Gönderi

Kız çocuklarımız okutulmalı
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2025 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2025 00:00
Spoiler içerebilir. Öncelikle bu kitabı, kız çocuklarımızı okutmak yerine gelinlik giydiren zihniyetlerin okumasının zorunlu kılınmasını diliyorum. Bu kitabı bitirdiğimden beri bir inceleme yazma ihtiyacı vuku buldu. Bu incelemeyi yapmadan başka kitaba geçemeyeceğim. Kitabımızın asıl anlatıcısı bir ressamdır. Kitabın anlatımına bakıldığında sanki bir tablo oluşturulmaya çalışıldığını göreceksiniz ve bu konuda okuyucudan da yardım istenmektedir. Bitmemiş bir tablonun konusunu duyurmak ve düşüncelerini paylaşmak istendiğine şahit olacaksınız. Anlatıcı sizinle öyküyü paylaşmak zorunda olduğunu belirtmektedir. Kurkereu adında bir köy, şırıl şırıl akan derelerin bir dağ yamacında, geniş bir yaylada kurulmuştur. Köyün aşağısında Sarıyazı adı verilen geniş bir kazak ovası uzanır. Karadağ sıraları ovayı dört bir yandan kuşatır. Koyu bir çizgi gibi görünen demiryolu ise düzlüğü bir baştan başa geçerek batıya doğru ufukta kaybolur. İki büyük kavak ağacı dikilidir köyün yukarısında tepede. Kurkereu ‘ ya hangi yönden yaklaşırsanız yaklaşın, yükseğe dikilmiş iki deniz feneri gibi öce bu kavaklar görülür. Başta bahsettiğim gibi bu cümleleri aynısını kurma nedenim bu anlatıcının ressam olması ve dikkat ederseniz zihnimizde bir tablo şekillendi. Kitabı okurken bu anlatım biçimi kavakların vurgulanması dikkatimi çekmiştir. Anlatıcımız için, çocukluğunu geçirdiği bu kavaklar çok önemli, bunu şöyle dile getiriyor. ‘’ bu kavakların dibinde, büyüleyici yeşil bir cam kırığı gibi kaldı çocukluğum… ‘’ Kavakların gizemini çözdüğünü dile getirirken bize anlatmak istediği hikayenin asıl karakterleri olan Düyşen ile Altınay’ ın diktiği kavakların yani anlatıcının güzel anlatımıyla ‘’ Ağaçların köklerini toprağa salan bu insan neler düşlemiş, hangi umutlarla yetiştirmişti? Bu kitapta ağaç metaforunu kullanmaları bence mükemmel düşünülmüş kavak ağaçlarının bulunduğu tepe ‘ Düyşen ‘ in okulu ‘ diye adlandırılırdı. Bu kitapta ağaçların köklerini salan bu devrimci insanın ismini sıkça dillendireceğimiz Düyşen’ in düşlerine ve umutlarına şahit olacaksınız. Bu düşlerinin ve umutlarının ilk meyvesi olan Üniversite öğretim üyesi bayan Süleymanovna’ nın azimli hikayesine tanıklık edeceğiz. Anlatıcımız, Kurkereu’ da köyün kendi olanaklarıyla kurduğu okulun açılış töreninde davet edilir. Kitabımızın en önemli karakterlerimizden azimli kızımız Altınay Süleymanovna da bu açılış törenine davet edilenler arasındadır. Altınay Süleymanovna bir üniversitenin kürsü başkanı olup orada felsefe dersleri veriyormuş. Ayrıca bilimler akademisi üyesi olduğu için sık sık yabancı ülkelere çağırılıyormuş. Bunları vurgulamamın nedeni geçmişte Düyşen’ in düşleri ve umutları olmasaydı küçük kızımız Altınay’ ın hikayesi çok acıklı farklı bir şekilde ilerleyecekti. Okulun açılış törenine katılan Altınay Süleymanovna' ya karşı inanılmaz bir ilgi ona karşı gösterilen çoşkun sevgi karşısında çok duygulanmış olup nasıl duygulanmasın ki yaşadıkları, acı ile tecrübe ettikleri bir bir gözünün önünden film şeridi olarak geçmiştir. Ona karşı duyulan saygıyı belirtmek için herkes birbiriyle yarışıyordu. Derken genç biri elinde telgraflar ile içeri girdi telgraflar elden ele dolaşmaya başladı. Okulun müdürü bu telgrafları Düyşen’ in getirip getirmediğini sorması ile birlikte Altınay Süleymanovna Düyşen’ den söz edildiğini duyduve tüyleri diken diken oldu. Eskilere doğru bir yolculuk yaptı. Devrimci Düyşen çiftliğin postacısı olmuştur. Düyşen hakkında söylenenlerden dolayı onun