Gönderi

Martin Eden hk.
10/10
·517 syf.··
2025 2. kitabı
(Spoiler içerir.) Martin Eden... Jack London'un belki de en beğenilen eseri... Kurgusuyla vermek istediği mesajlarla genel olarak değerli bir kitap olduğunu belli ediyor. Martin işçi sınıfından gelen alt tabakadan görülen kültür düzeyi düşük bir birey olarak giriyor romana. Ruth ile tanıştığı an kitaplarda filmlerde gördüğü o entel zirvenin gerçek olduğuyla karşılaşıyor. Ruth ile beraber kitapların içine düşen Martin bu evrenin ne uçsuz bucaksız bir deniz olduğunu kavrıyor ve içinde kayboluyor. Okudukça okuyor ve sonrasını yazmalar takip ediyor. Martin hayatını yazarak idame ettirmek istiyor. Bu süreçte sevdiği ve sevildiği insanlar tarafından ne kadar engellenmeye çalışıldığını, yanında olanların dahi ondan uzaklaştığını ve bu yalnızlık içinde dibi gördüğünü net olarak görebiliriz. Martin kendisine inanan bir kişi olmamasının, destekçisi olmamasının verdiği çürümeyi iliklerine kadar hissetse de gayesinden vazgeçmeden hedefine doğru ilerliyor. Uzun bir zaman sonunda hayallerini elde edince şöhreti eskiden terk eden insanları başta Ruth olmak üzere yeniden etrafına çekiyor. Martin ise ben aynı kişiyim. Siz hayatımda varken de bunları yazıyordum. Gösterdiğiniz sevgi bana değil şöhretime diyerek bu ilgiyi bir eğlence olarak görüyor elinin tersiyle itiyor. Artık hayattan yaşadığı bunalım dayanılamaz bir boyuta ulaşıyor. Ömrü denizlerde geçmiş olan bu adam yine denizle iç içe sonunu hazırlıyor. Özetle yaşananlar bu şekildeydi lâkin asıl verilmek istenenler bu güzel kurgunun dışında zannediyorum. Kitap otobiyografik bir kitap ancak yazar tam manasıyla kendi düşüncelerini başkaraktere yüklememiş. Martin, Jack London'un zıttı görüşleri benimseyen bir yapıda. Martin okudukça Nietzsche hayranı olan bir karakter. Aslında Martin içinden geldiği kesimi en ince ayrıntılarına kadar biliyor. Onların seviyelerinin farkında. Kendisi okudukça ve üst seviye gördüğü insanların bile aslında hiçbir şey bilmeyip birer rolden ibaret olduklarını gördükçe bir inziva hâline sürükleniyor. Bu hâldeki bir insandan demokratik bir anlayış beklememiz zor olacaktır. Diğer insanların kendi kaderini belirlemesine onlarla eş değerde tutulmasına rızası olmayacaktır. Bu geldiği seviye onu liberalizme sürüklemektedir. Bireyci bir yapıya bürünmüştür. İşin garip tarafı yazarın, Jack London'ın, sosyalist bir görüşte olmasıdır. Aslında yazarı Martin'i liberal yaparken kendine zıt olan görüşleri savunmuyor. Bilakis bu insanların yanlış yolda olduğunu kitabın sonunda geldiği nokta ile gösteriyor. Nietzsche felsefesi benimsemiş üstinsan görüşüne sıkı sıkıya bağlı olan Martin her şeyi reddedip o özgürlüğe ulaşabilmesi gerekirken kitabın sonundaki int*har ile bu görüşün aslında ne kadar mümkün olmadığını ve mantık seviyesini ölçüyor. Bilmem alakası var mıdır ama h*tler'in de büyük bir Nietzsche hayranı olup sonunun int*har ile bitmesi ve Martin ile olan benzerliği dikkatimi çekti. Bir tevafuk olmaktan uzaktır zannediyorum. Toparlayacak olursak güzel bir kitaptı okuması zevkliydi içine çeken sürükleyici bir anlatımı vardı. Filmini izledim fakat filmi aynı derecede başarılı gelmedi bazı sahnelerin atlanmış olması üzdü. Yine de mukayese etmek açısından izlenebilir. Kitabın özel bir yeri olması da on yıldız almayı hak ettirdi. İnşaAllah nice kitaplara..
1000Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma
·
96 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.