·74 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Ağustos 2018 14:16 Spoiler içerir
Dumanı hırsla tüten bir fabrikanın altında, bilinçsizce ve hızla dönüyorsunuz. Makineleşmiş devasa gezegenimiz bir tur daha dönüyor ve yelkovan, saatin içerisinde ucuna taş bağlanmış bir ip gibi savruluyor. Rahatsız edici düşlerinizden uyanın, fakat bu sefer bir kabusla karşılaşacaksınız. Bir haşerat olarak. Bir böcek kadar değerli, bir böcek kadar insan olan yaşamınız; aslında kabusun ta kendisi.
Gregor Samsa; sizin, benim ve diğer herkesin olduğu gibi kapitalizm düzeninin dönen bir çarkıdır. Evinde ve işinde; bir evlat veya bir kardeş olarak hayatında üstlendiği rollerin tamamında hizmet gören kişidir. Köleleştirilmiş, kendi hayatını yaşamayı beceremeyecek kadar aciz bir bireydir. Bu bireyin kendisini insan yapan tüm özellikleri zımparalanılarak çıplak bırakılmıştır. Tüm bunların sonucunda, bir sabah kendisini bir böceğe dönüşmüş vaziyette bulur.
Dönüşüm, esasında modern insanın yabancılaşmasını ele alan bir eserdir. Yabancılaşmayı bir kenara bıraktığımızda, aslında metnin başlangıcında anlatılanın hepimizin aşina olduğunu söyleyebiliriz. Gregor uyanır ama işe gitmek istemez. İşinin yoruculuğundan, düzensizliğinden, kötü şartlarından yakınır. İşini sevmez, kendini ait hissetmez. Trene yetişmek veya uyumak arasında karara varmaya çalışır. Ne kadar mutsuz olduğundan dem vurur. Gerçekten de buraya kadar her şey uzak olmadığımız şeyleri anlatır. Gregor; aslında modern insanın, yani bizlerin ta kendisi olmaktadır.
Franz Kafka'nın diğer eserlerinde de yer alan absürtlük durumu Dönüşüm'de Gregor'un böceğe dönüşmesiyle anlatılır. Yine suçunu bilmeyen ve onun farkında olmayan suçlu bir karakter vardır. Durumun absürtlüğü bir yana, ana karakterimizin kendisinde ve aile bireylerinde bu olağanüstü duruma karşılık olağanüstü bir tepki göremeyiz. Elbette şaşırırlar, ama hepsi bu kadardır. Aslında imkansız olan bir olayın, her şeyin olabildiği bir dünyada olması normal karşılanır. Çünkü hayatın gerçekliği, zaten özünde absürttür. Her yıl milyarlarca ton yiyecek üretildiği halde açlıktan ölen insanların olduğu bir dünya, tezatlığı ve absürtlüğü bünyesinde bulundurur. Milyonlarca kişi bir avuç para için yıllarca didinirken bir avuç insan milyonlarca parayı elinde bulundurur. Gregor; bu didinen insanları, insanlığından çıkaran düzene olan bir başkaldırıdır. Onun bu düzenden, omzuna binen sorumluluklardan tek kaçış yolu böcek olmaktır. Nelki de bulunduğu konumda insanca yaşamaya en yakın olduğu kişi bu kişi, yani böcek olduğu kişidir.
Her suç, beraberinde cezayı getirir. Bir böcek olarak yabancılaşan Gregor, hapsedilerek ve dışlanılarak cezalandırılır. Artık işlev görmeyen bir makine parçasının atıldığı gibi o da kabul görmez. Değişmesi beklenir. Ailesi dahi bu halinden iğrenir. Kitabın Türkçe çevirisinde "Ungeziefer" kelimesi böcek olarak çevrilmiştir ancak anlamı tam olarak karşılamaz. Kelime anlamı "kurban edilmeye uygun olmayan kirli hayvandır"dır ve insanlar için "aşağılık" anlamında kullanılır.
Gel gör ki biz, Gregor'un bu durumu kanıksadığını fark ederiz. O bir böcek olmaya, bir böcek gibi sindirilmeye ve ezilmeye, bir böcek gibi hissetmeye alışmıştır. Dönüşümden sonra Gregor'un tavanda sürünmekten hoşlanmasıda ise Kafka kelime oyunu yapmış ve "korkmak, sinmek" ayrıca "sürünmek" anlamına gelen kelimeyi kullanmıştır. Gregor, ezilip korkutularak mı bir böcek haline dönüşmüştür, yoksa bir böcek olduğu için mi ezilmiştir?
Gregor'un dönüşümüyle birlikte aile fertlerinde de değişim olduğunu görürüz. Anne ve baba Gregor'a olan ilgilerini kaybederler. Anne evladını sevemeyecek hale gelir. En büyük değişim ise Grete'de görülür. O daha önceleri ağabeyine şefkat ve ilgi göstermeye çalışırken ilerleyen süreçte şaşkınlığının yerini korku, korkunun yerini ise tiksinti alır. Gregor'un tepsisini ayağıyla ittiğinde tiksintisinin büyüklüğünü hissederiz. Sonunda ondan kurtulmak ister. Gregordan bahsederken onun ağabeyi olduğunun farkındadır. Babası ise artık evin reisi konumundadır ve deyimi yerindeyse ailesini Gregor'dan korumaya çalışır. Onu bir elmayla yaralar ve nihayetinde ölümüne sebep olur. Sevdiklerimizden aldığımız darbelerin ne kadar sarsıcı olduğunu gösterir bu. Gregor, ölüme terk edilir.
Dönüşümdeki aile ilişkileriyle Franz Kafka'nın aile ilişkileri arasında benzerlik bulunur. Özellikle Franz Kafka "Babaya Mektup" eserinde babasının onu "bir parazit", "bir böcek" olarak gördüğünü söyler. Elbette yazarın hayatıyla kitap arasında bu tür bir ilişki bulunabilir. Fakat eseri metin bağlamında ele almak gerekirse; Dönüşüm, her şeyin alınıp satılabilecek bir nesne olarak gören kapitalizm ve sanayileşme çağının insanı nasıl yabancılaştırdığını, aile ilişkilerinin dahi çıkar temelleri üzerine kurulduğunu korkunç gerçekliğiyle gözler önüne serer. Bu düzen içerisinde insan çalışarak üretmez aksine kendini tüketir ve yalnızlaşır. Verdiği emek oranında yabancılaşır. Bu da Marks'ın kapitalizmde yabancılaşma tanımına uymaktadır. Yabancılaşması oranında böcekleşen Gregor, işe yaramaz olduğundan o ölünce tüm sorunlar ortadan kalkar. Tüm bunlar modern bireyin kaygılarını, karamsarlığını ve umutsuzluğunu anlatır. Belki de bu yüzden Franz Kafka, kitap kapağında bir böcek yerine karanlık bir odaya açılan aralanmış bir kapı ve önünde şaşkınlıkla duran aile fertlerinin olmasını istemiştir. Çünkü dönüşüm, esasında Gregor'un böcek oluşunu değil; kendileşme çabasındaki modern insanın içindeki değişimini, kimsesizleşmesini anlatır bizlere. Bize hayatlarımı hatırlatır. Ne kadar kendimiz olduğumuzu, ne kadar kendi seçimlerimizi yaptığımızı sorgulatır. İşte bu yüzden Dönüşüm, yüzyılı aşkın süredir popülerliğinden ödün vermemektedir. Sadece bugünümüzü anlatmakla kalmaz, yarınımızdan haber verir. Rahatsız edici bir düş olan geleceğimizden...