Uyanırdım sessizliğe... perdelerim kapalıydı...
Duvarlar bile konuşmazdı benimle, sabahları.
Sokağın tenhasında, yalnızlıkla yürürken...
Her adımda, kendime daha çok uzaklaşırdım.
Gözlerim göğe bakardı... ama yıldızlar sönüktü.
Kalbim atardı atmasına... ama sesi bir yere varmazdı.
Ne bir iz... ne bir dokunuş... Vardı senden önce...
Sadece, boşlukta savrulan bir "ben" kalmıştı geride...
Sonra sen çıktın karşıma... sanki zaman durmuştu.
Sesin rüzgarla birlikte, ruhumu okşarken
Gözlerinle tanıdım yeniden “güzel” kelimesini...
Ve o an anladım: ben yaşamamışım aslında.
Attığın her adım her yer, çiçek açtı...
Kelimelerinle örttün eski yaralarımı...
Bir gülüşünle dağıldı yılların hüznü...
Sen geldin... hayatım sen!.. aşk oldun...
Sen, saklı baharımsın...
Dalı kırık bir ağacın yeniden yeşermesi gibi.
Karanlıklar içinden doğan sonsuz bir sabah...
Her nefeste, içime işleyen bir sevda şarkısı...
Sen, benim eksik yanımı tamamlayan şiir...
Yüreğimin hiç yazılmamış dizesi...
Bana yaşamın anlamını öğreten...
Ve her gün... yeniden doğuran mucizesin.
Sen geldin... saatler bile nazikleşti.
Dünya daha az yorucu... gökyüzü daha derin.
Kahkahanda buldum cennetin... huzurun sesini...
Dudaklarından çıkan sözcüklerle, unuttuğum geleceği çizdim.
Artık yolumu kaybetmiyorum geceleri...
Çünkü senin adını, kalbim yıldızlara kazıdı.
Bazen sensiz geçen günleri hatırladıkça...
Bir ömre seni sığdıramam diye... korkuyorum.
Sen, bir aşktan fazlası...
Sesin bile, kalbimin şifası...
Ve ben, seninle ilk defa...
"Yaşıyorum." dedim.
Yalnızlığıma doğan... eşsiz güneş...
Her dokunuşunla...
Sen, kaderimi yeniden yazansın.