşmak istemedim.
Beğendiğim, hiç değilse kendini biraz olsun merakla okutan birkaç hikâyeyi ismen yazmak isterim: Orgcu Juan, Yeşil Koku Dalgası, İki Tek Gözlünün Olağanüstü Hikâyesi, Juan Darién, Pago Chico’daki Şeytan adlı hikâyeler haricinde beni pek çeken bir hikâye olmadı. Arada Hortlak Rip-Rip, Metamüzik ve Ofis Baladı gibi garabet hikâyeler de vardı ki oralara hiç girmiyorum. Zaten Ofis Baladı denen şey, adı üstünde balat olarak düşünülmüş, hikâye ile alakası olmayan bir şeydi. Onun bu seçkiye alınmasına hiç anlam veremedim.
Uzun sözün kısası, hikâyeler hem teknik hem de belirlenen tema olarak pek bir şey vadetmiyor. Kitabın adı, kapağı ve çevirmenlerin kalitesi okuma merakı uyandırıyor fakat maalesef hikâyelerin kendisi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Kendi adıma konuşuyorum, bu kitabı okumayarak pek bir şey kaybetmezsiniz. Yine de merak ediyorsanız, okuyun. Hiç değilse ÇEVBİR’e destek olmuş olursunuz. Umarım bu bir örnek olmuştur, bundan sonra hazırlanan seçkilerde yazar, dönem ve tema daha dikkatli seçilir.