Akıp giden bir kitap olmamakla birlikte fazlasıyla merak ettiriyordu bu yüzden zorlansam bile devam ettim. Yalnızca bir sayfasını bile aklımda başka şeyler varken okusam muhakkak bişeyleri kaçırırım diye endişeliydim. Sonuna kadar farkına varmadan bazı yerlerini atladım mı dikkatsiz mi okudum diye ikircikliydim hatta fakat son kırk sayfada her şeyin bütünün içindeki yerini gördüm. Sıradan bir kitaptan edebi anlamda çok daha kaliteli. Konusu iyi, anlatımı iyi, yazarın hayatı hakkında ufak bir araştırma yapınca konu seçimindeki ve tekniğindeki derinliğini de fark ettim. Kesinlikle tek olayı kitabı meşhur eden lipogram tekniği değil. Postmodern romanlarda kullanılan tekniklere çokça yer vermiş. Pek çok kişinin eleştirdiği çevirmenin ara ara romana girdiği bölümler benim fazlasıyla hoşuma gitti, bu fikri cesurca ve yaratıcı buldum.