Amcam Evlenmek İstiyor, Lütfen Uyanmayın :)
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2024 16:27
Amcanın Rüyası Fyodor Dostoyevski ’nin karanlık, ağır ve bol iç monologlu evreninden kısa bir mola verdiren, okurken çok eğlendiğim bir eseri. Bu kez trajedi yok, sadece taşra, dedikodu ve rüya gibi bir damat var. Roman, taşra Rusyasının tam ortasına bir skandal bombası bırakıyor. Özetle: Dede gelir, evlenmek ister, herkes çıldırır. (Koşun koşun dedeyi kim kaparsa…:)) Ana karakterimiz Prens K., yaşlı, zengin ve kafa olarak bazen bu dünyada, bazen öbür rüyada olan dedemiz. Adamın kasabaya gelir gelmesiyle dedikodu çarkı dönmeye başlar. Evlenmek istediğini söyleyen bu prensin zihinsel durumunun ne kadar stabil olduğu tartışılır çünkü adam birine bakarken diğerini düşünüyor, sonra o düşündüğü kişiyi rüyasında görüp evlilik teklif ettiğine inanıyor. Yani tam anlamıyla “offline damat” kontenjanından. Şimdi gelin bu tabloya kasaba halkını, evlenmek istemeyen ama kaderin ortasına fırlatılmış genç kızı ve onun “kurtuluş Petersburg’da” kafasında olan annesini ekleyin. İşte size Rus taşrasının ilk reality show’u. (Üf! Kısmetse Olur’a taş çıkartır.:)) Zinaida, <bu ismi çok mu aradın Dosto> yani müstakbel gelinimiz, aslında bu evliliği hiç istemiyor. Çünkü kendisinin yaş aralığıyla prensinki arasında Nuh’la Elon Musk arası bir zaman dilimi var. Biri tufandan gelmiş, öbürü Mars’a gitmek üzere. Ama kızın annesi bu ilişkiyi kaçırmak istemiyor. Öyle ki, prensin evlilik teklifine “Petersburg biletidir” gözüyle bakıyor. Sanki yüzyıllar öncesinden “kızını zenginle evlendirme simülasyonu” yapılmış da bu senaryo yazılmış gibi. Zinaida ise öyle tepkisizleşiyor ki, düğün konuşulurken ruhen çeyiz sandığına girmiş durumda. Derken romanın ortasında Fyodor Dostoyevski, bir rüya sahnesi patlatıyor. Prens’in rüyasında yaşadığı olaylar bir anda gerçek dünyaya sızıyor. Ama öyle bir sızma ki, “Bu neydi şimdi? Gerçek mi? Halüsinasyon mu? Yazar uykusuz mu kaldı?” diye düşünmeye başlıyorum. Freud bu bölümü okusa “bu karakterin değil, yazarın iç dünyasını incelemem gerek” derdi. Gerçeklik öyle eğilip bükülüyor ki, emin olamıyorsun. Ama okurken o kadar çok eğlendim ki kıkırdamam roman bitene kadar devam etti.:) Çünkü Dostoyevski bu kez dünyayı çözen bir karakter yazmamış. (Umm düşünüyorum o halde burdayım :)) Sadece yanlışlıkla evlenmek üzere olan bir adam yazmış. İçsel çözümleme yok, aksine kafa karışıklığı var. Ve bu absürtlük romanın en güçlü tarafı. Kasaba halkı da cabası. Özellikle kadınlar öyle dedikodu yapıyor ki, bir noktada “şimdi biri story mi atacak?” diye bekliyorsun. Bilgi, kasabada Wi-Fi’den hızlı yayılıyor. Herkesin planı var ama kimse tam olarak ne olduğunu bilmiyor. Roman boyunca bir “topluca yanılsama” hali yaşanıyor ve ben bu kolektif saçmalığın çok farkındayım ama eğlenmeden de edemiyorum.:) Açık konuşmak gerekirse, bu kitabı okurken bazı bölümlerde kahkaha attım. Özellikle prensin şaşkın halleri, annenin “kurtuluş için evlilik” stratejileri ve Zinaida’nın sessiz iç çöküşü hem komik hem trajik.Fyodor Dostoyevski burada çok net bir şey yapıyor: “Eğer derinlik yaratmasam da, derinlikli gibi görünen bir kaos yaratırım.” Ve evet, yaratıyor. Yani Fyodor Dostoyevski’yle oturup çay-kahve içip şunu diyesim geliyor. “Ciddi olunca kalbimizi kırıyorsun, ama böyle gevşekken… harikasın be abi.” Amcanın Rüyası , bir edebiyat klasiği gibi değil de, biraz fazla entelektüel yazılmış taşra dizisi gibi okunmalı. O zaman hem metnin içinde kaybolmadan eğlenebilir, hem de “koca Fyodor Dostoyevski bile bir noktada ‘acaba saçmalasam mı?’ demiş” olmanın keyfini çıkarırsınız.:)))
1000Kitap
Amcanın RüyasıFyodor Dostoyevski · Antik Kitap · 20134,352 okunma
·
68 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.