hakkında alaycı ifadeler kullanılması nedeniyle bir de buna gülüşmeler eklenince bundan kırılan rahatsız olan Altınay Süleymanovna kızarıp bozararak sessizce oturmak ona çok zor gelmişti. Konuklar dışarı çıkınca onun su arkının yanında tek başına durup, rüzgar estikçe sallanan, sarımtırak güz yapraklarına bürünmüş kavakların yükseldiği tepeye hüzünlü şekilde bakmıştır. ( Bakın gene kavaklara vurgu var. ) O hüznün nedeni yitirdiği gençlik çağını, türkülerde söylendiği gibi, ‘ en yüksek dağın tepesinden seslensen de geri gelmeyecek gençlik çağını ‘ anımsamıştı. Aslında o hüznün en büyük nedeni bugün bulunduğu konuma gelmesinin en önemli mimarlarından olan Düyşen için okul açılış töreninde şahit olduğu alay etmelere, gülüşmelere üzülmüştür. Altınay Süleymanovna’ nın ilk öğretmeninin, gerçek hikayesini kendi köyünde kimsenin bilmediğine şahit olmuştur. Bu okul açılış töreninde ona gösterilen saygının aslında köyün ilk öğretmeni ilk komünisti Düyşen’ e gösterilmesi gerektiğine inanıyordu. Onur köşesine onun oturtulması gerektiğini düşünüyordu. Öyle olmadığı için bu konuda kendini suçlu hissetmektedir. Altınay Süleymanovna bu gerçek hikayeyi anlatmak için içindeki pişmanlığı o suçlu hissetmesini hafifletmek için hikayenin anlatıcısına ressam olan kişiye mektup gönderir ve bu mektupta anlatılanların başkalarına aktarılmasını diler. Bu anıların yalnız köydekilerin değil herkes için özellikle gençler için yararlı olacağına inancı tamdır. Bunu görevi olarak görmektedir. Yazacakları ne kadar insana ulaşırsa duyduğu acının o kadar azalacağına inanmaktadır. Anlatıcı Altınay Süleymanovna’ nın mektubunun etkisinden günlerce kurtulamadığını sonra her şeyi onun ağzından anlatıyormuş gibi yazmaktan başka yol bulamadığını söylüyor. Bu kitabı bitirdiğim zaman ben de Altınay Süleymanovna’ nın mektubunun etkisinden yani kitabın etkisinden günlerce kurtulamadım ve bu incelemeyi yazmaktan başka yol bulamadım. Kırgız toplumu Bolşevik devriminden sonra yepyeni dünya hayal etmeye koyulur. Düyşen de devrime inanmış Kırgız gencidir. Köyün ilk öğretmeni ilk komünisti’ nin düşlerine ve umutlarına şahit olacaksınız. Bolşevik devriminden sonra yepyeni bir dünya hayal etmeye başlar. Savaş zamanında öğrendiği kısıtlı eğitim onu değiştirmiştir. Yaşadığı köyde okuyamayan çocuklar için okul inşa eder ve bu okulun ilk öğretmeni de kendisi olacaktır. Düyşen’ in gerçekleştirdiği düşler ve umutlar hem köyün hem kendisinin hem de gelecek kuşakların makus kaderini değiştirecektir. Başlangıçta tek kişinin hayalleri ile başlar her devrim başta bazı dirençlerle karşılaşır. Zamanla paylaşılıp destek gördükçe tüm topluma yayılır toplum değişir, dönüşür ve gelişir. Tıpkı bu kitapta olduğu gibi düşlerin ve umutların gerçekleşmesiyle başka birilerinin düş ve umutlarına dönüşmüştür. Bu yazdıklarım bir inceleme değil kitabın bende bıraktığı etki diyebilirim. Aynı Menekşe hanımın bahsettiği gibi, kendisini de tebrik ediyorum. İncelemesini biraz hüzün biraz mutlulukla okudum. Hüznümün nedeni sene 2025 bahsettiği acı tecrübelerine ben de şahit oldum ve halen bu olaylar devam ediyor. Ne kadar acı bir şey bu çocukların makus talihinin bir türlü değişmemesi. Menekşe böyle güzel yürekli insanların olması benim adıma umut olsa gerek. Eğitim ve öğretimin olmadığı yerlerde çocukların okutulmadığı zaman neler olduğunu çok iyi anlatmış buna şahit olarak, bunu yaşayarak, deneyim edinerek anlattıklarını okurken çok üzüldüm. Düyşen' in düşleri ve umutları gibi düşlerimiz olmalı yarına umutla bakmamız için.
1000Kitap
İlk ÖğretmenimCengiz Aytmatov · Nora Kitap · 201810,6bin okunma
·
93 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.