Puan vermedi·406 syf.····Okunma: 15 Haziran 2025 18:04 Ben ilmi de âlimi de çok severim. Ama gerçek alimleri. Yani ilmiyle amel edenleri. Ahlakıyla bilgisi bir olanları. "İlim Yolunda" kitabını okuyunca bu sevgim katmerleşti.
Zira yaşananların gerçek olması, özellikle şu zamanda, bu kadar imkan içinde az çaba sarf eden bizler için anlaması imkansız olabilir lakin yine de bir yol bir iz sunuyor.
Basiretli olanların malumudur ki, arzu edilen ve
sevilen her seye nail olabilmek için diğer hoşlandığımız, sevdiğimiz şeylerden feragat etmemiz gerekir. ilim de yüksek bir gaye, kıymetli bir sevgili, yüce bir şeref, yolları zor ve çetin bir hedeftir. Ona ancak maldan, vakitten, rahatlıktan, eş dostla ünsiyetten ve benzeri
meşru faydalardan çokça tavizle ve büyük fedakarlıklarla ulaşılabilir. Bu yüzden büyükler eskiden "Sen herşeyini ilme vermedikçe o sana bir kısmını bile vermez." demişler. Bu sebeple kitapla eş zamanlı Arapça-Türkçe sözlük karıştırırken “f-r-c” maddesine denk geldim. Orada Asım Efendi merhum aynı kökten gelen “fercet” kelimesini izah ederken çok hoş bir hikâye anlatıyor.
Amr bin el-Alâ adlı bir âlim, Haccac-ı Zalim’in zulmünden kaçıp Yemen taraflarında on sene kadar inzivaya çekilmiş. Bir gün bir kişinin diğerine Haccac-ı Zalim’in öldüğünü müjdelediğini ve “âlem onun şerrinden kurtuldu” anlamında bir Arapça beyit okuduğunu duymuş. Beytin içinde geçen “fercet” kelimesini işiten Amr diyor ki: “Hangisine daha çok sevineceğime şaşırdım. Zalim Haccac’ın ölmesine mi, yoksa uzun zamandır ‘fürcet’ diye bildiğim kelimenin aslında ‘fercet’ diye okunması gerektiğini öğrendiğime mi!”
İşte bu zevkin adı ilim zevkidir. Bu zevk, bu aşk başka hiçbir şeyde bulunmaz. Bunu sadece ilim ehli, ilim taliplileri ve ilmin kadrini birazcık anlamış olanlar bilir. Geri kalanına bunu anlatmak çok zordur. Hele bizde ilimle uğraşan, hayatını ilme ve öğretmeye adamış kişilere genelde dudak bükülür. Çünkü bizim için servet kazandırmayan, makamı olmayan, siyasette isim yapmayan her iş kıymetsizdir.
Bilene değer vermeyen sürünmeye mahkûmdur. “Osmanlı büyüktü” deriz, doğrudur. Ama en çok bilene ve bilgiye verdiği değerle büyüktü. İnsanlar fıkıhtan kunduracılığa, mimarîden müziğe kadar neyi bilirlerse bilsinler, hürmet ve kıymet görürlerdi. Uzun asırlar güç değil bilgi öndeydi. Padişahların evlatları daha dört yaşında iken ilim tahsiline başlatılırdı. Son zamanlara kadar bu böyleydi. Hâlâ “Neden bu perişan haldeyiz?” diye boşuna sormayalım.
Bir tarafta ulemanın ilim yolunda çektiği çileler,sıkıntılar..Diğer tarafta teknoloji çağında her an her bilgiye ulaşabilecekken tembel
davranan bizler...
Hasılı İlmin de, ilim aşkının da hedefi irfandır. Yani kendini ve Rabbini tanımaktır. Güzel bir kul olmaktır. Adam olmaktır.
Geçmişin zorlu şartlarına rağmen ilim için canını verebilecek insanların sabırlarını en güzel şekilde dile getirmiş bu kitap ruhunuza pansuman olacak.