1950 yıllarının Adanasında bir ailenin geçim sıkıntısını, hayat mücadelesini anlatıyor kitap. Yerel şiveyle yazılmış, daha önce hiç duymadığımız deyimler de var. Hayallerle, umutlarla hızlı çok hızlı değişen düşünceler, planlar.
En büyük dedeleri zamanında çok zengin tarla sahibiymiş, Topal Eskici babaları ise şimdi ayakkabı tamirhanesi var. Aile içinde çatışma anlaşmazlıklar var, herkes kendi küçük çıkarını düşünüyor. Babalarının akşamcı oluşu, küçük oğlunun okuldan alınıp babasının yanında çalıştırılması sonucu dükkandan ayrılıp kendi işini kurma hayali, büyük oğlun babasının dükkanında artık istenmemesi ve üç çocukla geçim sıkıntısıyla imalathane açma isteği, kızları Zeliha'nın bunları umursamaz hali ve evlenip kendi yuvasını kurma isteği, annelerinin kolu komşuya karşı rezil olmama, kendilerini gösterme çabaları.
Ama çağ değişmişti, zaman fabrikada işçi olma zamanıydı. Ne tarlanın, ne küçük esnafın zamanı değildi.
Not : Önceleri Alman malı modaymış sonra Amerikan malları moda olmuş. Bu büyük ihtimalle 1947 den 1950’ye kadar uzanan Amerika Türkiye arasındaki anlaşmalardan kaynaklı. Zaten de ülkeyi yabancıya bağımlı hale getiren sistem o zaman başlamış.
Kitaptan bana kalanlar;
-Kulun emeği Tanrının yanında hiçbir zaman kaybolmaz.
-1948’lerde işler bozuldukça bozuldu. Artık ne Alman, ne de Almanın palasını sallayanlar. Bir Amerikancılıktır başlamıştı.
-Eri, küçük tanrısıydı hani bir avradın.
-Kafasından babasının ölüsü geçti, içi titredi. Ölmemeliydi.
-Allah diyen hiçbir şeyden geri kalmaz.
-Küllü muzırrün yuktel.(bütün zararlılar(arı) katledilebilir)
-Bugün, yarın, öbür gün Zeliha'nın kocası olarak temelli girecekti o eve. Üstü başı tertemiz yıkanacak, pazar günleri ütülü giysisi sırtında, boynunda kravatı, kolunda karısı, tutacaktı Adanalılar gibi Atatürk parkı, Demirköprü'nün yolunu. Hava kapalı, yağmurluysa sinemaya giderlerdi. Sonra eve dönüş, yatak, genç karısıyla sıkı sıkı sarılır, rahatlığın, tokluğun deliksiz uykusu. Böyle bir yaşamın deliksiz uykularına öylesine hasretti ki.
-Bu karı kancık takımında da gerçekten akıl yoktu. Kanlarının en kaynadığı bir sıra demek karşılarına it çıksa…(çiftleşecek)