Kitap, kısa ama yoğun öykülerden oluşuyor. Her birinde, “günübirlik” görünen bir yaşamın ardındaki derin çatlaklara ışık tutuluyor. Yüzeyde sıradan gibi duran insanlar, Yalom’un dikkatli gözlemi ve şefkatli diliyle içsel labirentlerinde gezerken, okura da kendi iç dünyasının kapılarını aralıyor en azından ben bunu hissettim.
“İnsan bir başkasının iç dünyasında dolaşmaya başladığında, kendi yalnızlığının haritasını da yeniden çizer.” diyor kitapta. Bu cümle, kitabın ruhunu belki de en iyi özetleyenlerden biridir. Her terapi seansı, hem danışan hem de terapist için bir iç yolculuktur. Yalom’un kalemiyle bu seanslar, içsel çırpınışların, anlam arayışlarının ve kırılgan umutların edebi yankılarına dönüşmüş.
Yalom, insanı düzeltilecek bir bozukluk olarak değil, anlaşılmayı bekleyen bir bilmece olarak görür. Bu yüzden öykülerinde yargı yoktur, sadece dikkatle dinlenen, nazikçe açılan ruhlar vardır. Her bir öykü, hem bir başka insanın karanlığına bakma cesareti verir, hem de kendi iç karanlığımıza dokunma nezaketini…
#k:38244yaşo Irvin D. Yalom