·125 syf.····Okunma: 10 Nisan 2025 21:11 Alemdağ’da Var Bir Yılan – Sanki Hep Bizimle Yaşayan O Garip Sessizlik
Bazen bir kitap okursun, bittiğinde kitap bitmez de sende bir şey eksilir gibi olur. Alemdağ’da Var Bir Yılan tam öyle bir kitap. Aslında “kitap” bile diyemiyorum, çünkü içindeki her öykü bir başka karanlık, bir başka yalnızlık, bir başka insan. Ama en çok da, bir başka ben.
Sait Faik’in dili çok sade, neredeyse konuşur gibi. Ama kelimelerin ardında öyle derin bir kırgınlık var ki, okurken bir yerim sızladı. Bilmiyorum, belki de uzun zamandır birilerinin “anlattığı” değil, “anladığı” bir metinle karşılaşmamıştım. Bu yüzden öyküleri okudukça, sanki biri gelip içimdeki suskun yerlere dokundu gibi hissettim. O kadar az şeyle bu kadar çok şey anlatılabilir mi, hâlâ hayret ediyorum.
Özellikle kitaba adını veren “Alemdağ’da Var Bir Yılan” öyküsü… Hani gerçekten bir yılan mı vardı, yoksa insanın kendi içindeki korkular mı kıvrılıp dolaşıyordu, emin olamıyorsun. Ama bu belirsizlik o kadar tanıdık ki… Sanki bir yerlerde hepimiz o yılanı görüyoruz, ama kimse dile getirmiyor. Dille, suskunlukla, kaçışla örülmüş bir dünya bu. Herkes biraz uzak, biraz kendi içine gömülmüş.
Ve Sait Faik, bu öykülerde insanın karanlık tarafına öyle dürüst bir ışık tutuyor ki, rahatsız olmadan edemiyorsun. Ama o rahatsızlık da gerçekliğin ta kendisi gibi. Yani aslında kaçtığın şey, en çok da kendin oluyorsun. Bir yandan da tüm bu yalnızlıkların içinde bir kabulleniş var. Herkes eksik, herkes bir şey bekliyor ama kimse ne beklediğini bilmiyor gibi.
Bu kitap bana, kendime dair çok şey hatırlattı. Belki de hatırlamak istemediğim şeyleri. Ama yine de iyi geldi. Çünkü bazen insanın içine tutulan o ayna gerek. Acıtsa da, orada kendini görmek gerek.
Son olarak şunu söylemek isterim: Eğer bir gün kelimelere sığınmak istersen, ama bu sığınak yumuşacık değil de biraz dikenli olsun istersen, Alemdağ’da Var Bir Yılan’ı oku. Çünkü bazı kitaplar seni okşamaz. Ama seni gerçekten anlar. keyifli okumalar.