Ne sıkıldım okurken. Yani zaman zaman doğa vs aldı içine ama konumuz çocuk nasıl ölmüş. Alex’i nasıl bilirdiniz şeklinde ilerleyen kitap. Sadece insanın doğa ile baş ederek hayatta kalması gerektiğine inanan bir çocuk var. Bu biraz size de ilham oluyor ama ne yapacaksınız? Gökdelende havasız plazada stresle çalışırken bunu düşünürsünüz. Kitabı bitirken odaya büyük böcek girdi korktum ve korkutmak amaçlı olur diye düşünüp ilaç sıktım kaçsın diye. Camın yanındaydı. Sonra can çekişmeye başladı pişman oldum. Temiz havaya çıkardım. İnternete bakayım dedim nasıl kurtarılır diye; böcek nasıl zehirlenir ya da böcek zehrinden nasıl kurtulunur gibi tam tersi şeyler vardı. Ben de üzerine su döktüm yanına yoğurt koyup kafası mı ayağ mi bilmem yoğurta değdirdim. (Cahilim) Öldü gibi yatmıştı. Şimdi canlandı ama hala uğraşıyor. Ya da ölüyor. Yani doğada yaşamak kim biz kim.. sonra başka aynı türden böcek gel benim çekyatın içine gir. Çıkmadı ses yap, sağına soluna bak, elektrik süpürgesi ses çıkar vs yok. En son odanın gerisine biraz da koltuğa doğru ilaç sıktım. Yani ölümü görmeyince vicdanınıza sığıyor. Kebap yiyip kurban kesmemek gibi. “İştahını başka insanların merhametine emanet etmek” gibi bir şey demişti Murathan Mungan. (Tabi adam kurban Bayramı eleştirenleri eleştirmiyor yanlış anlaşılmasın. Et yiyen herkesin yiyeceği hayvanı kendi kessin istiyor. Adam zaten vejeteryan)