Cennet de sende, cehennem de.
10/10
·318 syf.··
2025 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2025 01:38
**Kitaplarda bir efsane dolaşır. Her biri kendince döneme damgasını vurmuş üç İranlı arkadaştan söz eder bu efsane: Dünyayı gözlemleyen Ömer hayyam, o dünyayı yöneten Nizamülmülk ve aynı dünyaya dehşet saçan Hasan Sabbah. Birlikte Nişapur‘da öğrenim gördükleri rivayet edilir. Bu kitapta yazılan her şey gerçek olmayabilir. Tıpkı Ömer hayyam, Nizamülmülk ve Hasan Sabbah‘ın bir zamanlar arkadaş olması ve selçuklular hakkında yazılan bir çok şey gibi.. Fakat kitap konu bakımından yelpazesi çok geniş ve sizi bir çok şeyi öğrenmek için araştırmaya sürüklüyor. Bir kitapta beni en çok heyecanlandıran şeylerden biri araştırma yapacak kadar ben de merak uyandırmasıdır. Kitabın içeriğinde bir çok farklı kişi ve konu mevcut. İlk olarak Ömer hayyam,Nizamülmülk ve Hasan sabbah nasıl arkadaş oldukları, sonrasında aralarında çıkan güç üstünlüğü mücadelesi ve kimseyi kırmak ve mücadele içinde yer almak istemeyen Ömer hayyam‘ın yaşamı üzerinde duruyor. Kitabın ilk 200 sayfası çok akıcı ve çok sürekleyici ondan sonraki kısım biraz daha durağan ilerliyor. Kitap bize İran, İran’ın şehirleri ve sokaklarında dolaşıyormuş gibi betimlemeleri ile de büyülüyor.Sonrasında insanın aklına gelen komşumuz olan bu ülke hakkında ne kadar az şey bildiğimiz.. İran hakkında konuşalım. Başkenti Tahran olan İran Roma imparatorluğu ve Bizans imparatorluğu ile mücadele etmiş 16. yüzyıl başına kadar Araplar, çeşitli Türk halkları ve Moğollar tarafından işgal edilmesine rağmen yüzyıllarca ulusal kimliğini yeterince muhafaza etmiştir. Müslümanların İran fethi 633 – 654, Sasani İmparatorluğu’na son vermiş ve İran tarihindeki dönem noktalarından biri olmuştur. İran bağımsız bir devlet olarak 1501’de Safeviler tarafından yeniden kuruldu. Safevilerin yeni imparatorluğunun resmi dinini Şii İslam olarak belirlemesi İslam tarihinin dönüm noktalarından biri oldu. Komşusu ve yüzyıllarca esas rakibi olan Osmanlı imparatorluğuyla birlikte bir dünya gücü sayılabilecek düzeye erişen İran, 1979’daki İran İslam devriminin ardından resmen bir İslam cumhuriyeti olana dek 1501’den itibaren monarşi ile yönetildi. Moğol istilalarından önce İran’da Sünnilik baskın bir mezhepti, ancak Safevilerin ortaya çıkışı ile Şiilik İran’ın ve günümüz Azerbaycan’ın tamamında hakim oldu. İran tarihi boyunca azınlıkta olan başka bir çok dini benimsemiştir; bunlar: Zerdüştlük, Mitraizm, babizm, Bahailik, maniheizm, Mandeizm, Hristiyanlık, Yahudilik. İran Pers imparatorluğu döneminde zerdüştlük dinini benimsemiştir. Zerdüştlük dünyanın en eski tek tanrılı dinlerinden olup 3500 yıllık bir geçmişe sahiptir. Bir zamanlar İran, günümüzdeki doğu Gürcistan, dağıstan, Azerbaycan ve Ermenistan‘a denk gelen Kafkasya’daki çoğu toprağın sahibiydi. 1804 – 1813 ve 1826 – 1828 yılları arasındadaki savaşlarda hızla genişleyen komşusu olan rus imparatorluğu’na topraklarını teslim etmek zorunda kaldı. İran’ın başlıca önemli şehirleri: Tahran, Şiraz,İsfahan,Yezd,Tebriz,Meşhed,Kerman,Kum,Kaşan.. İran’ın başkenti Tahran, İstanbul’dan sonra batı Asya’nın en büyük ikinci şehridir. Ayrıca İran, 6000 yılı aşkın bir geçmişe sahip olan dünyanın en eski sürekli yerleşim şehirlerinden biri olan Susa’ya ev sahipliği de yapmaktadır. İsfahan şehri bir zamanlar dünyanın en büyük şehirlerinden biriydi ve Safevi Hanedanlığı döneminde Pers imparatorluğu’nun başkenti olarak da hizmet verdi. Kitaba geri dönecek olursak Hasan sabbahın ortaya çıkışı, alamut kalesi‘ni nasıl inşa ettiği, fedaileri nasıl oluşturduğu,Haşşaşiyün cenneti ve bir çok şeye tanık olacağımız serüveni anlatıyor. Kitap içerisinde Ömer Hayyam’ın ve Hasan Sabbah‘ın arasında geçen Şiilik ve Sünnilik hakkındaki bir konuşmayı aktarmak istiyorum. ”Siz Sünniler için delil diye bir şey yoktur, doğru. Muhammed’in ardında bir halife bırakmadan öldüğüne, Müslümanları kaderleriyle başbaşa bıraktığına ve onların da en güçlünün ya da en kurnazın yönetimine girmeyi kabul ettiğini inanırsınız. Bu çok saçma biz ise Allahın Resul’ünün, sırlarına emanet ettiği bir halife bıraktığına inanırız: damadı amcaoğlu, neredeyse kardeşi gibi olan imam Ali. Ali de vakti geldiğinde bir varis bıraktı. Böylece meşru imamlar soyu devam etti ve bu soy aracılığıyla Muhammed’in Tebliğin tek ve Allahın varliginin delili de kuşaktan kuşağa aktarıldı.” Daha fazla Spoiler vermeden birkaç alıntı ekleyerek incelememi bitiriyorum. Okumanızı tavsiye ediyorum. “Cennet de sen, cehennem de.” -Ömer Hayyam. “ Şiirde böyle kanun yoktur, kendinden önce gelmiş hiçbir şeyi yadsımaz ve ardından gelenler tarafından da yadsınmaz, huzur içinde aşar geçer yüzyılları. Bunun için rubai yazıyorum” “Hiçbir şeye şaşırma, hakikatin de insanların da iki yüzü vardır.” “ Bir ilişkinin başlangıç dönemlerinde hassas sorunlardan kaçılır genellikle, binbir itinayla henüz kurulan o kırılgan yapının yıkılacağıdan korkulur, seninle bu kadın arasında derin, temelden bir fark var. Hayata bakışınız aynı değil.” “Hayat yangın gibidir. Yoldan geçenin unuttugu alevler, rüzgârın önüne katıp savurduğu küller; işte, bir insan ömrü gelip geçmiştir. “ “Şu alacalı bulacalı yeryüzünde bir adam dolaşır, ne zengin ne yoksul, ne mü’min ne kafir, yaltaklanmaz hiçbir hakikate, saygısı yok hiçbir kanuna…” “ Ne bilginler geldi, neler buldular! Mumlar gibi dünyaya ışık saldılar… Hangisi yarıp geçti bu karanlığı? Birer masal söyleyip uykuya daldılar.”
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,7bin okunma
·
150 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.