Söz, yerini bulduğunda bir gönlü ihya eder. Ama hak bile olsa, kalbe dokunmayan bir üslup, yıkımdan başka bir şey getirmez. Doğruyu anlatmak, sadece ne söylediğinle değil; nasıl söylediğinle de imtihandır.
Zira Peygamber Efendimiz (sav), en ağır hakikatleri bile en yumuşak haliyle dile getirirdi. Çünkü O bilirdi ki, inciterek verilen hakikat, gönülde yankı bulmaz. İnsan kalbi, sözü değil, tavrı hatırlar. Ve bir kelimenin, yerle bir de edebileceğini, ayağa da kaldırabileceğini unutmaz.
O yüzden, doğru olmak yetmez; doğruyu taşıyan hâlimiz de doğru olmalı. Üslubumuzda merhamet, dilimizde sabır, niyetimizde ıslah olmalı. Çünkü bazen en büyük adaletsizlik, hakkı hoyratça dile getirmektir.