·264 syf.····Okunma: 09 Nisan 2025 00:19 Öykü kitaplarını çok severim. Kısa kısa ve vurucu olanlarına hele bayılırım. Kitabın dili yalın akıcı dersem cümlelerin altında yatan mesajlara ayıp etmiş olur muyum acaba diye düşündürüyor kitap bana .
Kitaba şöyle bir bakmak için elime aldığımda "Çıt diye bir öykü vardi ne kadar etkilemişti ama beni okurken." dedim. Müzeyye'nin evliliği içinde ne kadar yalnız kaldığı ki bi yerde "Kocam televizyon koltuğuna bende mutfak masasına yerleşmiştim." Diyor ki etrafımızda ya da ailemizde bu hale gelen nice Müzeyyenler evlililer var, vardır. Gittiği bir gösteride bir tahta parçası üzerinde farklı noktalarda dans eden iki danscinin birbirine olan mesafelerini izleyip izleyip ağlaması... Beni gerçekten perişan etti Müzeyyen. Çok kalbime dokundu okurken. İçimi, burnumun direğini sızlattı. Bir de Elmalar ve Kurtları adlı öykü var ki... İçeriğine girmeyeceğim ama birilerine bir seyler söylemek için geç kalmamak gerekir. Kimin ne kadar ve ne zamana kadar hayatımızda olacağını bilemeyiz o yuzden bekleyene bekledigi sözü hayatta mutlu ve birlikteyken söylemek o anı paylaşmak en değerlisi. Daha nice güzel hikaye sayabilirim kitapta. Bir de küçük bir eleştiri eklemem gerekirse kitabin adi icinde gecen Bavula Sığmayan adlı bir öyküden gelmiş. Evet bu hikayede oldukca güzeldi ama diğerlerinin yaninda bir tık sonuk kaldigi için bu ismi vermezdim heralde kitaba.
Bu benim Nermin Yıldırım ile tanışma kitabım ama kesinlikle son olmayacak biliyorum.