9/10
·202 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
Uzun zaman olmuştu bir kitabı okuyup, sonra da göz yaşlarına boğulmayalı. Sanki okumadım da yaşadım ben bu kitabı. Öyle bir hüzün ve keder ki, okuyan herkesi deli gibi etkileyecek evet ama anne-baba olanları yerle bir edecek. Agah ve Nazlı birbirini severek evlenmişlerdir. Nazlı öğretmen, Agah ise hakimdir. Sonra bir bebekleri olur. Ne yazık ki beklenmeyen bir sürü gelişme de bu bebekle birlikte dünyalarına girer. Oğulları Arden "patau sendromlu" olarak dünyaya gelir. Dünyada bile yalnızca 3 kişide olan ve tedavisi olmayan bu hastalık neticesinde bir karar vermek zorunda kalırlar. Ya oğulları için mücadele edecek ya da yolun başında bu acıları çekmesini engelleyip ondan vazgeçeceklerdi. Onlar mücadeleyi seçtiler. Ama bu öyle bir mücadele ki tüm sağlık personelinin "neden uğraşıyorsunuz, zaten ölecek" dediği, kimsenin yardımcı olmak istemediği, ciddi maddi külfetleri olan ve bir o kadar da her gün yeni bir hastalık ile hortalyan bir sabır savaşı. Onların oğullarını yaşatmaya çalışırken yaşadıkları şeyleri okurken, gerçekten aklımı kaçıracaktım. İnançları dışında hiçbirşeyin onları ayakta tutamayacağı kesindi. Gerçekten kalbim sıkıştı okurken. Ve tüm başlarından geçenleri Agah daha önce hastanede yollarının kesiştiği ve sonrasında da hayatın ona küçük bir sürprizi olan Melike ile paylaşmaya karar veriyor. Yaşananların yazılı olduğu günceleri ona teslim ediyor ve biz de bu günceler ile olayların tüm yüzünü her cepheden okuyoruz. Melike'nin de bir hikayesi var elbette. O da en az Arden kadar hüzünlü. Kitabın çoğu yeri beni etkilese de en fazla yüreğimi yakan Nazlı'nın oğlunu o halde terketmesi oldu. O kadar üzüldüm ki, Arden'in çaresizliğini yüreğimde hissettim. Tüm bu duyguları bana yaşatan yazarımız Nazan hanımın kalemi daim olsun. Hepinize elbette yürekten tavsiye ediyorum "Koz'u". Keyifli okumalar dilerim...
1000k
KozNazan Arısoy · Amore Yayınevi · 202522 okunma
·
89 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.