Şolohov okuyanlar bilir. Beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar temalı nice güzel eserleri vardır. Okuyana kırsal bir keyif verir. O nasıl oluyor hocam ya ?!?!?! Hemen açıklıyorum arka sıradaki arkadaş. Mesela pastoral bir tarz düşün saman balyasının yanı başında yaşlı bir ağaç ve altında sağlam işlemiş bir maraba ve nennen keyfisi yaparkene yarı açık ağzından akan ucuz tütün kokulu bir salya. Yok tam olarak öyle değil ama sen bunun biraz daha zarif halini düşün. İşte Şolohov tam böyle pozisyonları gole çeviren fırsatçı bir golcü. Bu kitabında Sığırtmaç, Leke (baya acıklı), Bozkır bekçisi gibi hikayelerini çok beğendim. Bu eserinde iç savaş dönemi kaosu belirgin bir şekilde hissediliyor. Proletarya durumunda olan serflerin toprak hakkını kura ile belirlerken iyi yerler garibanlara gelince kura tekrarı yapılarak verimsiz yerleri vermek gibi bir bölüm vardı spoiler olmasın ama o kısım resmen toplumcu gerçekçiydi. Kendisi Don Kazakları ahalisinin yaşamı, iç savaş ve kolektifleştirme dönemi hakkında yazan o coğrafyada yetişmiş bir kalemşör. Toplumcu gerçekçi bir yazar. Bizde Yaşar Kemal bu konuda örnek gösterilir. Kendisini ben de benzettim. Harbi benziyür ha. Neden peki ? Çünkü ikisi de kelimelerle resim çiziyor. Yani panoramik bir lezzet var kalemlerinde. Okuya okuya kitapların Vedat Milör'ü olan dostlar ne dediğimi anladı ve tatlı bir tebessüm etti bile (: Betimleme çok var ya sıktı pfff !!! diyen arkadaşlar sözüm size ! Yanlış anlamayın veya yanlış anlayın. Hani Esra Erol veya Zuhal Topal sunumuyla yayınlanan evlenme programlarının birinde talibini beğenmeyen adaya usulen hadi bir çaya çıkın diye rica edilirdi. Hah şimdi ben de size rica ediyorum çayınızı alın ve Şolohov ile bir okuma turuna çıkın. Bir şans vermeye değer diyorum. Önceden, arkadaşlarımın okuduğu vampirellalı zompirellalı kitaplarla hafiften sarkastik bir üslupla alay ederdim. Fakat kitap üretimi ve satımı ile ilgili vahim durumların farkına varınca günümüzde durumun ciddiyetini kavradım. İnsan okumalı ve bir yerden başlamalı. Hayat zaman ile beraber ilerliyor. Her dakika yaralıyor ve sonuncusu öldürüyor. Hani zaman sessiz bir testere derler ya sevgili okuyucum. İşte tam olarak böyle ne kadar çok okunacak kitap var... ne denli fazla eser var... Derken bir de bakmışız ki hayat akıp gitmiş. Yavaştan kepengi indiriyorum z raporu alırcasına buraya siz değerli kıymetli kitap dostlarına bir şarkı hediye ediyorum. Bu şarkı kitabın işlediği dönemin atmosferine ışık tutan bir eserdir. Size bir ipucu olması dileğiyle... Sağlıcakla kalın iyi şeyler diliyorum... youtube.com/watch?v=LmRpKTn... Şarkının ismi ''Beyaz ordu , Kara Baron'' Kara Baron burada Baron Pyotr Nikolayevich Wrangel olarak biliniyor kendisi bir subay. Beyaz ordu mensubu ve Bolşevik karşıtı. Bolşevikler kitapta ekserisi Kızıllar olarak geçiyor. İç savaş konusu derin bir konu anlatsam askerlik anısı anlatan akraba gibi uzatırım... Beyaz ordu Kara Baron demişken Karadağın Boz Yılanı | Sabahat Akkiraz aklıma geldi nedense... youtube.com/watch?v=qSq_WEz... videodaki teyp iç savaştan kalma değildir diye düşünüyor yazımı noktalıyorum. HASTA LA VİSTA.