André Gide'nin ilk kez bir kitabını okudum. 1800ler ve malikane yaşamı temalı hikayeler hoşunuza gidiyorsa bu kitabı beğenirsiniz. Kitap başkarakterimizin geçmişinde ziyarette bulunduğu bir malikane ve içerisindekilerinin hayatları anlatıyor. Zaten 87 sayfa olduğu için çok hızlı şekilde akıyor hatta kısalığına rağmen beklenmedik şekilde doyurucu ve tatmin edici bir hikaye.
Keyifle okuyabileceğiniz özellikle dediğim gibi bu dönem ve bu tarz hikayeleri seven biriyseniz kesinlikle heyecanlanacağınız bir kitap.
Kitabı okumadıysanız okuyunca keyif kaçıran kısım :
Isabelle konusunda duygularım yazarın manipülasyonunun etkisinde kaldı çoğu zaman. Yazarın yönlendirmesiyle ona dair düşüncelerim oldu ancak sondaki sürprizi okuduktan sonra onun davranışlarını meşrulaştıracak nedenler aradım. İlk başta bencillik ile suçladım ancak tam olarak yeterli değildi bencillik vardı ama o kabın içerisini dolduramıyordu. Biraz daha düşünmeye zamanım olunca aslında Isabelle ait olmak istiyordu bunu fark ettim. Özgürlüğünün olmadığı yerde en çok özgür olma çabasındayken içten içe oraya ait olmayı seviyordu daha sonra gelişen olaylar onu hiçbir yere ait olamamaya itti. O yüzden İsabelle hem bencil hemde ait olma çabasında olan bir insandı. Sadece insandı.